Amirallerin duyarlılığı ve ‘mugalata’ - Gani AŞIK
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Amirallerin duyarlılığı ve ‘mugalata’ - Gani AŞIK

14.04.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 104 emekli amiralin yayınladıkları duyuruya ilişkin soruşturmasında 14 amiral hakkında adli kontrolle serbest bırakılma kararı verdi.

Arapçada mugalata, “galat” kökünden gelir ve herkesin doğru bildiği yanlışa da “galatı meşhur” denir. Mantık hileleri kullanıp, dil cambazlığı yaparak halkı aldatma sanatıdır. Eski Yunan’da sofistler ücretle bunun dersini verirlerdi. Sokrat, Eflatun ve Aristo, söz cambazlığı ve kelime düzenbazlığının, halkın gerçekleri öğrenmesine engel olacağını düşünerek 2500 yıl önce bu akıma karşı felsefi ve ahlaki mücadele başlattılar. 

PEYGAMBER OCAĞINDAKİ KAYGI

ABD’nin başını çektiği emperyalizm “Karadeniz’in NATO gölü olması”, TSK ise Türkiye’nin yaşamsal çıkarları ve bekası açısından “kıyıdaş ülkelerin kontrolünde kalması” taraftarıdır. TSK’nin bu tercihinin temeli, tarihte yaşanan büyük acılara ve tecrübelere dayanır. Değişik nitelikteki kumpaslarla TSK’nin omurgasının kırılması, emperyalizmin beklentileri, bir yönüyle de Karadeniz gerçeğiyle ilgilidir. Emekli amirallerin uzmanlık alanları olan Möntrö Sözleşmesi ve sarıklı amiralle (!) ilgili duyarlılıkları, asla yurtseverlikten öte bir anlam taşımaz, çok da masumanedir ve koparılan yaygara temelsizdir. FETÖ kalkışmasını “Allah’ın lütfu” kabul edip sivil darbelerle Cumhuriyeti, demokrasiyi ve hukuk devletini nakavt olmuş boksöre çeviren iktidarın, emekli amirallerin açıklamasında darbe izi araması, mugalatanın şaheser örneğidir. Millet olarak asıl talihsizliğimiz hukuka, demokrasiye ve Türklüğün Kurtuluş Savaşı ile yeniden doğmasına inanmayan ve ABD projesi olarak kurulan, İhvan/ Ortaçağ çizgisindeki bir partinin iç yüzünü uzun yıllardır saklayabilmesindedir. Bu başarıda, iktidarın mugalata sanatındaki ustalığı yanında, Anadolu’yu boydan boya resmi ve gayri resmi medreselerle donatmış olmalarının da rolü büyüktür. 

Şifreli “davaları”, Cumhuriyeti tüm birikim ve değerleri ile ortadan kaldırmak, Anıtkabir’e dozer göndermek olsa da bunu asla yapamayacaklar. Cumhuriyet gökten inmedi ama Kurtuluş Savaşı şehitlerinin mübarek kanı ve gazilerinin cennet kokan alınteri ile bedeller ödenerek kurulduğu için yerden, bu kutsal topraklardan fışkırdı denilebilir. Bir Yargıtay üyesi ile Yargıtay ve Danıştay başkanlarının saray korosuna katılarak ihsası reyde bulunmaları, adalet adına utancımızdır. Hukukla ilgisi olmayan, din eğitimli benim tepkim de onların utancı olmalıdır. İstisnalar dışında, yargının Saray’a diz çöktüğü biliniyorken Adalet Bakanı’nın “Hâkimler ve savcılar kimseye önünü kapatmaz” sözü, mugalatanın imbikten süzülmüş halidir. Bu koroya Jandarma ve Deniz Kuvvetlerinden bir birimin de katılması, hezimetle sonuçlanan Balkan Savaşlarındaki Osmanlı ordusunu hatırlatıyor. O halde soralım: TSK nereye, yargı nereye hatta devlet nereye?

DEVLET ÇÖKERTİLİYOR

Merhum Sakıp Sabancı, futbola ilgisiz olduğu halde, dostlarınca Adana ve komşu il takımlarının maçına götürülür. Adana takımının gol atması ile ortalık yıkılır ama Sakıp Bey’in donuk gözleri bir noktaya sabitlenir. “Ağa, sen niye sevinmiyorsun” diyenlere, “Gardaşım, bu gol, ekonomiye ne gattı?” der. Nakşiliğin 11 ilkesinden birisi de kalbi, dünyevi düşüncelerden korumaktır da buna uyan kim? 40 ana akım ve 200’den fazla kola ayrılan, yurt genelinde örgütlenen, iktidarla devleti paylaşan, şeyhleri yalılarda yaşayan tarikatlar, ilim ve fen adına ne üretiyor, ekonomiye ne katıyor? Pırıltılı beyinleri çürütmek, sadece genç nesli değil, ilahiyatçıları bile deist yapmak, ülkeyi terke zorlamak, yoksul halkı ve Cumhuriyeti kemirmekten başka ne yapıyor? 550 yıl önce, müneccimbaşı Takiyyüddin’in, 3. Murat’ı ikna ederek inşa ettiği rasathaneyi “Ay’daki meleklerin bacaklarını dikizliyor” gerekçesiyle (!) yıktıran kafa bugün de aynı ama gökteki ruhani meleklerin iffetini korurken (!) yerdeki cismani meleklere pek düşkünler. Yüz yıllık rüyası büyük ölçüde gerçekleşen bir ideolojinin artık “tramvaydan ineceği” ve –olabilirse– “gitmeme” hazırlıkları yaptığı kaygısı taşımaktayım.

GANİ AŞIK

ESKİ CHP KAYSERİ MİLLETVEKİLİ MÜFTÜ

Yazarın Son Yazıları

Gelir düzeyi ve kentsel dönüşüm - Aydın Öncel

Türkiye deprem kuşağında ve oldukça fazla riskli yapı stoğu olan bir ülke.

Devamını Oku
02.05.2026
Emek ve dayanışma - Kemal Akkurt

İşçi sınıfının 1886 yılında ABD’nin Şikago kentinde çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları başkaldırı hareketi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nın ilk kıvılcımı oldu.

Devamını Oku
01.05.2026
İşçi sınıfı yeniden - Doğan Ergenç

20. yüzyılda işçi sınıfının önemli kazanımlar elde ettiğini söyleyebiliriz.

Devamını Oku
01.05.2026
1 Mayıs 137 yaşında - Engin Ünsal

Bugün İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs aslında kanla yazılmış bir emek hareketinin anılma ve sömürüye karşı evrensel dayanışmanın sergilendiği gündür.

Devamını Oku
01.05.2026
Sine-i millete dönmek - Şule Özsoy Boyunsuz

Türkiye’de kamuoyunca zaman zaman gündeme getirilen ve sine-i millete dönmek olarak ifade edilen “topluca istifa”, aslında anayasal olarak var olmayan bir beklentiye dayanıyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Uçak gemileri - Hakan Ercan

Uçak gemileri, modern askeri gücün görkemli ve fakat tartışmalı unsurlarından biri olmaya devam ediyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Maden işçilerinin zaferi üzerine - Cuma Gürsoy

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık kadar çokturlar / Mücadelemizde sadece onların destanı vardır.”

Devamını Oku
30.04.2026
Denge ve denetim krizi - Mahmut Aslan

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından, özellikle muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik adli ve idari süreçlerde belirgin bir yoğunlaşma gözlenmektedir.

Devamını Oku
29.04.2026
Yanlarına kâr kaldı... - Berna Özgül

Türkiye'de motokuryeler yalnızca ağır çalışma koşullarıyla değil, cezasızlıkla da mücadele ediyor.

Devamını Oku
29.04.2026
Çocuk koruma mı, dijital gözetim mi? - Mehmet Utku Şentürk

Türkiye’de sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi ve VPN hizmetlerine kadar uzanan kimlik doğrulama zorunluluğu tartışmaları, yalnızca çocukların korunması meselesi değil; aynı zamanda temel hak ve özgürlükler açısından kritik bir kırılma noktasıdır.

Devamını Oku
29.04.2026
Doğum sonrası depresyonu anlamak - Ece Başak Karakaş

Doğum; ailenin heyecanla beklediği bebekle ilk karşılaşması, çoğu zaman sevinç, umut ve yeni bir başlangıç duygusuyla anlatılır.

Devamını Oku
28.04.2026
Laik, demokratik ulus devlet - Selçuk Kosa

Rönesans, 1400 ve 1700 yılları arasında Avrupa halklarının sırasıyla kilise ve monarşiye karşı başlattığı bilim ve özgürlük savaşıydı ve kazanıldı.

Devamını Oku
28.04.2026
Kentler suskun - Aykurt Nuhoğlu

Siyaset, hızlı düşünmeyi ve doğru kararları zamanında alabilmeyi gerektirir.

Devamını Oku
27.04.2026
Mustafa Kemal'in 36 saat süren Çanakkale röportajı

10 Aralık 1915 günü Çanakkale’den ayrılan Albay Mustafa Kemal, 1916’da tuğgeneraliğe terfi etti.

Devamını Oku
27.04.2026
Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026
Vatansever olmak, ya da olmamak… - Erol Ertuğrul

Kimse vatan haini olmak istemez.

Devamını Oku
22.04.2026
Yanılsamalar ve gerçekler üzerine... - Cengiz Kuday

Politika, çoğu zaman sanıldığı gibi gerçekleri bütünüyle inkâr etmek ya da doğrudan yalan söylemek değildir.

Devamını Oku
22.04.2026
Okullardaki şiddetin çözümü - Ömer Adıgüzel

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan silahlı eylemlerin gerekçelerine ve yapılması gerekenlere ilişkin çok farklı görüş ve çözüm önerileri elbette mümkündür.

Devamını Oku
21.04.2026
Egemenlik bölünemez - Cihangir Dumanlı

İktidar terörü bitiren hükümet olarak siyasal kazanç sağlamak amacıyla “terörsüz Türkiye” sloganı ile yeni bir açılım süreci başlatmıştır.

Devamını Oku
21.04.2026
Faturanın büyüğü buzdağının altında - Mehmet Özdağ

AKP iktidarının enerji politikaları, kamu kaynaklarının şirketlere aktarıldığı bir finansal mekanizmaya dönüştü.

Devamını Oku
20.04.2026
Çocuklar nasıl yetiştiriliyor? - Mustafa Küpçü

Çocukluk yıllarımda anımsadığım bir olaydır; Dükkân komşumuzun atölyesinden gelen feryat figan bir çocuk sesi ile irkildik.

Devamını Oku
20.04.2026
Okul saldırılarını çocuklarla konuşmak

Bazı haberler vardır, günlük yaşantımızın ortasına düşer, okur okumaz en yakınımızdakilerle paylaşma gereksinimi duyarız.

Devamını Oku
18.04.2026
Bir başka bakışla Köy Enstitüleri - Günay Güner

Geçen her yıl Köy Enstitülerinin değeri daha iyi kavranıyor, okullarımıza özlem artıyor.

Devamını Oku
18.04.2026
Cumhuriyet eğitimine vurulan hançer! - İhsan Tayhani

Kuruluşunun üzerinden seksen altı yıl geçmesine karşın Köy Enstitüleri, 1940’lı yılların özgün ve çağcıl bir eğitim atılımıdır.

Devamını Oku
18.04.2026
Cumhuriyetin eğitim devrimi - Mustafa Gazalcı

Kuruluşunun 86. yılını kutladığımız Köy Enstitüleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli eğitim devrimidir.

Devamını Oku
17.04.2026
Kimsesizlerin kimsesi eğitim kurumları - Duran Güldemir

“Bu öğretmenler köyümüze geldikten sonra bizim ne söyleyecek sözümüz kaldı, ne de gücümüz...”

Devamını Oku
17.04.2026
Bozkırın genç fidanları - Mücteba Binici

Önümde, zamanın yıpratıcı etkisinden nasibini almış, kenarları kıvrılmış, sararmış siyah-beyaz bir fotoğraf duruyor.

Devamını Oku
17.04.2026
Savaşın yeni genetiği - Cumhur Utku

Savaş tanımı ve savaşın ilkeleri bu günlerde modern ve köklü bir değişim geçirmektedir.

Devamını Oku
16.04.2026
Türkçemizi koruyalım - Erol Tuncer

Dil uzmanı değilim.

Devamını Oku
16.04.2026
Hukuk herkese lazım - Ahmet Özer

Giderek genişleyen baskı iklimi, Türkiye’yi devasa bir hapishaneye dönüştürdü.

Devamını Oku
15.04.2026
Özel emekli aylığı - Engin Ünsal

Uzun bir çalışma döneminin sonunda emeklilik kişinin huzur içinde geçim kaygısı olmadan sevdikleri ile geçireceği bir kavram olmalıdır.

Devamını Oku
15.04.2026
İran Savaşı ve Amiral Mahan - Nejat Eslen

“Tarih, denizlere hâkim olan ulusların dünyaya da hâkim olduğunu gösteren sessiz tanıktır.”

Devamını Oku
14.04.2026
İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz

Sermayenin sınırsız kâr elde etme arayışı, insanlığın tüm yaşam alanlarının piyasaya açılmasına, maddi veya gayri-maddi tüm değerlerin metalaşmasına ve şirketler tarafından kamu kaynaklarının istila edilip yok edilmesine yol açar.

Devamını Oku
14.04.2026
İnsansız savaş! - Abdurrahman Bayramoğlu

ABD’nin İran’a saldırısı karşısında dünyanın üç maymunu oynaması, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının ortadan kaybolması, insanlığın geleceği adına oldukça kaygı verici.

Devamını Oku
13.04.2026
Cumhuriyetçi devlet adamı - Hamdi Yaver Aktan

Hukuksuz soruşturmaların sürdüğü bir sırada, bir televizyon kanalında Cumhuriyet gazetesindeki makaleye gönderme yaptığını ve gazeteyi de izleyicilere gösterdiğini bir dostum iletmişti.

Devamını Oku
13.04.2026