Yeni bir siyaset... Yeni bir ekonomi

14 Haziran 2019 Cuma

Dibe vurma noktasında bir ekonomik yapı içinde tek gündemimiz, tek odak noktamız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi. 16 milyonluk kent için 80 milyon nefesini tuttu, bekliyor. Çünkü bu seçim aynı zamanda yeni bir siyaset dilinin, yeni bir siyasi icraatın başlayıp başlamayacağının belirleyicisi olacak.
Düşünün bir; bir yanda yönettiği ilçeye toplu taşıma aracı almak için makam araçlarını satışa çıkarma kararı alan bir belediyecilik örneği, (Antalya’nın Demre ilçesinde İYİ Partili Belediye Başkanı’nın uygulaması) öte yanda bedelli askerlikten toplanan paralarla (geçen yıl 3.6 milyar lira) kamu kurumlarına lüks makam araçları alındığının saptanmış olması...
CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, “Hazine her saniyede 3 bin 510 TL faiz ödüyor. Türkiye artık borç faizi için bile borçlanmak zorunda olan bir ülke haline geldi” diyor.
Sanayi üretimi; tarımsal üretim; hayvancılık... Üçü de büyük yapısal sorunlar içinde... İmalat sanayiinin katma değer payı son yıllarda sürekli bir düşüş içinde. Bu konuda dünyadaki payımız ise sadece yüzde 1.1. Bakıyoruz 2005 yılından beri yerinden milim oynatamamışız. Konu ile daha detaylı bilgi edinmek isteyen, bu haftaki Herkese Bilim Teknoloji Dergisi’nde Kalkınma Uzmanı Bayram Ali Eşiyok’un yazısına ve Ali Akurgal’ın sanayiden örneklerine bakabilirler.
Peki, üretim azalıyor, dolayısı ile istihdam alanları daralıyor; TL yanlış politikalardan dolayı sürekli eriyor ve vatandaşın cebindeki para enflasyon karşısında tutunamıyor... Tutunamıyor da ne oluyor?
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök Meclis’e bir yazılı soru önergesi vermiş. “2019 yılının ilk üç ayında devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 7.2 artarken, yurttaşlarımızın harcamaları yüzde 4.7 oranında azaldı. Ekonomide daralma sürerken enflasyonla topyekûn mücadele kampanyaları ve 100 günlük eylem planları yurttaşlarımıza kemer sıkma ortamı yaratmış, devlet harcamaları giderek yükseldi, krizin faturası halka yüklendi” diyor ve şu soruların yanıtlanmasını istiyor:
- 2017, 2018 ve 2019 yıllarının ilk üç ayında yapılan devlet harcama kalemlerini ve miktarlarını açıklar mısınız?
- Devlet harcamalarının artırılması suretiyle ekonomik darboğazdan çıkış nasıl sağlanacaktır?
- 2018 ve 2019 yıllarında yurttaşlarımızın harcamalarını kısmasıyla sağlanan tasarruf kaç Türk Lirası’dır?
- Mali disiplin kapsamında azaltılan ve kaldırılan devlet harcama kalemlerini açıklar mısınız?
Bu sorularının yanıtlarının asla gelmeyeceğinden emin olabilirsiniz. Çünkü iktidarın kurduğu düzen sistematik şekilde buradan yürüyor.

Ekonominin temel sorunu
Türkiye ekonomisinin bugünkü sorunu aslında çeşitli önyargılar nedeniyle hastalığa doğru teşhis konulamamasında yatıyor. Açıklanan bütün ekonomik paketler doğru teşhis konulamadığı için sıkıntıyı gidermekten uzak kalıyor.
Mahfi Eğilmez bakın bu konuda ne diyor: Türkiye ekonomisinin temel sorunu ekonomi dışı görünen bir sorun: Yargının bağımsız olmaması ve hukukun üstünlüğünün yitirilmiş olması. Yargının bağımsız olmaması, her şeyi bozuyor. Mesela kamu kesiminin ve dolayısıyla kamu harcamalarının denetlenmemesine yol açıyor. Bu durum kamu kesiminde gereksiz ve yüksek harcamaların en üst düzeyde olmasına ve inanılması zor bir savurganlığa neden oluyor. Vatandaşa tasarruf öneren kadrolar en üst düzey harcamalara devam etmekten vazgeçmiyor. Girişilen gerekli gereksiz pahalı projeler de denetlenemiyor ve bunlar kamu kesimine ciddi yükler oluşturuyor, enflasyon üzerinde de baskı yaratıyor. Bu çerçeve yabancı yatırımcıların buradan uzak durmasına yol açıyor.
Başta da belirttiğimiz gibi. Seçimleri ekonomiden bağımsız ele alamayız. Ve gelinen noktada yeni bir siyaset dili, şeffaf, hesap verilebilir bir ekonomik düzen Türkiye’nin geleceğinin de belirleyicisi olacak. Bu yüzden 23 Haziran seçimleri Binali Yıldırım-Ekrem İmamoğlu mücadelesi değil. Kendi nefsinin peşine düşenle, milletinin hakkını arayanın mücadelesi.