Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

21.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

AV. ARİF ANIL ÖZTÜRK

ADD YÜKSEK DİSİPLİN KURULU ÜYESİ

Ortadoğu yine büyük güçlerin satranç tahtasına çevrildi. Bu coğrafya 100 yılı aşkındır aynı tiyatroyu izliyor: Güçlü olan kendi güvenliğini gerekçe gösteriyor, zayıf olan ise bedelini ödüyor. Bugün ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları da bu tiyatronun yeni bir perdesinden başka bir şey değildir.

Washington yönetimi operasyonlarını “nükleer tehdidi önleme” ve “bölgesel güvenliği sağlama” söylemleriyle meşrulaştırmaya çalışıyor. Oysa gerçekte yaşanan şey uluslararası hukukun güçlü olanın çıkarlarına göre eğilip bükülmesi, bu çıkarlar uğruna binlerce insanın kanının dökülmesidir.

Bir devlet sınırlarından yaklaşık 10 bin km uzaktaki başka bir devlete askeri saldırı düzenliyorsa bunun adı “güvenlik politikası” değil “güç siyasetidir”. Eğer bu müdahale küresel güç dengelerini kendi lehine şekillendirmek için yapılıyorsa bunun adı daha da açıktır: “Emperyalizm!”

ABD’nin İran’a yönelik saldırıları tam da bu mantığın ürünüdür, çünkü konu yalnızca İran’ın nükleer programı değil, konu Ortadoğu’nun enerji yollarını, siyasal dengelerini ve stratejik coğrafyasını kontrol altında tutma isteğidir.

İşin garip tarafı ABD’nin İran’a karşı bu eylemleri kendi siyasal sisteminde dahi tartışmalıdır. Amerikan Kongresi’nde konuyla ilgili ciddi bir ayrışma yaşanmaktadır. Trump’a yakın Cumhuriyetçiler operasyonu desteklerken Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçi senatörler başkanın Kongre onayı olmadan askeri operasyon başlatmasının anayasal sınırları zorladığını açıkça dile getirmektedir. Yani ortada yalnızca İran’ın egemenliğinin ihlali değil, aynı zamanda uluslararası hukuk ve demokratik denetim ilkelerinin nasıl kolayca yok sayılabildiği gerçeği vardır.

ABD’nin bu saldırgan politikası Avrupa’da da tam anlamıyla destek bulmuş değildir. Avrupa ülkeleri İran’ın nükleer faaliyetlerinden duydukları kaygıyı dile getirse de askeri tırmanmanın bölgeyi bir felakete sürükleyeceği konusunda uyarılarda bulunmakta; İspanya ve Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi açıkça diplomasi çağrısı yapmaktadır. Çünkü Avrupa yönetimleri Ortadoğu’da çıkacak büyük bir savaşın yalnızca bölgeyi değil küresel ekonomiyi de sarsacağını iyi bilmektedir. Enerji krizi, petrol fiyatlarının fırlaması ve yeni göç dalgaları bu savaşın kaçınılmaz sonuçları olacaktır.

SALDIRGAN POLİTİKA, ARTAN ÖFKE

Rusya ve Çin’in tepkisi de bu nedenle dikkat çekicidir. Moskova yönetimi ABD’nin saldırılarını uluslararası hukuku hiçe sayan bir güç gösterisi olarak nitelendirirken Pekin yönetimi askeri tırmanmanın küresel istikrarı tehdit ettiğini vurgulamaktadır. Her iki ülke de diplomasi çağrısında bulunmuştur. Çünkü Ortadoğu’da çıkacak büyük bir savaş yalnızca bölgeyi değil dünya ekonomisini ve küresel ticaret sistemini de altüst edecektir. Ancak bu tabloyu anlamak için Ortadoğu’daki bir başka gerçeği de görmezden gelmemek gerekir: İsrail’in yıllardır sürdürdüğü saldırgan ve yayılmacı politikalar.

Filistin topraklarında süregelen işgal, sivilleri hedef alan bombardımanlar ve Gazze’de yaşanan insanlık dramı, bölgedeki istikrarsızlığın en önemli kaynaklarından biridir. İsrail güvenlik söyleminin arkasına saklanarak uluslararası hukuku defalarca ihlal etmiş, sivillerin yaşamını hiçe sayan operasyonlarla büyük trajedilere yol açmıştır. Gazze’de yaşanan, insanlığın vicdanına karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Ortadoğu’daki gerilimlerin önemli bir kısmı da işte bu saldırgan politikaların yarattığı öfke ve adaletsizlikten beslenmektedir.

Tarih bize çok açık bir ders veriyor: Emperyalist müdahalelerin bedelini her zaman bölge halkları öder. Irak bunun en çarpıcı örneğidir. “Kitle imha silahları” yalanıyla başlatılan savaş, milyonlarca insanın yaşamını altüst eden bir yıkıma dönüştü. Devlet çöktü, toplum parçalandı ve geriye yıllarca süren bir kaos kaldı. Bugün İran’a yönelik saldırıların da benzer bir felaket zincirini tetikleme ihtimali son derece yüksektir.

Üstelik İran, Irak’tan çok daha büyük ve çok daha karmaşık bir ülkedir. İran’ın sahip olduğu bölgesel etki ağı düşünüldüğünde savaşın yalnızca iki ülke arasında kalmayacağı açıktır. Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen gibi kırılgan bölgeler bu yangından doğrudan etkilenecektir. Böyle bir savaşın kaybedeni ise bütün bölge olacaktır.

Burada unutulmaması gereken bir gerçek daha vardır: Bir ülkede rejim değişikliği dış müdahalelerle değil, o ülkenin kendi halkının iradesiyle gerçekleşmelidir. Dışarıdan dayatılan rejim değişiklikleri daha büyük kaoslar üretmiştir. Irak ve Libya bunun en açık kanıtıdır. İran’da bir değişim olacaksa bunu gerçekleştirecek olan güç İran halkının kendisi olmalıdır.

BÜYÜK KUŞATMA 

Bu noktada Türkiye’nin konumu da son derece kritiktir. Türkiye, tarihsel olarak emperyalizme karşı verilen bir bağımsızlık mücadelesinin mirası üzerine kurulmuştur. Bu nedenle Türkiye’nin dış politika tutumu da emperyalizme karşı, bölgesel barışı ve halkların egemenliğini savunan bir çizgide olmalıdır. Türkiye’nin çevresine bakıldığında Irak’tan Suriye’ye, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada büyük güç rekabetinin giderek yoğunlaştığı görülmektedir. Başka bir ifadeyle Türkiye’nin sınırları adeta büyük güçlerin stratejik hesaplarıyla kuşatılmış durumdadır.

Bu gerçek Türkiye için önemli bir uyarıdır. Türkiye, geleceğe ilişkin stratejik planlamasını yaparken bölgedeki bu kuşatma gerçeğini görmezden gelemez. Bu nedenle Türkiye’nin dış politikasının temel hedefi kendi güvenliğini sağlayacak güce sahip olmaya çalışırken aynı zamanda bölgesel barışı güçlendirmek, gerilimi azaltmak ve bölge ülkelerinin kendi kaderlerini kendilerinin belirleyebileceği bir düzenin oluşmasına da katkı sağlamak olmalıdır.

Uluslararası hukukun önemi ve korunması sürekli olarak vurgulanmalıdır. Uluslararası hukuk güçlü devletlerin istediği zaman devreye soktuğu bir araç değildir. Eğer dünyada gerçekten bir hukuk düzeni olacaksa güçlünün hukuku değil hukukun gücü konuşmalıdır. Aksi halde uluslararası sistem bir kurallar düzeni olmaktan çıkar ve yalnızca güçlünün istediğini yaptığı bir vahşi düzene dönüşür.

Ortadoğu’nun yeni savaşlara değil akla, hukuka ve adalete gereksinimi var. Ne yazık ki bugün bölgede gördüğümüz şey tam tersidir. Tarih bu tür müdahalelerin barış getirmediğini defalarca yazdı. Ama görünen o ki bazıları hâlâ bu gerçeği görmek istemiyor.

İlgili Konular: #Köşe yazısı

Yazarın Son Yazıları

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026