Çay

27 Ekim 2020 Salı

Millet İttifakı’ndan olana “illet ve zillet”...

İktidara muhalif olana “terörist”...

Hopa’daki olayları protesto edene, “O kadın, kız mıdır, kadın mıdır?”

“Anamız ağladı” diyen çiftçiye, önce “Ananı da al, git!”, sonra “artistlik yapma!”...

Barış çağrısı yapan akademisyenlere “aydın müsveddeleri”...

Gezi Parkı’ndaki protestoculara “üç beş çapulcu”...

Kurucu liderlere “iki ayyaş”...

Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’na, “namus ve şeref fukarası”, “haysiyetsiz”, “müptezel”...

Şimdiki ortağı Bahçeli’ye, “Aile nedir, çocuk nedir bilmez”, “namert”...

Baykal’a, “Beline hâkim olamadı, gitti”...

HDP’ye, “dinsiz, imansız ve ateist”...

Doğan Medya Grubu’ndaki yazarlara, “Bunların ar damarı çatlamış”...

Dış politika uzmanlarına, “monşer”...

Ateistlere, “marjinal, inançsız, bu toprakların değerinden kopuk akımlar”...

Toplumun farklı kesimlerine sonu gelmeyen bir hakaret silsilesi!

***

Bu hakaret silsilesi ile uyumlu olarak da...

Adalet isteyene biber gazı...

Özgürlük isteyene cop...

Demokrasi isteyene gözdağı...

Eşitlik isteyene tehdit...

Hakkını savunana şiddet...

Basın açıklaması yapmak isteyen sivil toplum kuruluşlarına abluka...

Direnene hapis...

Onur Yürüyüşü’nü kutlayanlara dayak...

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan kadınlara gözaltı...

Salavat getirip tekbir çeken, İBDA örgütünün işaretini yaparak yürüyen sarıklı gruplara göz yumma...

Yürüyüş düzenlemek isteyen Halk evleri üyelerine darp...

ÖSO bayrağı açıp tekbir getiren Suriyeli cihatçılara izin...

Devrimci gençlere şiddet...

Hilafet için yürüyenlere serbestiyet...

Muhalif kanallar Tele 1 ve Halk TV’ye kapatma cezası...

Yayında açıkça şiddet çağrısı yapılan yandaş kanallara sadece program durdurma...

23 Nisan, 19 Mayıs ve 29 Ekim kutlamalarına korona bahanesiyle yasak...

Cami açılışı ve AKP mitinglerine izin...

***

Dünkü olay da, 18 yıldır süren bu kinci ve dinci karşıdevrim kâbusuyla uyumludur.

Malatya’da bir minibüsçü, AKP’li Cumhurbaşkanı’na “Evimize ekmek götüremiyoruz” demiş.

“Bu laf bana biraz abartı geldi” diyerek karşılık veren Erdoğan, “Al, keyif çayı iç” diyerek çay fırlatmış.

Hiç şaşırtıcı değil. Emin olun; pasta fırlatılabilse onu da fırlatırdı!

Şaşırtıcı olan, çay paketinin yere düşmemesi...

Ama gün gelecek, meşrulaştırılan sadaka kültürü reddedildiğinde, bu kâbus sona erecek.

Kapitalizmin utanmazlığı, hak ettiği yanıtı alacak. 

O çay yere düşecek. 

Halk, bir gün gereken yanıtı sandıkta verecek!


Yazarın Son Yazıları

Asıl ‘zombi’ kim? 29 Kasım 2020
Üniversitenin sefaleti 17 Kasım 2020
Siyasi enkaz 1 Kasım 2020
Çay 27 Ekim 2020