Cumhuriyetimizi bekleyen tehlike - AV. EROL ERTUĞRUL
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Cumhuriyetimizi bekleyen tehlike - AV. EROL ERTUĞRUL

26.05.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir aşaması Ortadoğu’da Suriye, Irak, İran ve Türkiye’den parçalar alarak bir Kürdistan kurmak projesidir. Emperyalizmin hazırladığı bu proje yürürlüğünü sürdürmektedir. Sözde barış adı altında ve “terörsüz Türkiye” diye sunulan ve bir müjde gibi gösterilen gelişmelerin özü aslında budur. DEM Parti milletvekillerinin desteğini alarak anayasayı değiştirmek ve Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilmesini sağlamak karşılığında bu projenin gerçekleşmesi isteniliyor.

Silahlı terör örgütü silah bıraktığını açıklıyor. Bu silah bırakmanın nasıl gerçekleştirileceği belirsizken örgütün Türkiye dışındaki uzantıları varlıklarını sürdürecekler. Tam bir aldatmaca. Ayrılıkçı örgütün açıklamasındaki silah bırakma deyimleri öne çıkarılırken, satır aralarındaki asıl amaç gizleniyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesi Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası suçlanırken Türkiye soykırımcı olarak gösteriliyor.

Lozan, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü’nün dünyanın tüm emperyalist ülkelerine karşı kazandıkları bir zaferdir. Lozan ile Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı kabul edilmiştir. Bu zafer, Türk ulusunun emperyalizme karşı verdiği Kurtuluş Savaşı ile kazanılmıştır. Lozan, Cumhuriyetimizin varoluş nedenidir, tartışmaya açılamaz. 1924 Anayasası ile de Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter devlet olduğu vurgulanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’ni soykırım yapmakla suçlamak ise gerçek dışıdır ve kabul edilemez.

EMPERYALİZMİN TUZAKLARI

Bir savaştan söz edilmekte ve bir barış dile getirilmektedir. Türkiye bir savaşta değildir. Barış adı altında bölünmenin yolu açılmaktadır. Bir terör vardır ve Türkiye bu terörü yok etmiştir. Lozan eleştirisi ve Türkiye’yi soykırımcı olarak suçlamak ise görmezden gelinemez ve bu asılsız suçlamalara susulamaz. Susmak ve kabul etmek var olan iç barışı bozar, bölünmeye yol açar. AKP yönetimi ayrılıkçı örgütün sözde silah bırakmasını öne çıkarırken ve bunu bir müjde olarak sunarken, kabul edilemez suçlamalara sesini çıkarmıyor, susarak onaylıyor. Erdoğan geçmişte, “Lozan’ı bize başarı olarak yutturdular” demişti. Ancak, ulusumuz Cumhuriyetimizin kuruluş anlayışına ve kurucularına söz söyletmez. Türkiye Cumhuriyeti’ni bir parantez olarak görenlere karşı İsmet İnönü’nün “Kendi içinde bizimki kadar çok hain yetiştiren bir ülke yoktur” sözleri doğrulanmış oluyor.

Emperyalizm hiç bir zaman Lozan’ı kabul etmedi, hep Sevr’i uygulamak istedi. Ancak Türk ulusu Mustafa Kemal’in önderliğinde Sevr’i tarihin çöplüğüne attı. Bugün artık Sevr’i hortlatmak olanağı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir. Ülkede farklı diller konuşulmuş olsa bile resmi dil tektir ve bu dil Türkçedir. Bunu değiştirmek olanağı da yoktur. Selahattin Demirtaş yabancı basına verdiği bir söyleşide neden Türkçe konuştuğu kendisine sorulduğunda “Kendimi Türkçe daha iyi anlatabiliyorum” demişti. Ayrılıkçı örgütün başı İmralı’dan telefonla katıldığı son toplantıda 37 dakika süren konuşmasını Türkçe yapmıştı.

CUMHURİYET DEVRİMİ'NDEN YANA OLMAK

Yaşar Kemal, yurtdışında kendisine “Siz bir Kürt yazarı mısınız” diye sorulduğunda “Bir kere ben bir Kürt yazarı değilim. Kürt asıllı bir Türk yazarıyım” demişti ve tüm romanlarını Türkçe yazmıştı.

DEM milletvekilleri ülkemizin üniter yapısını, bütünlüğünü savunanları ırkçılıkla suçluyorlar. Bir ülkenin bütünlüğünü savunanlar ırkçı sayılamazlar. Asıl ırkçılık emperyalizmin oyununa gelerek bölücülüğü savunmaktır.

Bölücü teröristlerin bağışlanacağı söyleniyor. Bu ülkenin gerçek vatanseverleri, seçimle gelmiş belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, gazeteciler, gençler uydurma suçlamalarla cezaevlerinde tutulurken, en alçakça cinayetleri işlemiş teröristler nasıl bağışlanacaktır. Silahsız, sivil giyimli ve birliklerine katılmak üzere sivil araçlarla giden 33 askerimizi silah zoruyla dağa çıkarıp kurşuna dizenleri nasıl unutacağız? Tutsak alınmış 12 güvenlik görevlimizi yıllarca bir mağarada tuttuktan sonra o gencecik çocukları şehit edenleri nasıl unutacağız? Saldırılarda ölen binlerce şehidimizi nasıl unutacağız?

Yasalar çıkarılacak, yargı karar verecek ve ulusumuzun içine sinmeyen işlemler gerçekleştirilecek. Bağımsız ve tarafsız yargı yaygın bir söylemdir. Yargının bağımsız olması gerekmektedir. Yargı yalnızca hukuka ve yasalara bağlı olacaktır. Ancak tarafsız olmayacaktır. Yargı yandaş değil, Cumhuriyet değerlerine ve hukuka bağlı yargıçlarla Cumhuriyetten yana olacaktır. Çünkü Cumhuriyet bir devrimdir ve korunması gerekmektedir. Güzel yurdumuz tüm bu sorunları aşacak ve hak ettiği yere ulaşacaktır.

AV. EROL ERTUĞRUL

İlgili Konular: #Cumhuriyet

Yazarın Son Yazıları

Futbol baştan kokar - Meriç Erdağlı

2026 FIFA Dünya Kupası’ndan hezimetle ayrılan Türk milli futbol takımı, vatandaşların beklentilerini yerine getiremedi.

Devamını Oku
26.06.2026
Muhalefetin kanun yoluyla yeniden tanzimi - Su Erbaş

Çağdaş otoriterleşmenin ayırt edici özelliği, açık baskı yerine kurumların hukuk diliyle araçsallaştırılmasıdır

Devamını Oku
26.06.2026
Kamu hukukunun lağv edilmesi - Doğan Erkan

Ana muhalefet partisinin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organlarının, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasıyla görevlerinden el çektirildiği, bu Kafkaesk “yargısal” kararın siyasallaşmış kolluk marifetiyle uygulandığı bir evreyi şaşırarak gözlemliyoruz.

Devamını Oku
25.06.2026
Dünya Denizciler Günü - Hakan Ercan

Uygarlık tarihi büyük ölçüde nehirlerin ve denizlerin tarihi olarak da değerlendirilebilir.

Devamını Oku
25.06.2026
Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026
Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı

Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil.

Devamını Oku
24.06.2026