Cinayet mi, suikast mı?

15 Aralık 2019 Pazar

Gencecik balerin Ceren Özdemir’in Ordu’daki evinin önünde hunharca öldürülmesi, Türkiye’de vicdan sahibi olan tüm yurttaşların içini yaktı.

Ne var ki bu korkunç cinayet, benim sadece yüreğimi dağlamadı. Katilin kimliği, kaçak geçmişi, yakalanırken iki polisi yaralaması, tutukevi tercihi ilgimi çekti, polisiye yazar refleksimi tetikledi. Profili, bazı “organize işler”de kullanılan ve hepsi yarı açık cezaevlerinden kaçıp istenen suçu” işleyen mahkûm profiline tıpatıp uyuyordu.

Örneğin, 2009’da benim evimi soyan mahkûm türüne çok benziyordu. Özellikle bilgisayarımı çalmak için gelen hırsızla, dairemden çıkarken burun buruna gelmiştim. Teşhis ettim. Eskişehir Yarı Açık Cezaevi’nden izinli çıkan bir mahkûmdu. Yakalama kararı cezaevine vardığında, serbest bırakılmıştı. Gaziantep’te tekrar yakalandı. Yine bırakıldı. Soygunun siyasal olduğu anlaşıldı. Ama avukatlarım işin peşini bırakmadılar. Gıyabında mahkûm oldu. Hâlâ kaçak!

Ceren’in katili Özgür Arduç, benzer biçimde kullanıyordu ve “neden kollanır” sorusuna, özellikle masum ve güzel bir genç kızı öldürmek gibi toplumda infial uyandıracak bir ya da bir dizi cinayet kumpası kurulmuş olması, hiç de yabana atılacak bir tez değildi.


FETÖ mü devrede, yoksa FETÖ yöntemleri mi sahnede?


Sosyal medyada paylaştığım bu düşünce, değerli meslektaşım Soner Yalçın tarafından odatv.com’daki 10 Aralık 2019 tarihli yazısında*, Ordu’daki FETÖ yapılanması çerçevesinde ayrıntılarıyla irdelendi.

FETÖ savcıları Zekeriya Öz ve Celal Kara, Artvin üzerinden yurtdışına kaçmadan önce bir süre Ordu’da saklanmış, hâlâ kovuşturulmayan birileri tarafından korunmuş ve kollanmışlardı...

Derken CHP Ordu Milletvekili, Sayın Dr. Mustafa Adıgüzel’den bir telefon geldi.

Ceren’in katil dehşetini Ordu’da, olay yerinde takip eden Mustafa Adıgüzel’in de cinayetin “organize toplum mühendisliği kapsamında bir saldırı olabileceği” yönünde kuşkuları vardı!

Ve süreci başından beri izleyen Emniyet, Ordu halkı ve Ceren’in ailesi olmak üzere birçok kesimle iletişim kuran bir milletvekili olarak, gerek ailenin gerek kamuoyunun aklındaki cevap bekleyen soruları” derlemişti.

Mustafa Adıgüzel’in sadece Ceren’i değil, Şule’leri, Özgecan’ları düşünerek, çünkü yaşam hakkını savunarak derlediğini vurguladığı -ve şimdiye değin hepsi cevapsız kalan!- bu soruları, hem okurlarımın, hem de yetkililerin dikkatine sunuyorum:


İhmaller dizini mi, kasıt düzeneği mi?

1- Ceren Özdemir’in katilinin açık cezaevine alınma süreci mevzuatlara uygun mudur? Bu süreçte geçmiş suçları, hakkındaki raporlar göz önüne alınmış mıdır? 

2- Katil, hangi kurumdan ve hangi durumdan firar etmiştir? Bu firarda bir yardım almış mıdır? 

3- Firari olduğu Ordu Emniyet Müdürlüğü’ne bildirilmiş midir? Emniyet’in firardan haberdar edilmediğine dair bazı duyumlarımız var. Bunlar doğru mudur? 

4- Firari olduğu günden cinayetin işlendiği güne kadar geçen sürede kamuoyu firardan niçin bilgilendirilmemiştir? Zanlının, cinayetten önce fotoğrafçıda, otelde ve bunun gibi birçok noktada şüphe uyandıran, dikkat çeken hareketleri olmuştur. Zamanında bilgilendirme yapılsa idi yakalıp, cinayet önlenemez miydi? 

5- Ceren’in evi, tenha bir mahallede ve cadde üzerindeki sıralı binalardan bir kademe geride, bina girişi kör bir noktadadır. Ayrıca evin hemen önünden üç ayrı yere yol güzergâhı kaçışa olanak sağlamaktadır. Şehrin kalabalık bir yerinde birçok insan arasından rasgele seçilmiş bir hedefin evinin bu şartlarda olması fazla tesadüfi değil midir? Bu nedenle Ceren’in bilerek hedef seçilmiş olabileceği ihtimali ile hedef alınmasında zanlıyı yönlendiren biri olup olmadığı, zanlının cinayet öncesinde Ceren’in çevresinde keşif yapıp yapmadığı soruşturulmuş mudur? 

6- Zanlı yakalandıktan sonra ezberletilmiş izlenimi uyandıran ifadelerinde, pişman olmadığı, rasgele hedef seçtiği, cinayet işlemekten hoşlandığı gibi söylemleri, kendisini cinayet makinesi gibi takdimi için zanlıya telkinde bulunulan kimse olup olmadığı araştırılmış mıdır? 

7- Bu cinayetin ve denetimli serbestlikten faydalanarak işlenen benzer cinayetlerin, Meclis’e gelmesi beklenen af yasa tasarısı ile bir ilişkisi var mıdır? Bu tasarıyla ilgili Cumhur İttifakı’nın bileşenleri arasındaki tartışmalarda toplumdan gelecek olan itirazları güçlendirmek için gizli bir el devreye girmiş olabilir mi? 

8- Ceren cinayeti ve benzer cinayetlerde saldırıya uğrayan kurbanların aynı toplumsal kesimlerden ve benzer yaşam tarzlarını benimseyen kişilerden seçilmesi ile topluma bir mesaj mı verilmek istenmektedir? Düzce Milli Eğitim Müdürü’nün ve bir üniversite rektörünün ifadeleri de aynı yönde mesajlar içermektedir. Ya da Ceren ile empati yapan, acıyı paylaşan çok geniş bir kesime dönük organize bir saldırı olduğu algısı oluşturularak toplum mühendisliği mi yapılmakta ve bir infial mi yaratılmak istenmektedir?


Son söz: Ceren Özdemir’in katli, rasgele işlenmiş bir cinayet değil, sevgili seyirciler!



*https://odatv.com/cerenin-katledilmesinin-ardinda-buyuk-bir-oyun-mu-var-10121941.html


Yazarın Son Yazıları

Varlık, yokluk, NAVTEX! 20 Eylül 2020
‘Survivor’ gazileri 6 Eylül 2020
Künye 23 Ağustos 2020
Maarem 16 Ağustos 2020
Tavşanlar da ateş eder! 9 Ağustos 2020
Suat Derviş’in romanı 2 Ağustos 2020
Diriliş: Engizisyon 12 Temmuz 2020