Kuşkunun gölgesinde bir sınav - Dr. Burcu Aybat
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kuşkunun gölgesinde bir sınav - Dr. Burcu Aybat

15.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Eğitimciler olarak “Merak etmeyin, sorular ne kadar zor olursa sınav bilenle bilmeyeni o kadar ayırır” diyerek çocuklarımızı avuttuğumuz bir bekleyişle geçti son bir ay. Ancak sonuçlar hiç de öyle olmadı, değil mi? 719 birinci olduğunun açıklanmasıyla tüm eğitimciler şaşırdı, anne-babalar endişelendi, sınavla öğrenci alan liseler ise bir çıkmaza sürüklendi. Daha da ilginç ve vahim olan ise yüzde 3’lük dilime yığılan, bir elin parmaklarını geçmeyen “nitelikli” olarak atfettiğimiz okullara yerleştirmekte zorlanacağımız öğrenciler olacak. Gerçekten, bu sınavı biz beğenmiş miydik? Sorun sınavda mıydı? Hazırlık sürecinde mi? Yoksa tercih sürecinde mi?

TARTIŞMALI SÜREÇ

Sosyal medyada sıcak gündem oluşturan oldukça fazla olan birinci sayısına, asparagas haberler eklendikçe tartışmalar hararetlendi. Ciğeri yanan anne-babalar şikâyetlerini haykırdı, kimi uzmanlar cesurca fikirlerini tecrübelerine ve araştırmalarına dayanarak dile getirdi, kimi de bu heyecanlı gündemden nemalandı. Üzerine MEB, tüm iddiaların asılsız olduğunu, sınav sürecinin titizlikle yürütüldüğünü, ortaya yanıltıcı iddialar atanların hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını duyurdu. Ortalık iyice karıştı.

ÖĞRENCİLER VE AİLELER AÇIKLAMA BEKLİYOR

Kuşku çok güçlü ve negatif bir duygudur. Elinizde herhangi bir kanıt yoksa sizi yer bitirir, spekülasyonlar ve komplo teorileri peydahlanır, bir grup insan kendi amaçları doğrultusunda bunu kötüye kullanır, toplumda güven sarsılır. Kuşku ile mücadele etmenin tek yolu gerçeği öğrenmektir. Bunu da elimizdeki verilerle yapabiliriz. Konu evlatlarımız olunca tüm anne-babalar ve eğitimciler kuşkuya yer bırakmayacak bir açıklama bekliyor. Benim naçizane önerim ise MEB’in geçmiş yıllarda olduğu gibi istatistikleri yayımlaması ve böylece toplumdaki güvensizliği gidermesi olacaktır.

Elimizdeki verilerle konuşalım. “Şaibe” imaları sürdürülen 2025 LGS sınavında mağdur olan yalnızca birinci olan çocuklar mıydı? Hayır. LGS 2025’i ilginç yapan geçen yılki sınav ile karşılaştıdığımızda ortaya çıkıyor. Bu sınavın geçen yılkine göre zorluk derecesinin eğitimciler tarafından yüksek olarak tanımlanmasına rağmen yüzde 2’lik dilimdeki çocukların aynı doğru sayısı ile aynı puanı alması dikkate değer. Hatta 1 matematik yanlışı yapan bir öğrenci geçen yıla göre bu yıl daha kötü bir yüzdelik dilimde. Ancak yüzde 3’lük dilimden sonra iş biraz değişiyor. Örneğin, yüzde 3’lük dilime giren bir öğrenci bu sene yaklaşık 456 puan alırken geçen sene yaklaşık 460 puan almıştı. Yine yüzde 10’luk dilime giren bir öğrenci yaklaşık 400 puan alırken, geçen yıl 419 puandı. Yüzdelik dilim arttıkça puan farkı da artıyor.

Bu yılki LGS’nin, genel olarak geçen yıla göre daha zorlayıcı olduğunu kabul ediyoruz ancak bu verilere göre sınav en üst yüzde 2’lik dilimdeki öğrenciler için yeterince ayırt edici olmadığını söyleyebiliriz. Yani kısacası, 20 bin öğrenci bol keseden verilen ortaokul başarı puanları ve çoğunlukla da göz yumulan devamsızlıklar nedeniyle acımasızca yaşlarına göre sıralanacaklar gibi görünüyor. Aynı anda hem özel okul hem de devlet okulu tercihi yapamıyor olmaları da bu grubu daha da dezavantajlı bir duruma getirecek. Örneğin tam puan almasına rağmen Galatasaray Lisesi ya da İstanbul Erkek Lisesi’ne girip giremeyeceğini garanti olmayan bir öğrencinin ailesi, Robert Kolej’e 1 milyon 800 bin (tabii ailesi bu ücreti her sene karşılayabilecekse) ödemeye razı olacak.

ASIL AYRIŞMA ALT VE ORTA GRUPTA

Bunun yanı sıra geçen yılki ve bu yılki sınav arasındaki asıl fark yüzde 3’lük dilimden itibaren başlıyor ve özellikle yüzde 10’luk dilime gelindiğinde puan farkı belirginleşiyor. Bu da sınavın, çok başarılı öğrencileri sabit tutarken alt, orta ve üst başarı düzeyindekileri daha fazla elediğini ve genel puan ortalamasını aşağıya çektiğini gösteriyor. Başka bir deyişle, sınavın üst grup üzerindeki etkisi sınırlı kalmış, asıl ayrışma alt ve orta grupta yaşanmış.

Daha da vahim bir durum var: Biliyoruz ki ülkemizdeki 963 bin 142 öğrencinin yarısı bu yıl yapılan LGS’de 240 puanı geçemedi. Bu çocukların neden 90 soruda 20 netin üzerinde yapamadığını sorgulamamız gerekiyor.

EKSİKLER, ELEŞTİRİLER…

Eğitim programımızdaki ve uygulanmasındaki eksikler mi, ailelerin sosyoekonomik düzeyi dolayısıyla diğer çocukların sahip olduğu hazırlık sürecindeki ayrıcalıklara sahip olmadıkları mı, yalnızca 14 yaşındaki çocukluk ve ergenlik arasına sıkışmış evlatlarımızı 155 dakikada birbirine kırdırmamızın getirdiği ağır duygusal yük mü? Her zaman sisteme eleştirel bir gözle bakalım, buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak bir de kendimize bir çuvaldız batırsak mı?

Eğitimci Dr. Burcu Aybat

İlgili Konular: #lgs

Yazarın Son Yazıları

Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026