Bir kez de yara sarmak için gitmeyin

16 Haziran 2020 Salı

Doğru söze ne denir? Televizyon haberlerine 5.7 büyüklüğündeki Bingöl-Karlıova deprem haberinin düşmesinden sonra, bize daha hasarın, can-mal-hayvan kayıplarının anlamlı bilgisi ulaşamadan yaraların sarılmasına dönük seferberliğin bilgilendirmeleri gündeme girmişti.. Hele sabah saatlerinde yer verilen görüntülü haberlerde, ikinci büyük ölçekli sayılabilecek 5.6 şiddetindeki depreme ilişkin bilgilendirmeler, görüntüler eşliğinde sorumlu bakanlar ve yerel yönetim kadrolarının, hâlâ yaraları sarmak üzere hazır olduklarına tanıklık etmek iç burkucu değil mi?

Elazığ depremi sonrası kamuoyunda öne çıkarılan yaraların sarılması seferberliğine benzer çalışmaların yürütüleceğinin güvencesi cümleler arka arkaya kuruluyordu. Elbette depremde terör örgütlerinin saldırılarına dayanıklı olarak çok yakın tarihlerde yapılmış kalekollardan galiba şimdilik ikisinin birden yıkılmış olması, biri korucu şehit, 5.6’lık depremden yine şimdilik 27 yaralının çıkarılmış olması en çok sorgulanmayı gerektiriyordu..

Ne de olsa çok şiddetli terör saldırılarına göre, galiba bir altı yıl kadar önce yapılmış kalekolların yıkımı, sorumlu ihaleler halkasında açıklanması zor suçlar, yolsuzluklar olabileceği kuşkusunu da hemen akla getirdiğinden, “İnşaatları yeni ama oturtuldukları temeller eskiymiş..” gibisinden savunma cümlecikleri de dillendirildi.

***

Bırakınız geçmişe ilişkin en sıradan şiddetteki depremlere dayanaksız yapılaşmanın ülkemiz açısından çok ayıplı durumlarını.. En sonuncusu Elazığ deneyimi, ayıplı yapılaşma suçlarına seyirci kalmanın ağır ekonomik bedelleri gözlerimize sokulmuşken.. Üstüne üstlük en vahimi Elazığ’da da aslında yıkım yapmamış olması gereken şiddetteki depremin ağır bedellerinin ödenmesi sonrası aradan geçen yıllarda, bilinen beklenen çok acil yakıcı sorunlar üzerinden, bilim alarm zillerini çalmışken.. En can yakıcı yapılaşmayı toparlama adına yine hiçbir şeyin yapılmadığı yıllar harcanmıştı. 

Elazığ depreminin aslında Van’da kesişen çok riskli fay hatları üzerindeki, çok yakın tarihler için geçerli olabilecek depremler üzerindeki tetikleyici etkilerine dönük bilim insanlarımız sayısız uyarılar yapmışlardı.. Fay hatlarının bölgedeki hareketlenmeleri incelenmiş, hesaplanmış olarak ortaya çıkarılmış sayısız bilimsel sonuçla, birbirlerini de arka arkaya tetikleyebilecek 7 şiddetinin üzerinde birçok depremden, sadece köylerde değil, yerleşim merkezlerindeki olası yıkımlardan, haritalarla açıklamalar yapmışlardı.

Raslantı o saatlerde yayında olan gazetecilerin bile geçmiş bilgiler, uyarılara dayalı başvurdukları bilim insanları ile yapılmış sorgulamalardan, “Neyse ki beklenen yüksek şiddetli faylarda henüz kırılma olmamış, ancak bu yeni kırılmalarla onlar için de tetikleme, daha yakın tarihle çekilme söz konusu olabilecekmiş..” bilgilerin paylaşımları yapılabiliyordu.

Sabah yayın saatlerine, bölge faylarını inceleye inceleye ezberlemiş uzmanlar da yetiştirilmişlerdi. Ayrıntılı dün sabahın tarihi ile hâlâ öncesi anlamlı hiçbir deprem hazırlığı, hele de yapılaşma stoklarının olmadığının gerçeği, vahim boyutları ile yüzleşiyorduk.. Aklı başında hiçbir bireyin en az virüs yıkımı kadar yeni paranoya boyutlu kaygılara kapılmaması olanaksızdı..

Yer kalmadığı için dün sabah gazeteye ulaştıktan sonra, önüme saat 10.38 kaydıyla gelmiş, yetkin uzmanlık örgütü, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçek imzalı açıklamadan birkaç alıntı ile yetinmeliyim..

“Ülkemizi yönetenler Bingöl-Karlıova depremini önemli bir uyarı olarak görmelidirler. Yoksa İstanbul başta olmak üzere çok daha büyük yıkımlarla karşı karşıya kalacağız..” gerçeğinin altı kalın çizgilerle çizilmişti..

Çarpıcı, çıplak bilgilerle ülkemiz fay hatlarının yıllar içindeki hareketlerinin kimi zaman batıdan doğuya, kimi zaman doğudan batıya uzanan, büyük yıkımlar tablolarına bakarak, yara sarmak yerine yara açmadan sorunları çözmenin gereklerinin yapılmaması suçları sorgulanıyor.. “Deprem güvenliği olan yapı stokunun yaratılmasından başka bir çıkış yolu yoktur. Mühendislik, teknik bilgiler yok sayılarak, yeni afetlere davetiye çıkarılmıştır” vurgulaması yapılıyordu. Deprem bile olmadan kendi kendine yıkılan yapılar gerçeği ile sayısız rant odaklı işlenen yapılaşma suçları kapsamında, iktidar erkleri adına gerçek sorumlularla hesaplaşılması isteniyordu..


Yazarın Son Yazıları

Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020
Yaralar nasıl sarılacak? 28 Ağustos 2020
İş işten geçmeden 11 Ağustos 2020