Adnan Binyazar

Bilim şenliği

24 Mayıs 2019 Cuma

Bilim üzerinde durulacaksa, ilk adım, insanımızı eylemsiz kılan çağdışı anlayıştan kurtarıp ona özgür düşünme yollarını açan Atatürk’ün kullandığı kavramları aklın süzgecinden geçirip üzerinde düşünmek olmalıdır.
Atatürk, “Bilim, gerçeği bilmektir,” diyor. Bir konuşmasında da, özgür düşünmenin temeli olan şu görüşü savunuyor:
Her birey istediğini düşünmekte, istediğine inanmakta, siyasal bir görüşe sahip olmakta özgürdür.”
Hele bir yargısı var ki, düşünce özgürlüğü anayasasının ilk maddesidir:
Kimse, kimsenin düşüncesi, vicdanı üzerinde egemenlik kuramaz!
Çağdaş uygarlıktan, bilimden, düşünceden güç alarak toplumuna aydınlanmanın yolunu açan Atatürk, aklı kullanma öğüdünü miras bırakarak göçtü sonsuzluklar dünyasına:
Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.

Bilim
Bilim, bilinenlere yenilerini katarak hayatı sağlam temellere oturtma edimidir. Bilimde gerçeğe araştırmayla, gözlemle, deneysel yöntemlerle varılır. Bilimin kaynağı bilgidir, var olan bilgiye yenilerini eklemedir. Bilimsel çalışma, akıl yürütmeyi gerektirir. Bilim insanı, dünyaya geniş açılı bakar. Bilimsel kaynakların yanında, örneğin Jules Verne’in Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Ay’a Seyahat, Balonla Beş Hafta türü romanları bile okuma gereğini duyar. Teknik alanlarda ise geleceğe yönelik birçok fantastik anlatı kitapları bilim insanına esin kaynağı olmuştur.
Bilim, ileride daha iyisinin yapılacağı inancıyla gelişim göstermiştir. Bu yönüyle sanatı da etkiler. Beğeni düzeyi yüksek şiir, resim, müzik gibi yaratıcı sanatlar da bilimsel yöntemlerden yararlanılmıştır. O nedenle, ortaçağ gibi karanlık bir dönemi geride bırakıp aydınlığa açılmayı sağlayan sanatsal yapıtlarda bilimsel verilerin mantığı geçerlidir.

Bornova Belediyesi
Bornova Belediyesi, bilim kültürünün geniş kitlelere ulaşarak sorgulayan bireyler yetişmesi için her yıl düzenlediği Bilim Şenliği etkinliğini bu yıl 22-25 Mayıs günlerinde “Bilim ve Çocuk” konusuna ayırdı. TÜBİTAK’ın da desteklediği bu yılki şenlik ilk ve ortaokul öğrencilerine yönelik.
Ağaç yaş iken eğilir. Gelişim evrelerinde annenin, babanın, bilimsel, sanatsal eğitim kurumlarının yeteneği geliştirici desteğini gören çocukların geleceği aydınlıktır. Bornova Belediyesi, bu amaçla bilimsel çalışmaları geniş alanlara yayıyor. Böylece bu kurumsal çalışmalar, nice dar gelirli aile çocuğunun ileride yetenek körelmesini önleyecek, onlara bilim insanı ya da sanatçı yetişmesinin yolunu açacaktır.

Kurumsallaşma
Kurumsallaşma, olayı kişisellikten çıkarıp toplumsallaşma gereksiniminden doğmuştur. Kurumsallaşmada tek kişinin iradesi etkin olamaz; tek kişinin iradesi egemense eğer, orada kurumsallaşmadan söz edilemez. Herkesin kendi iradesini kullandığı bir toplumsal ortamda tek bir kişinin görüşü bile sorunlara çözüm yolu açabilir. On altı yaşındaki bir çocuk “Her şey çok güzel olacak!” dedi, söz, birkaç gün içinde halkın ağzında inanca dönüştü.
Oysa Cumhuriyetin ilk yıllarında açılan halkevleri kültürel kurumsallaşmanın kentlere, köylere yayılan bir örneğidir. Yoksul halk çocuklarına eğitim yolu açan Köy Enstitüleri kapatılmamış, halk-evlerinin etkinliklerine son verilmemiş olsaydı, Türkiye’nin demokratik yapısı, kültür düzeyi Avrupa ülkelerince böylesine küçümsenmeyecek, Cumhuriyetle büyük bir devrim yaşayan insanımız, uygarlığın ölçüsü sayılan bilimde, kültürde, sanatta, teknikte daha da ileri düzeyde olacaktı.