Bir deli kör kuyuya bir taş atar..

26 Ekim 2021 Salı

Kırk akıllı çıkaramazmış.. Dün Bakanlar Kurulu toplantısından önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı arasında sürpriz bir toplantı yapıldı. Saat 15.00 sıralarında yayımlanan haberlerde toplantının 40 dakikasının dolmuş olduğu duyuruluyordu. Henüz bir açıklama yapılmamıştı. Ancak sıcak gündemler üzerinde görüşüldüğünün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Osman Kavala üzerinden büyükelçilerden gelen açıklamanın ardından, “İstenmeyen adam ilan edilmelerini istemesi” sonrası gelişmeleri de kapsamak üzere, Merkez Bankası son kararı ile faizlerin iki puan düşürülmesinin ardından, başta döviz, tüm değerli piyasalar üzerinden gelen yükselişler sonrası gelişmelerin masaya yatırıldığının altı çiziliyordu.

Elbette kamu bankalarının, Merkez Bankası gibi para basma yetkilerinin olmamasına karşın verilen talimatlarla kredi faizlerini, aşağı yukarı dövizin fırlaması karşılığı olan yüzde 19’lara varan bir hızla başlatılan düşürülmesi talimatının sonrası gelişmelerin değerlendirmesi olacaktı. Talimat verilemeyen özel bankalara ise aynı zaman dilimi içinde olmak üzere öneride (tavsiye) bulunulmuştu. Uyup uymayacakları merakla beklenirken gerçeğinde kamu bankalarına verilmiş talimatların da uzun soluklu uygulanabilirliği çoktan masaya yatırılmıştı.

İlk işgünü olan dünün değerlendirilmesinden başlanılarak düşük faizle verilmeye başlanan kredilerin, indirim oranlarında bir yandan düşmeler söz konusu iken diğer yandan önemli ağırlıkla, hızla çekilip döviz ve altına yatırılmakta olduğu gerçeğinin de altı çizilmiş oluyordu. Geçmiş benzer uygulamaların deneyimleri bir yana, para basamayacak bankaların çok kısa zaman dilimleri içinde verilecek ucuz krediler için para bulamama gerçeği ile yüzleşmelerinin sonucu, kredilerin verilemez olacağı, zaten sınırlı saatler içinde bile indirimlerin oranlarının düşürülmesi ile yüzleşilmekte olduğu olguları bir yana, en işlevseli ile gerçekçi yatırımlara kaydırılabilecek kredi oranlarının gelişmelere güvensizlik ile bağlantılı yatırımları kaydırılamayacağının altı çiziliyordu.

***

En iyimseri ile inşaatlara kaydırılabilecek düşük faiz oranlarının ise ekonomik sonuçlarının inşaat sektöründe tersine yarar yerine zarar üreteceğinin altı kalın kalın çiziliyordu. İnşaatların maliyetleri kaçınılmaz oranlarda döviz girdileri ile bağlantılı olarak yükseldiğinden, inşaat maliyetleri yükselişinde patlamanın olumsuz gelişme olarak yansıması kaçınılmaz olarak kalın çizgilerle vurgulanıyordu.. Tarım ürünlerinde ise faizlerin hızlı düşürülmesi, Merkez Bankası kararları, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ilgili Bakanların açıklamaları ile doğru orantılı olarak, birkaç gün içinde bile beklenenlerin çok üzerinde satış fiyatı patlamalarını getirmişti..

***

Ekonomistlerin, yandaşlar korosu içinde bile “Hangi kararlarla ekonominin gidişine dönük olumlu sonuçlara varılabilir” sorusuna verilen yanıtlarda ilk yuvarlak sözleri, “Başta Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası, ilgili bakanlardan art arda gelmesi gereken güven verici sözler..” olarak özetlemek olası. Elbette ne ikili görüşmenin perde arkası ne de Bakanlar Kurulu’nun geç saatlere kayacak toplantısının içerikleri üzerinden sağlıklı haberler sızmadan önce yazılmış bu yazıda içerikleri üzerinden değerlendirmeler söz konusu olamazsa da işin içinden çıkılabilecek gelişmelerin ışıklı olmasını unutun, umut verici olabilmeleri de çok olası değil.

Gönlümden öyle geçtiği için hiç değil kuşkusuz. Toplumuzun yaşamını karartan gerçeklerin gerçekleşmesini dilemek akıl işi mi? Yaşam nefesimizi kesen gelişmelerin en azından nefes alabileceğimiz ölçeklere indirgenmesini nasıl dilemeyebiliriz? Gelin görün ki kör kuyuya taşları atıp duranlar adına “Güven verici sözler”in birinci ağızları için, “Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası, ilgili bakanlar..” vurgulamaları çok net yapılıyor. Ancak “güven verici kararlar” üzerinden net sözlerin ağızlardan çıkarımı yapılamıyor. Hele de yandaşlar yuvarlamakla yetiniyorlar..

Bilim insanları, biraz da bağımsız kimlikliyseler uzmanlıkları kadar söz söylemekte de cesur olabilenlerine bakılırsa, birden çok gündem halkaları içinde, gerçekten çok ama çok güven verici, dönülmeyen, ilkeli kararlar alınması zorunluluğu gündemde. Oysa Tek adam rejimi adına, uzun iktidarları süreci içinde yaşadığımız tanıklıkların tutarsızlıkları, ak denilenlere kara, kara denilenlere sonra ak denilmesi örnekleri öylesine çoklu en güncel örneklerde bile ikiyüzlü olarak yaşanmakta ki.. İçimizi soğuk soğuk ürpertiyorlar.. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları