Yasalar kimi koruyor?

15 Aralık 2020 Salı

Sapık, hayvana tecavüz ederken yakalanıyor. Yani olayın tanığı var.

Hayvanın sahibi şikâyetçi oluyor. Olay yargıya yansıyor. Cinsel saldırı belgeleniyor.

Ama savcılık, sapığın “mala zarar verme suçunu” işlemediğini belirterek kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar veriyor!

Hayvanları Koruma Kanunu’na göre, sembolik bir idari para cezası verilerek, tecavüzcü cinsel saldırı siciline işlenmeden serbest bırakılıyor.

Sürekli tekrarlanan bu olay, bu kez Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde yaşandı.

Medyaya da yansıyan habere göre, 67 yaşındaki Gasım Erdoğan, 2 aylık buzağıya ahırda cinsel saldırıda bulunurken çiftlik sahibi Abdulkerim Gürbüz tarafından yakalandı. Hayvandan alınan DNA ile failin DNA’sı eşleşti.

Bu durumda suç belgelendiği, hayvanın sahibi şikâyetçi olduğu ve görgü tanığı bulunduğu halde, Gazipaşa Cumhuriyet Savcılığı neye dayanarak “mala zarar verilmediğine” karar verebiliyor?

TECAVÜZ HER DURUMDA SUÇTUR!

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14. maddesinde “Hayvanlarla ilgili yasaklar şunlardır” denildikten sonra j bendinde açıkça yazıyor: “Hayvanlarla cinsel ilişkide bulunmak, işkence yapmak.”

O zaman açıkça sormak zorundayız: Türkiye’de zoofili serbest mi bırakıldı?!

Hayvanın zarar görmediğine karar verilirken sadece beden bütünlüğünün bozulmaması mı kriter olarak alınıyor? Ya hayvanın yaşadığı istismar, duygusal sarsıntı, korku ne olacak?

Tecavüz şiddettir; kabahat olarak geçiştirilemez çünkü her durumda suçtur! İnsana ya da hayvana, kime yapılırsa yapılsın, hayvanın sahibi olsun ya da olmasın, sahibi şikâyetçi olsun ya da olmasın, bu suç en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Hayvana tecavüz olduğunda da bu eylem sadece toplumda ahlaksızlık olarak görüldüğü için değil, şiddete maruz kalan hayvanın bedeninde dıştan görünen fiziksel bir iz olmasa da onda yıkıma neden olduğu için de cezalandırılmalıdır. Çünkü hayvanlar da insanlar gibi bilinç sahibi duyarlı canlılardır.

Yasa maddesindeki ifade de yanlıştır. Cinsel ilişki, her iki tarafın da rızasıyla kurulur. İnsan ile hayvan arasında yaşananlar, hiçbir durumda cinsel ilişki değil, her zaman TECAVÜZDÜR.

Tecavüze uğramış bir hayvana bakıp, “O hayvan” diyen varsa, ona da felsefeci Theodor Adorno’nun bir sözünü hatırlatmak gerekir: “Auschwitz, bir insan mezbahaya bakıp ‘ama onlar hayvan’ dediği zaman başlar.”

SALDIRI YOKSA ‘MEŞRU MÜDAFAA’ OLMAZ

Bugünlerde hayvan hakları savunucularını çileden çıkaran bir diğer olay ise İstanbul Sarıyer’de meydana geldi.

Alp Erkin adlı iş insanı, komşuları Deniz ve Can Özula çiftinin köpeği Nero’yu öldürdü. Köpeğin eşini ısırdığını iddia edip, hayvanı silahla başından vurarak canını aldı.

Bu vahim olayın anbean görüntülü kaydı var. Nero, herhangi bir saldırıda bulunmuyor. Alp Erkin’in eşi Özula çiftinin özel mülkünün kapısını zorlayarak içeri girince, köpek sadece koruma içgüdüsü ortaya koyuyor. O ana kadar da bahçede sakin bir şekilde dolaşıyor.

İsteyen bu kaydı internette bulup izleyebilir. Sosyal medyada birçok kişi paylaştı.

Olayın nasıl meydana geldiği kanıtlanmasına karşın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “meşru müdafaa” gerekçesiyle “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi!

Bu şu demek mi oluyor: “Bir insan canını sıktı diye bir köpeği silahla öldürebilir ama ceza almaz.

Birisi bunu açıklamak zorunda. Ortada saldırı yokken nasıl “meşru müdafaa” oluyor?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları