Fotoğrafın Bütünü

30 Kasım 2008 Pazar

Kamera yanıltmaz amma.. Yandaş eylemde istenen kalabalık oluşturulamamışsa, kamerayı topluluğun en kalabalık görüntü vereceği bölgeye yönlendirirsiniz.. Haberin içinde büyük kalabalıklartüründen sözcüklerle, görüntüde yarattığınız yapay imajı beslersiniz..Ya da tam tersi on binler, yüz binlerin katıldıkları etkinliklerde, kameranız güvenlik nedeni ile boş tutulmuş kürsü etrafında takılır kalır.. Büyük katılımı geçiştirir, bir de eylemin bütünlüğü içinde öne çıkan vurgulamalar, sloganlar yerine topluma sevimli gelmeyecek en aykırı ayrıntıları haberin ağırlığına oturtursunuz... Toplumsal algılama, tepkiler, gerçeğin tam tersi olarak bile geliştirilebilir.

İnsanlığı, milyarları, ülkemiz insanını çarpan büyük ekonomik kriz üzerinden de, gerçek yaşananlar, olup bitenler ile algılananlar arasında çok büyük çarpıtmalar, uçurumlar gündemde...

İstanbuldan küçücük bir haber üzerinden söze girelim; siz de haberlerden izleyebildinizse, minibüs fiyatlarına önce zam yapıldığını, sonra da geri alındığını duymuş olabilirsiniz. Minibüs şoförleri ile vatandaşlar arasındaki konuya ilişkin sohbetlerden öğrendiğime göre... Özetle, zam kararı bir anlamda derneğin, minibüs patronlarının girişimleri ile gündeme gelmiş. Bu zam kararı yolcular ya da seçim öncesi siyaseten belediyeler yönetimlerinin çabaları ile geri dönmüş değil. İsyan bayrağını kaldıranlar minibüs şoförlerinin kendileri. Yani günde bilmem kaç saat direksiyon sallayarak, minibüs sahibine tıkır tıkır parasını ödedikten sonra kalanı ile ailelerini geçindirmeye çalışanlar.

Ortak koro halinde zam kararına karşı başkaldırışlarını, seslerini yükselterek, yolculara anlatıyorlar...Ağabey bu krizde, yolcu zamdan sonra bu minibüse biner mi? Bir kere boşalmayagörsün. Zaten doldurabildiğimiz saatler çok sınırlı. Yanarız, aç kalır, evimize ekmek götüremeyiz.. Benim apartmanımda birkaç gün içinde üç komşum birden işsiz kaldı.” “11 kişilik ailede 7 kişi çalışıyorduk. 3 kişiye düştük. Kriz büyük değilmiş.. Sanki çocuk kandırıyorlar...”

***

Önceki akşam Yıldıztabyaya uzanan Gaziosmanpaşa minibüsünde, yine şoför besbelli tanış yolculara sıcak gelen, zamma karşı duruşlarının öyküsünü ballandırarak anlattıktan sonra, sohbet geçim derdi, kriz üzerinden koyulaştı. Doğrusu iktidara geldikleri günlerden bu yana, varoş sokaklarında AKP iktidarı, Başbakan Erdoğana yönelik bu kadar sert, sesli eleştiriler duymamıştım. Başbakanınhamdolsunsözcüğü, krizi baştan ciddiye almama çabası, en azından şimdilik, yaşananların sıcağında çok batmış. İşsiz kalanlara da devlet kesesinden para dağıtılacağı açıklaması sevindireceğine sanki daha bir kızdırmış.. Sigortasız, kayıtsız bile olsa düzenli işin, maaşın yerine kime ne kadar arayla verilecek bir iki yüz lira çare olur mu?sorusu ile işini yeni kaybetmiş biri sesini yükseltince, bir diğeri kömür dağıtımı deneyimine ilişkin isyan bayrağını açıyor:Adamın evi, arabası var, utanmadan gözümün önünde kömürü alıyor. Yüzüne bağırdım, partili olduğu için haksız kayırıldığını söyledim. Ben istemedim, verdiler deyip aldı. İnatla takip ettim, evinde soba kullanmadığını biliyordum. Başkasına sattığını gözlerimle gördüm... Karşı görüş, savunma için ağız açan çıkmadı.. Şaşırdım...

AKP’ye oy vermiş yüzde 47, ağırlıklı varoşlar, yoksul kesimler ilk kez gerçekten kendilerinden yana siyaset, krizde çözümden çıkış beklentileri içine girmiş bulunuyorlar. Sonuç olarak iktidarını emperyalizmin işbirlikçi politikalarına, piyasalar düzeninin kirli çıkarlarına oturtmuş siyasi irade, güçlü iktidarında ilk kez gerçek ekonomiye, yoksulların sorunlarına dönük çözüm üretme zorunluluğu ile yüz yüze geliyor. Pembe masallar içinde çalışan sayısının artmadığı sanal büyüme rakamları ile, sadaka düzeninde, inançlar sömürüsü, ılımlı İslam projelerinde, kitleleri uyutmak ne kadar kolay olduysa, şimdi krizde, işten atılmalar patlarken, işsizliğe çözüm üretecek gerçek reçeteler yaratmadan halkı inandırmak o kadar zor...

Sadece AKP için değil elbette, seçimlerde iktidarda söz sahibi olmak isteyen bütün partiler için çok zor. Hele solda geçinen partilerin söyleyecek sözleri olmazsa, işleri daha bir zor... DTPnin bile işsizliğe karşı çözüm üretme reçeteleri olmadan yerel seçimlerde Kürtçülük üzerinden siyasetle patlama yapacağını sanması bana göre hiç de gerçekçi değil...

İşte en çok bu nedenlerle AKPnin krizden çıkış reçetelerini, muhalefet partilerinin üretecekleri sosyal içerikli, gerçekçi çözüm önerilerini, her seçmen vatandaş gibi merakla bekliyorum. Muhalefet açısından ilk sınav, herhalde bugün Ankarada DİSK ve KESK öncülüğünde düzenlenmiş, krize karşı ilk miting olacak...

[email protected]


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları