Doğru ve güvenli yargılanma hakkı - Av. M. Ziya Yergök
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Doğru ve güvenli yargılanma hakkı - Av. M. Ziya Yergök

12.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Doğru ve güvenli yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının ta kendisidir. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinde yer alan bu hak, 3.10.2001 tarihinde yapılan değişiklikle anayasamıza da (36/1) girmiştir. Böylece herkesin “Adil yargılanma hakkına sahip olduğu öngörülmüştür. Ancak esas sorun uygulamadan kaynaklanmaktadır. AİHM ve AYM kararlarına uyulmaması bunun en çarpıcı örnekleridir.

İçinde bulunduğumuz süreçte yaşananlar da vahimdir. Suç atmalar, suç uydurmalar, iftiracılar, itirafçılar, tahliye borsası gibi doğru ve güvenli yargılanma hakkını boşa düşüren, yargıya güveni yerle bir eden iddialar havada uçuşuyor. Böyle bir durumda hangi yurttaş hukuk güvenliğinden emin olabilir? Hangi yurttaş adaletin doğru tecelli edeceği inancıyla mahkeme önüne gidebilir?

Yargı üzerindeki bu gölgeler kaldırılmalıdır. Adalet gölge kabul etmez, gölgeli adalet olmaz. Bunu yapacak olan, yargının yanlışlarını düzeltecek olan yine yargıdır. Bunun içindir ki, yıllardır hukukçular, barolar ve hukuk kurumları olarak “bağımsız yargı ve güvenceli yargıç” dedik, siyasallaşmış yargıdan adalet çıkmaz diye haykırdık, asıl olanın tutuksuz yargılama olduğunu söyledik.

KARALAR’IN SİLİVRİ’DE NE İŞİ VAR?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ile tüm tutuklu CHP’li belediye başkanları da suçlu oldukları için değil; güçlü oldukları, başarılı oldukları ve bu başarılarıyla CHP’yi birinci parti yaptıkları, AKP’yi ikinci parti konumuna düşürdükleri için cezalandırılmak isteniyor. Ancak bu çıkış yolu değil, aksine tam çöküş yoludur. Bu siyasi operasyonlar sonrasında AKP’nin daha çok oy kaybettiği kamuoyu yoklamalarında açıkça görülüyor. Ayrıca, halkın yüzde 70’ten çoğu CHP’li belediyelerde yolsuzluk yapıldığına inanmıyor, bunun iktidarın bir algı operasyonu olduğunu görüyor.

Adana’nın çok sevilen, halkla bütünleşmiş başarılı büyükşehir belediye başkanı Zeydan Karalar’a, on yıl öncesine ait, Seyhan Belediye Başkanlığı dönemi ile ilgili bir itirafçının iftirasından ibaret haksız ve temelsiz olarak isnat edilen suçun işlendiği iddia edilen yer Adana’dır. O zaman de yetkili yargı yeri Adana’dır. Zeydan başkan da haklı olarak “Ben Adanalıyım, benim Silivri’de ne işim var?” diyor. Çünkü hukukta usul çok önemlidir, hukuk sisteminde “usul esastan önce gelir” ilkesi, davaların ve hukuki işlemlerin doğru bir şekilde yürütülmesi için öncelikle usul kurallarının doğru uygulanması gerektiğini ifade eder. Bu ilke, yargılama sürecinin düzenli ve adil bir şekilde işlemesini sağlamak için yaşamsal öneme sahiptir. Ayrıca, ceza hukukunda yetki kuralları da kamu düzenindendir.

SORUNUN KAYNAĞI

Daha vahim olan ise 9 Ağustos Cumartesi günü yargı ile ilgili ve yargı bağımsızlığının dününü ve bugünü düşünmemize neden olan çarpıcı üç haberin basına yansıması oldu. Birinde, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı bir davanın kararında İmamoğlu’nun “tüm suçlamalardan beraat etmesi yönünde oy kullanan ve mahkûmiyet kararına karşı oy yazan üye yargıcın görev yerinin değiştirilerek iş mahkemesi hâkimliğine atandığı”, diğerinde de “Ayşe Barım’ın yargılandığı dosyada tahliye kararı veren hâkimin tüketici mahkemesi hâkimliğine atandığı, bir diğerinde ise “İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan operasyonda tutuklanan kişileri tahliye eden İzmir 17. Asliye Ceza ve 28. Asliye Ceza hâkimlerinin görev yerlerinin değiştirildiğini” yazıyordu. Yargıda bu tür müdahaleler asla kabul edilemez. Bu durum hukuk devletinin olmazsa olmazı olan yargı bağımsızlığıyla da bağdaşmaz. Bu tasarruflar, diğer yargıçlara da gözdağı anlamını taşır. Siyasi iktidarın beğenmediği kararlar yüzünden mahkemesi veya görev yeri değişecek endişesi yaşayan bir yargıcın nasıl tarafsız ve objektif karar vermesi beklenir?

Bu bağlamda yakın geçmişe bakarsak, 1996- 2000 yılları arasında Adana Baro başkanlığı yaptığım dönemde henüz AKP kurulmamıştı, onların deyimi ile Türkiye “eski Türkiye” yargı da “vesayet yargısı” idi. Orada, 7 kişilik HSYK’nin 3 üyesi Yargıtay tarafından, 2 üyesi de Danıştay tarafından kendi üyeleri arasından seçiliyordu. Buna karşın, kurulda siyasi bir kişi olan adalet bakanı ve bakanlık müsteşarının olmasını yargı bağımsızlığına aykırı buluyor ve her platformda buna karşı çıkıyor ve bu durumun değiştirilmesini talep ediyorduk. Geldiğimiz “yeni Türkiye” de ise kurulun çoğu üyesini aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı olan cumhurbaşkanı seçiyor. Bir kısmını da iktidar partisinin Meclis çoğunluğu seçiyor. İşte yargıda yaşadığımız ve yurttaşın hukuk güvenliğini ortadan kaldıran sorunun kaynağı da burada yatıyor.

HEMEN SEÇİM!

Artık ülke olarak öyle bir noktaya gelindi ki milletçe seçimi bekler olduk, bir an önce seçim yaşanmadan Türkiye normalleşemez. İktidar bunu göze almalı ve ülkeyi rahatlatmalıdır.

Büyük devlet adamı Bismarck, “Partin için doğru olanı değil, ülken için doğru olanı yap, ülken için doğru olan partin için de doğrudur” der. Bugün hukukun ve demokrasinin işlemediği, korkunun, baskının arttığı, yoksulluğun ve yolsuzluğun derinleştiği, gelir dağılımında korkunç bir eşitsizliğin yaşandığı ülkemiz için doğru olan karar hemen seçimdir.

Darbelerle, kesintilerle de olsa, tüm eksikliklerine karşın halkımız demokrasiyi sevdi,seçim sandığını sabırsızlıkla bekliyor, sandık gelecek ve bu iktidar gidecek, demokrasilerde başka çıkış yolu yoktur.

Yazımı günümüzden 2500 yıl önce yaşamış Efesli büyük filozof Heraklitos’un “Adaletsizliği bir yangından daha çabuk önleyiniz” sözü ve 1992’de yitirdiğimiz Köy Enstitülü büyük ozanımız Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun dizeleriyle sonlandırıyorum:

“Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir.

Temele taş bulmak gecikebilir.

Devlete baş bulmak gecikebilir.

Adalet gecikmez tez verilmeli.”

22. dönem Adana Milletvekili ve eski Adana Baro Başkanı Av. M. Ziya Yergök

İlgili Konular: #Zeydan Karalar

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Bu çığlığı duyun! - Mustafa Gazalcı

MESEM, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözde mesleki teknik eğitim merkezleri uygulaması.

Devamını Oku
16.12.2025
ABD’nin esnek realist stratejisi - Nejat Eslen

11 Eylül’ün hemen sonrasında ABD, tek kutuplu dünya düzeninin verdiği cesaretle küresel egemen güç olmanın hayallerini kuruyordu.

Devamını Oku
16.12.2025
Çağdaşlık yolunda bir ömür - Hüseyin Karataş

Çağdaşlık eksikliğine ve dokunulmazlara dokunan sevgili hocam Prof. Dr. Türkan Saylan...

Devamını Oku
13.12.2025
Geleceğin savaş alanı, Türkiye ve Karadeniz - Doğu Silahçıoğlu

“Erken Cumhuriyet dönemi”nde (1923-1938) savunma sanayisindeki gelişmeler Türkiye’yi; başta uçak olmak üzere harp silah araç gereçlerinde dış satım yapan bir ülke konumuna getirmişti.

Devamını Oku
12.12.2025
Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz

AKP iktidarı tarafından 2016 yılında örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında ve “kurumsallaşmasında” kritik bir rol oynuyor

Devamını Oku
12.12.2025
İnsan onuru ve demokrasi - Ayşe Atalay

TDK sözlüğünde “onur” kavramı insanın kendisine karşı duyduğu saygı olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
11.12.2025
Komisyonda emekçinin adı yok - Şükrü Karaman

Milyonlarca emekçinin yeni ücrete ilişkin alacağı kararı merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına yarın başlayacak.

Devamını Oku
11.12.2025
Karadeniz’de neler oluyor? - Can Erenoğlu

Dünyanın en güvenli ve istikrarlı denizi Karadeniz dünyanın en tehlikeli deniz alanına mı dönüştürülüyor?

Devamını Oku
10.12.2025
Gelir adaletsizliği tırmanıyor! - Devrim Onur Erdağ

Türkiye'de emeğin değeri uzun zamandır siyaset meydanında sıkça dile getirilen bir konu.

Devamını Oku
10.12.2025
Erdoğan’ın 2005’teki hayalleri - Kadir Serkan Selçuk

Yıl 2005. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem henüz el konmamış olan Sabah gazetesinin 20. kuruluş yıldönümü için gazeteye bir yazı yazmıştı.

Devamını Oku
09.12.2025
Yeni feodal çağ ve dijital baronluk - Doğan Sevimbike

Yanis Varoufakis’in No Kings Means No Barons başlıklı yazısı, çağımızın ekonomik ve siyasal düzenini “yeni bir feodalizm” olarak niteliyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Terörist başının ayağına gitmek... - Hatice Topçu

Ulus devletler; tarih bilinci, ortak coğrafya ve dil birliğine dayanır.

Devamını Oku
08.12.2025
‘Kırkyama’ siyaset… - Prof. Dr. Utku Yapıcı

Türk siyasetinde son yıllardaki en ilginç gelişme siyasi kimlikler düzleminde yaşanıyor.

Devamını Oku
08.12.2025
Çocuklarımız artık kimsesiz mi? - Özgür Hüseyin Akış

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında söylenmiş bir cümle hâlâ kulaklarımızda çınlar:

Devamını Oku
07.12.2025
Çözüm mü, çözülme mi? - Ülgen Zeki Ok

Emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki kirli emellerinin önündeki en büyük engel olan Atatürk’ü Türk halkının yüreğinden söküp atmak, yani öldürebilmek için bir gri propaganda yöntemi uyguluyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Tek Çin ilkesi - Wei Xiaodong

Türkiye’de Çin’in Tayvan bölgesi yaygın olarak bilinse de bu bölgeye ilişkin tarihi ve siyasi bilgiler genellikle sınırlı kalmaktadır.

Devamını Oku
05.12.2025