Prof. Dr. Nakiye Öztürk’ü uğurlarken...
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Prof. Dr. Nakiye Öztürk’ü uğurlarken...

23.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Prof. Dr. Nakiye Öztürk, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü’nde, kanser hastalarının tedavisinde yıllarını verdiği dönemlerle sınırlı değil, gönüllü ayırdığı zaman dilimleriyle, hem çok sayıda vakıf, sosyal kurum, dernek bağlantılı, bire bir, uzak yakın çok sayıda ailenin dertlerine çare üretmeye dönük derin izler bırakmış, kuşaklar sonrasına yansıyacak örnek bir bilim insanımız.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nün yayımlamış olduğu duyurudan kimi tanımlamaların altlarını çizmek, sizlerle de paylaşmak isterim. Öncelikle kanser hastalarının tedavisi araştırmalarında çalıştığının altı çiziliyor. Yalnız bilimsel başarılarıyla değil, aynı zamanda hastalarına, yakınlarına, öğrencilerine, çalışma arkadaşlarına gösterdiği nezaket, şefkat ve zarafetiyle de tanındığı belirtiliyor.

Doğrusu duyurunun hemen arkasından gelen öğretim üyeleri ile öğrencilerinden gelen kimi yanıtlardan da paylaşımlar yapmalıyım. “Kendisi zaten melekti. İyiler iyilikleriyle anılırlar. Onkolojide hastaları dahil tüm çalışanlara sevgiyle, ilgiyle yaklaşmış, çok saygıdeğer bir hocamızdı. İncinmedik, Rabb’im de onu incitmesin inşallah, merhametiyle muamele eylesin”, “İnsana, etik kurallara çok değer veren örnek bir kişiydi”, “Güzel yardımsever hocam çok üzgünüm, nurlar içinde uyu”, “Bir devir kapandı. Onu anlatmaya kelimeler yetmez, yeri asla dolmayacak mükemmel insan. Dilerim yattığı yer nur gölü olsun.”

***

Image

Nakiye Öztürk ayrımsız duyduğu herkesin derdine koşarken bizim gazetecilerden, Cumhuriyet çalışanlarından Deniz Teztel, Sevim Ertemur’a da sahip çıkmıştı. Hastaları, ailelerinin özel yaşamlarını da paylaşmak gibi bir duruşu da vardı. Birçok kez beni de ortak buluşmalarına katmışlardı. Şaşkınlıkla, nasıl incelikli masamızı paylaşan tüm hastalarının aileleri de içlerinde, yaşamlarının tüm sorunlarıyla ilgilendiğine tanıklık ediyordum. Can dostlar olarak yaşamlarının tüm ayrıntılarını paylaşıyorlardı.

Babamın kafasının tam tepesindeki kanser operasyonunun başında durması, kuşkusuz gönüllülük ancak hiç sürpriz değildi. Biz zaten iki aile, annelerimiz, babalarımız ile hep birlikte hem göç öncesi Priştine’den hem de İstanbul’un zorlu göçmenlik koşullarında hiç kopmadan her şeyi paylaşıyorduk. Acı tatlı, hangi zorlu koşullar içinde zorlu tıp eğitimini başardığının tüm ayrıntılarına da tanıklık etmiştim.

İLAÇ İŞVERENLERİYLE TEK BAŞINA SAVAŞTIĞI YILLARIN ÖDENEN BEDELLERİ

İlaç işverenlerinin, tıpta, çok yaşamsal zorluklar içinde, ilaç ticaretinde gözü kara yürüyüşlerinde, tek başına yıllarla direnişinin tanıklığını yapabilirim. Yolum düştükçe ya da işim düştükçe uğradığım Çapa Tıp Fakültesi’ndeki odasında, girip çıkan hastalarla uğraşılarını da çok izledim. Bilineceği üzere, yeni çekilmiş filmden hastanın durumu ışık altında incelenirken “Bak ne güzel ilaca cevap veriyor. Hemen gönderiyorum” benzeri ya da olumsuz cümlelerine çok tanıklığım olmuştur.

Her birinde “Şükran abla” diye söze girerek, olumlu yanıtlarda tedaviyi sürdürürken yanıt alamadığı birçok hastaya da gereksiz, zarar verecek ilaç vermemekte diretirdi. İşe yaramayan, yanıt alınamayan çok pahalı ilaçların yurtdışından ithal edilerek tükettirilmesine isyanı vardı. Hem ailenin soyulduğu hem de hastanın hırpalanarak ölüme yaklaştırıldığı gerçeğini ben bile görebiliyordum. Onurumuz Nakiye kızımızın ünü Balkanlar’a, Priştine’ye, Bulgaristan’a uzanmıştı.

Hastaların ömürlerine ömür katmaya çırpınmanın ötesinde, üniversite içindeki yetkili kadrolar kullanılarak onayının alınmasına boyun eğmiyordu. İnanmayacaksınız ama üniversite çatısı altında en azından iki dönemi aşkın, tamamlanmamış doktorasına onay verilmemiş, bireysel polemiğe hiç bulaşmamıştı. Her koşulda, yüzündeki gülemseme hiç eksilmedi. Güneş gibi herkesin derdine ışık olmaya çabaladı. Işıklar içinde uyusun.

Yazarın Son Yazıları

AB’de demokrasi, Türkiye’de otoriterleşme rüzgârları

Avrupa Birliği ülkeleri içinde, Amerika-İsrail birlikteliğinde Ortadoğu ülkelerinde yaşatılanlara, akıtılan kanlara karşı ilk anlamlı karşı duruş İspanya’dan gelmişti.

Devamını Oku
14.04.2026
Şafak sökerken...

Günlük yaşamımız içinde, çoğunlukla yatakta, derin uykuda olmamızdan mı bilinmez, şafağın söküşünü uyanık izlediğimiz günlere ilişkin anılarımızın olumlu izleri kalır.

Devamını Oku
11.04.2026
Ülkemizin geleceği çılgın Trump’ın tuzaklarına bağlı olamaz...

Cumhurbaşkanlığı rejiminde yıllardır sorgulamasız sürdürülebildiği, yapılanların yanlarına kâr kaldığı varsayılan haksızlık hukuksuzlukların yarattığı olumsuzlukların dayanılmaz yükselişi ile içeriden yaratılan çürümüşlüğün saklanamayacağı günler geldi de geçti.

Devamını Oku
07.04.2026
Yerel, küresel kıskacına karşı başkaldırılar yükselişte

Şimdilik bir yılı geçmiş bir süreç içinde, ülkeye yayılmış, kazanılmış belediye yönetimlerine el konması, kayyım atanması uygulamalarıyla, tümü sol kimlikli, ağırlıklı CHP’ye bağlı belediye yönetimlerinin operasyonları ile amaçlanan moral yıkımı, iktidarları adına fiyasko sonuçlar verdi.

Devamını Oku
04.04.2026
Savaş karşıtlığının önlenemez yükselişi

Hafta sonunu, başta Amerika’nın başkenti, önemli bütün merkezlerinde, savaş karşıtlarının çok etkin eylemleriyle aynı merkez içinde on binler, ülke çapında yüz binlerin katıldıkları protesto eylemlerine tanıklık ederek geçirdik.

Devamını Oku
31.03.2026
Savaşın bedelinin en ağırını tarafı olmayanlar ödüyor

Hindistan, Japonya...

Devamını Oku
28.03.2026