Cumhuriyet mal değil, ilkedir!
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Cumhuriyet mal değil, ilkedir!

04.06.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Düşünce yapımı büyük ölçüde belirleyen Cumhuriyet’e ilk kez 1979 yılında Tan Oral aracılığıyla Ciddiyet kapısından girdim. Ciddiyet, fazlasıyla ciddi bu gazetenin olağanüstü güzellikteki mizah sayfasıydı. Haftada bir yayımlanıyor, yönetici ve yazarların konuşlandığı üst katta, Turhan Selçuk’un odasında hazırlanıyordu. Dolayısıyla gazetedeki ilk dostlarım çizerler oldu. Ardından Turhan Selçuk’un kapı komşuları Nadir Nadi, İlhan Selçuk, Ali Sirmen, Sami Karaören, Orhan Erinç ve zaman zaman Ankara’dan gelen Uğur Mumcu ile tanışmak onuruna eriştim. O yıllarda erkeklerin tekelindeki mizah dalına tüneyen ilk kadın olmak kolay değildi. Ama başta mizahçılar, Cumhuriyet’in “ağır abileri” beni büyük bir zerafet ve incelikle desteklediler.
İlhan Selçuk, “Sen Doğan Nadi gibi, kısa fıkra yazarı olacaksın!” diye yüreklendirirdi. Ne var ki Ciddiyet’e haftada bir Mine Gökçe imzasıyla yazdığım kısacık metinlerle hayatımı kazanamıyordum. Zaten sürekli mizah üretemeyeceğimi de çabuk anladım. Ayrıldım. Adım Mine G. Saulnier oldu; eş, iş, hatta ülke değiştirdim.
1985 yılında Cumhuriyet’e Bilbao’dan gönderdiğim ilk ciddi haber, Mine Soley imzasıyla çıktı, iyi mi? Yeni adım, haberi dizen arkadaşın Yeşilçam hatıratını canlandırmıştı kuşkusuz…

***

1990 yılının sonunda Cumhuriyet’in Paris temsilciliğine atandım. Gelirim oldukça mütevazı, ancak ilk kez parça başı değil, aylık diye seviniyordum. Ne yazık ki sevincim, birkaç ay sürdü. Gazete “birinci” ve “ikinci” Cumhuriyetçiler arasında çekişmenin odağı olmuş, krize girmişti; ücretler ödenemiyordu. 6 ay ücretsiz çalıştıktan sonra, İlhan Selçuk’un rızası ve can dostum Zeynep Oral’ın aracılığıyla Milliyet’e geçtim.
Sonrasını biliyorsunuz. 2010’dan beri yeniden, buradayım.
Ve Cumhuriyet yine krizde. Hem de çifte krizde.
Bir yanda dört yıl önceki vakıf seçimleri sürecinde başlayıp eski ve yeni yöneticiler arasında mahkemeye taşınan anlaşmazlık; öte yanda iki yıldır tırmanan hükümet baskısı, hapis zulmüyle süren davalar, yeni tutuklamalar…
Cumhuriyet gazetesinin tarihi, hükümet baskıları, hapis, işkence zulmü ve hatta karanlık suikastlara kurban verilen onurlu yazarların kanıyla sulanmıştır.
Cumhuriyet, fikirsel bir belkemiği olan ilke gazetesidir ve öyle kalmalıdır. Çalışanları, Cumhuriyet’in ilkelerini paylaştıkları için tüm zorluklara, bazen ölüm tehditlerine göğüs gererler ve beklentileri, gazete yönetiminin de aynı ilkeleri koruması, savunmasıdır.

***

28 Mayıs 2017 tarihli Cumhuriyet’te, Orhan Bursalı’nın “Bunca yıllık gazete, babamın malı mı?” başlıklı bir yazı yayımlandı. Ali Sirmen Ağabeyimiz de 30 Mayıs 2017 tarihli “Cumhuriyet ve mensupları” başlıklı köşe yazısında, Sevgili Orhan’ın düşüncelerini tümüyle paylaştığını açıkladı.
Ben de onlara katılıyorum. Cesur ve değerli Cumhuriyetçi Orhan Bursalı’nın, aynı kanıda olmadığım tek bir saptaması var. Orhan, basın tarihine not düşen yazısında: “Cumhuriyet gazetesi, Cumhuriyet Vakfı’nın malıdır. Vakfa sahip olan, gazeteyi de istediği gibi yönetir” tümcesini kuruyor.
Hayır, vakfa sahip olan da Cumhuriyet’i malıymış gibi, keyfince yönetemez.
Çünkü Cumhuriyet Vakfı’nın kurucu metninin Başlangıç bölümünde, “Cumhuriyet, amaçlarına ancak Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü kapsamında ulaşılacağını temel ilke sayar” diye yazar. “Kimliği, ilkeleri ve amaçları, uzun tarihi içinde belirlenip toplumda kök salan Cumhuriyet’i aynı yörüngede yaşatmak, Cumhuriyet Türkiye’sine, topluma ve Cumhuriyet okurlarına karşı bir ödev niteliğine dönüşmüştür. Cumhuriyet Vakfı, bu amacı yerine getirmek için kurulmuştur” tümcesiyle de son bulur.
Başka bir deyişle, hiçbir vakıf yönetiminin bu temel ilkeye aykırı karar almak ve uygulamak yetkisi yoktur!

***

Halen gazetenin eski ve yeni vakıf yönetimi arasındaki çatışmayı, 1991’de yaşanan “birinci” ve “ikinci” Cumhuriyetçiler arasındaki hesaplaşmanın bir rövanşı olarak algılamak mümkün.
Cumhuriyet’in ilkelerine sadık çalışanları bizler, sorumlu olmadığımız bu hesaplaşmanın gazeteye zarar verdiğini görüyor; derin endişe ve üzüntü duyuyoruz.
Cumhuriyet’in iç sorunu vakıf seçimlerine ilişkin dava, hükümetle sorununu oluşturan ve haksız yere hapsedilen arkadaşlarımıza açılan davalardan iki yıl önce başlamıştır. Birileri iki davayı aynı göstermeye çalışsa da bu davaların nedeni de ve amacı da çok farklıdır.
Akın Atalay nasıl FETÖ darbecisi değilse, Alev Coşkun da Saray darbecisi değildir.
Vurgulamak istedim.
Y.N. Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği 9. Kitap Günleri’nde bugün, saat 14.30’da “Referandumdan sonra nasıl bir Türkiye’de yaşayacağız” konulu söyleşim var. Katılmak isteyen okurlarımı, Haydarpaşa Garı’nın B peronunda beklerim…

Yazarın Son Yazıları

Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025
Dar sahada kısa paslaşma

Mikron ordusu kıyıda düşman beklerken, Betonit Saray’da işler çığrından çıkmıştı. Olası savaş masrafları boyuna yoksul halkın sırtına bindiriliyor; savaş korkusu ise Kel Tepe’deki ayrıcalıklı nüfusun cima furyasını kamçılıyordu. Sarayın CİA danışmanı Frozen Goldstein, donuk zekâsına karşın epeyce ateşli bir çapkındı. Güzeller güzeli karısı Frambuaz ise başlangıçta dini bütün bir Yolcu ve erdemli bir kadındı. Ama kocasının ihanetlerini öğrenince yoldan çıkmış; “göze göz dişe diş” deyip o da cima havuzuna atlamıştı.

Devamını Oku
07.07.2025
Diyanet’in yol harcı, teğmenlerin ihracı

Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım 2023’te Atatürk’ü anma etkinlikleri için son hazırlıklar yapılıyordu.

Devamını Oku
06.07.2025
Saçma sapan bir savaş mıydı?

Saçma sapan bir savaş mıydı? İ srail’in suikast saldırıları, İran’ın Demir Kubbe’yi delen füzeleri, ABD’nin İran’ı bombardımanı, yıkılan binalar, insan kayıpları ve pek de anlam verilemeyen bir savaş daha tavsadıktan sonra ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dünyaya açıkladı: “Biz bu saldırılara aylardır hazırlanıyoruz…”

Devamını Oku
29.06.2025
Suratın tatlısı, limonun ekşisi

Mikronezya adasının Yutania’ya bakan kıyı şeridinde, askeri karargâh dışında bir sivil yaşam belirtisi de vardı...

Devamını Oku
28.06.2025
Sarı Paşa ve Türk Mucizesi

Vakit dardı. Kütahya mücadelesi sonrası, Yunan ordusu var gücüyle saldırıya geçecekti.

Devamını Oku
22.06.2025
Felekten bir gece, adını hece hece

Bolluk ve mutluluk istibdatı Yutania adasında, herkes seferberlik öncesi günleri özlüyordu.

Devamını Oku
21.06.2025