Onur ve cesaret

12 Aralık 2021 Pazar

Milattan önce 502 yılında Roma, Kral İkinci Porsenna komutasındaki Etrüsk orduları tarafından ablukaya alınmıştı. Kente giden bütün yollar tutulmuş, buğday bulunmaz olmuştu. Roma halkı açtı. Gaius Mucius adlı genç patrisyen, tarihte böyle bir kuşatma yaşamayan kentin Etrüskler tarafından aşağılanmasını bir türlü yediremiyordu onuruna. Düşman saflarına sızmaya ve duyduğu utancı kendisini feda ederek temizlemeye karar verdi. Senato’ya gitti ve “Tiber Nehri’ni geçip tanrıların yardımıyla soylu bir amaca hizmet edeceğim. Kentten çıkıyorum ancak firar ediyorum sanmayın!” dedi. Senatörler izin verdiler. 

Gaius Mucius, geniş pelerininin altına bir hançer gizledi ve düşman saflarına geçti. Kral Porsenna’nın karargâhına vardığında, kral ve başyaveri askerlerin aylıklarını dağıtıyorlardı. Yan yana oturmuşlardı. Hangisinin Porsenna olduğunu bilemeyen Gaius Mucius, hançerini rasgele salladı ve kral yerine yaverini öldürdü. 

CESARET BİR ROMA ERDEMİDİR

Porsenna’nın maiyeti tarafından kıskıvrak yakalanıp kralın huzuruna çıkarıldığında, korkmuştan çok korkutucu bir görünümü vardı. 

Ben Romalıyım” dedi Porsenna’ya. “Adım Gaius Mucius. Seni öldürmek istiyordum ve öldürmek için gösterdiğim cesareti, ölmek için göstermeye hazırım. Acı çekerken dövüşmek cesareti, bir Roma erdemidir. Senin için bu duyguları besleyen bir ben değilim. Ardımda aynı yolu izleyecek pek çok unurlu Romalı var. Her an bir hançer, karargâhının ortasında göğsüne inebilir. Roma gençliği sana savaş açtı Porsenna! Ardına ordularını alamayacağın bir savaş. Teke tek. Sen ve bir Romalı arasında geçecek bir dövüş olacak bu!

ATEŞİNDE YANARIM!

Porsenna, genç adamın cesaretinden hem ürkmüş hem de müthiş öfkelenmişti. Eğer hazırlanan komployu tüm ayrıntılarıyla anlatmazsa bir ateş çemberinin ortasında yavaş yavaş yakmakla tehdit etti Gaius Mucius’u. 

Krallık çadırının ortasında, tanrılara tütsü yakmak için kullanılan kutsal bir ocak yanıyordu. Gaius Mucius sağ elini ateşin içine daldırdı ve hiç acı çekmiyormuşçasına orada tutarak “İyi bak Porsenna! Yücelik gerektiği zaman gövde nelere dayanır, öğren!” dedi. Etini kılını kıpırdatmadan çatır çatır yakan genç Romalının irade gücü, Porsenna’yı sarsmıştı. Gaius Mucius’u ateşten uzaklaştırdı ve “Seni özgür bırakıyorum” dedi. “Benden çok, kendi canını yaktın. Eğer hizmetimde olsaydın, cesaretini överdim. Seni savaş yasalarıyla cezalandırmayacağım. İşkence ve kötü muamele görmeyeceksin. Seni bağışlıyorum, Roma’ya dönebilirsin.”

ONURA ONUR, YÜCELİĞE SAYGI

Gaius Mucius, kralın bu cömertliğine karşın “Mademki cesarete saygın var, benden tehdit yoluyla alamadığını, iyilikle öğreneceksin” dedi. “Roma gençliğinin seçkin neferleri, üç yüz patrisyeniz biz. İlk ben geldim. Ardımdan tek tek ötekiler, seni öldürmekte başarılı oluncaya kadar şanslarını deneyecekler ve hiçbirisini, bir öncekinin kaderi etkilemeyecek!

Gaius Mucius, Roma’ya döndükten sonra sağ elini yitirdiği için Scaevola, yani Solak diye anıldı. Ama gösterdiği cesaret, Kral Porsenna’yı düşündürdü. Roma’ya ilk barış elçilerini gönderdi ve barış önerilerini sundu. 

KANIN GÖLGESİ BAKİ

Bizim de Gaius Mucius’larımız vardı, değerli okurlarım. 

Onların adı Sabahattin Ali, Bedri Karafakıoğlu, Doğan Öz, Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ali Günday, Necip Hablemitoğlu, Hırant Dink ve adları daha az bilinen binlerdiler. 

Ancak karşılarındaki düşman, ne yüceydi ne de onurlu.  

Devlet diye diye Türkiye Cumhuriyeti’ne kasteden, insan öğüten bir kıyma makinesinin cüce kasapları ile “hançersiz” dövüştüler ve öldürüldüler. Silahşor değil, kalemşordular. Kimseye suikast yapmadılar, ama devleti kemiren cudamların suikastlarına kurban gittiler. 

Manikürlü ellerinde onların kanı ve gölgesi baki cücelerin, ne kimseye verecekleri “milliyetçilik” dersi vardır ne de yurt sevgisi. 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

At, avrat, rodeo! 18 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları