Siyaset sorumluluk almalı

29 Mart 2020 Pazar

Türkiye iyi başlamıştı... Virüsün ülkemize girişi uzun süre engellendi ancak umrede virüs bulaşanların büyük bölümünün yurda dağılması, o ana kadar alınan önlemleri etksizleştirdi. Virüs ve virüsle mücadele artık ülkenin her yerinde. Can kayıpları artık listelerle gündeme gelmeye başladı.

Geçen iki haftada sosyal mesafenin yeterince korunamadığı, temastan kaçınılmadığı rakamlarla ortaya çıktı. Virüs testi sayısının 2 binler düzeyinde yapıldığı günlerde hasta oranları yüzde 8 düzeyinde kalıyordu. Ancak test sayısı 7 binli rakamlara çıkınca bu oran yüzde 27’lere fırladı. Virüsün yayılma hızı tatsız noktaya gelmiş durumda.

Çin, her ülkeye olduğu gibi, ülkemize de deneyimlerini aktarıyor. Ancak koşullar değişmiş durumda. Virüs salgını ilk olarak Vuhan’da ortaya çıktığı için bu kent karantinaya alındı, sızmalar sert önlemlerle engellendi ve ülkeye yayılım kontrol altına alndı. Ancak Türkiye ve diğer ülkelerin koşulları çok farklı. Virüs birden çok bölgede aynı anda görülmeye başlandı. Bu aşamadan sonra bölgesel karantinaların yaygın şekilde gündeme gelebileceği düşünülüyor.

ETKİLİ ÖNLEM ALINMALI

Kentler arası ulaşımın önemli oranda kısıtlanması, özel sektörde personel sayısının en aza indirilmesi gibi önlemler açıklandı ve valiler devreye alındı. Ancak yaşanan sorun daha kapsamlı. Doğrudan siyasi iradenin ekonomik sonuçlarına da hazırlık yaparak daha kapsamlı önlemler alması gerekiyor. Sağlık sistemindeki kapasitenin yarısından biraz fazlası dolmuş durumda. Acil servislerden, hastanelerin virüs için ayırdıkları katlardan tatsız görüntüler yayılmaya başladı. Virüsün bulaşma hızının yükselişi mutlaka durdurulmalı. Türkiye’nin yoğunbakım yatak kapasitesi dünya ölçeğinde iyi. Ancak normal yatak kapasitesi ve sağlık çalışanı sayısı için aynı şeyi söylemek olanaklı değil. Sağlık sistemine yüklenme artarsa, zorlanmalar başlayabilir.

İstenmeyen yönde gelişebilecek durumun Türkiye’ye etkileri farklı alanlarda ağır tablolar ile karşılaşmamıza neden olabilir. Sorun valilerin inisiyatifini epeyce aşıyor. Bağımsız sosyal bilimcilerin de Cumhuriyet’in sayfalarında kapsamlı olarak dikkat çektiği gibi, sorunun boyutu büyük, önlemler de köktenci olmalı.

Sağlık sistemi özel sektörün elinde olan ABD, virüsün yayılması konusunda merkezileşti ve rakamlarda hızla dünya liderliğini aldı. Son yıllarda Türkiye’de de sağlığın bir gelir-rant kapısı olarak görülmesi politikası yaygınlaştı. Özel hastane sayısı arttı, giderler arttı. Çok sayıda kalifiye sağlık personeli özel sektöre geçti. Virüsle mücadelede özel sağlık kuruluşlarından ne ölçüde yararlanılabildiği şüpheli. Yük kamu hastanelerinde. O zaman kamusal sağlık temel olmalı.

Tıp tarihi çalışan doktorlar, halk sağlığı, salgınla mücadele, önleyici tıp gibi kavramların bu aşamadan sonra dünyanın gündemi olacağını dile getiriyor.

Hem sosyal hem sağlık bilimcilerin itiraz etmediği bir nokta var: Siyasi irade güçlü bir şekilde sorumluluk üstlenmeli. Tüm toplum kesimlerini kapsayacak şekilde ekonomik sonuçlarını da planlayarak hızla etkili önlemler almalı.


Yazarın Son Yazıları