Kavga daha yeni başlıyor
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Kavga daha yeni başlıyor

01.08.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Karara uymuyorum, saygı da duymuyorum” demişti Erdoğan. “Bedelini ödeyecek, öyle bırakmam onu” dediği Can Dündar için Anayasa Mahkemesi’nin verdiği tahliye kararına sinirlenmişti.
Haliyle, gözümde kovboy filmlerinin unutulmaz sahnesi canlandı. Kasabaya çift silahı olan Teksaslı girince, herkesin kapısını ve penceresini kapattığı o an! Öyle ya Cumhurbaşkanı’nın “saygı duymadığı” kişilerin başına hep kötü şeyler geliyordu.
Neyse ki AYM Başkanı Zühtü Arslan ucuz kurtuldu. Evet, onu Abdullah Gül atamıştı. Evet, FETÖ’nün cirit attığı Polis Akademisi’nde başkanlık yapmıştı. Evet, Zaman gazetesinde yazmıştı. Evet, TESEV Almanağı’nda da Dinlerarası İlişkiler projesinde de o vardı. Evet, dershanelerin kapatılmasına karşı oy vermişti.
Gelin görün ki, tam da Erdoğan’ın sinirlendiği günlerde Akit kökenli Faruk Köse ve Serdar Arseven açıkladı. Zühtü Arslan, İskenderpaşa Cemaati’ndendi. Cemaat’in Hak Yol evlerinde kalmıştı. Kovboy, tetiğe basmadan silahını yerine koydu.

Erbakan’a karşı olan ‘etrafındakiler’
İmzacı akademisyenler hakkında verilen karardan sonra tartışma yeniden başladı. Benim elimde ise ilginç bir kitap var. Necmettin Erbakan’ın 25 yıl danışmanlığını yapan Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın yeni çıkan “Erbakan” kitabı.
Biz, hep AKP ile FETÖ ilişkisini ya da çatışmasını tartıştık. Peki, Refah Partisi’nin “paralel”i neydi?
Gündoğan, dönemin tanığı olarak Refah Partisi ile İskenderpaşa/ Hakyol’un ya da Esad Coşan ile Erbakan’ın arasındaki çatışmayı kendi gözünden anlatıyor. Ona göre 1980 sonrası İslamcılığında adı konmamış bir işbölümü vardı. Coşan, dergicilik ve cemaatçilik ile bir alanı; Erbakan ise particilik ve kitle siyaseti ile bir başka alanı tutuyordu.
Aynı tabana hitap eden iki çalışmanın bir müddet sonra kadro ve maddi imkânların bölüşümünde bir çatışma yaşaması kaçınılmazdı” diyor Gündoğan. Peki, çatışma nasıl önlenecekti? Gündoğan’a göre liderlerin “etrafındakiler” bunu yapabilirdi. “Esad Efendi’nin etrafındakilerden önemli bir kısmı Korkut Özal’ın da etrafındaydılar” diyor ve devam ediyor: “Bu hükümete veya devlete yakın olmaktı”.
Gündoğan’ın aktardığına göre İskenderpaşa kökenli bir siyasetçi olan Korkut Özal, Coşan ile Erbakan arasındaki ilişkiyi belirleyen ve nihayetinde aralarındaki iplerin kopması için çalışan isimdi. Gündoğan pek de iyi niyetli olduğunu düşünmüyor: “Korkut Bey’in bazı ulusal ve uluslararası kuruluşların misyon adamı olduğu artık bilinen ve yazılan gerçektir.

Erbakan’a ağır hakaretler
Esad Coşan’ın Erbakan aleyhinde çok ağır hakaretler kullandığı konuşması tam da 1991 genel seçimleri öncesinde sızdırıldı. “Mercedeslere kurulup saltanat sürüyorsun”, “Almanya’dan valizlerle gelen paralarla zenginleşmiş insan”, “kardeşlerimizin parasıyla bütçesi kabarmış, şişmiş insan”, “ne ayet bilirsin ne Arapça bilirsin” gibi Erbakan’ı itham eden ifadelerle süslü konuşma ipleri koparıyordu. Peki, Coşan ne istiyordu? 1990 başından itibaren Refah’tan desteğini çektiğini söyleyen Coşan, eski liderleri Mehmet Zahit Kotku’nun 12 Eylül’den önce “söyleyin Necmi’ye partinin başkanlığından ayrılsın” dediğini iddia ediyordu. Yani Erbakan gitmeliydi!
Gündoğan’a göre “etrafındakiler” denilenler Erbakan’a tavır almakla kalmadılar. Refah içinde bir tür “paralel” yaratarak Milli Görüş’ten AKP’nin çıkarılmasını da hazırladılar.
Bu ekip parti içerisinde örtülü bir şekilde bir ve bütün olarak hareket ediyordu” diyor Gündoğan. Grubun, Erbakan’a alternatif olarak Erdoğan’ı hazırladığını “Korkut Özal’ın birçok toplantıda Erdoğan’dan bahsederken ‘geleceğin başbakanı’ nitelemesi yaptığını da gayet iyi biliyoruz” sözleriyle anlatıyor. Gündoğan’a göre “etrafındakiler”, Refah içerisinde bazı cemaatleri, ANAP’tan gelenleri, uluslararası bağlantıları olan unsurları Erbakan’ın karşısında toparlıyordu.

Erbakan hamle yapamaz halde
Gündoğan’ın aktardığına göre Erdoğan, belediye başkanı seçildikten sonra yurtdışı gezilerine çıkmaya başladı. Şimdilerde FETÖ meselesinden yollarını ayırdığı İdris Naim Şahin’le 1995 yılında Londra’ya gitti. Organizasyondaki görevlilerden biri de Mete Gündoğan’dı. Onun için bu gezi bir dönüm noktasıydı:
O görüşmelerimizden anladık ki Erdoğan artık Erbakan’ın amansız bir rakibidir. Erbakan ve arkadaşlarının elinden partinin alınmasını istemektedir.
Peki, Erbakan farkında mıydı?
Gündoğan, Erbakan’la baş başa görüşerek anlatıyordu:
Sorgulayarak dinledi ancak çok da şaşırmış görünmüyordu. Hatta konuşma esnasında, ‘bunu bana filanca kişi de söyledi’, ‘falanca kişi de böyle düşünüyor’ gibi katkılarda da bulundu.
Görüşme Erbakan’ın “bunları kimseye söyleme” uyarısıyla bitiyordu. Gündoğan, “gelişmelerden haberi vardı ve olayları kendi içerisinde kontrol etmeyi planlıyordu. Bu Erbakan’ın tarzıydı” diye anlatıyor Erbakan’ın duruşunu.
Kapatılan Refah’la Erbakancılar tasfiye edilirken, yerine kurulan Fazilet Partisi içerisinde “etrafındakilerin” belirlediği kimselerin ön plana çıkışı, Erbakan’ın desteklediği İsmail Alptekin gibi “ağabeyler”in pasifize edilmesi Gündoğan’a göre aynı programın parçasıydı.
Dram mı?
Erbakan Hoca’nın evinde yapılan görüşmeler veya büyük istişare toplantıları anında basına sızıyordu. Dolayısıyla Erbakan hiçbir stratejik hamle yapamaz durumdaydı” diyor Gündoğan. Peki, nasıl sızıyor? Erbakan’ın soruşturma için görevlendirdiği Gündoğan birini şöyle aktarıyor:
Bir gazeteci, Erbakan’ın evinde toplantıya katılan Genel Başkan Başkan Yardımcısı Abdulkadir Aksu ile görüşüyormuş. Aksu, ben şimdi toplantıya geçiyorum demiş ve konuşmayı bitirmiş. Sonra gazeteci arkadaş, telefonun kapanmadığını fark etmiş. Telefon açık kaldığı sürece ortamda her konuşulanı dinlemiş, Erbakan bunu duyunca çok şaşırdı ve üzüldü.

Kavga daha yeni başlıyor
28 yıl sonra Esad Coşan’ın, Erbakan’ı hedef alan konuşmasına dönüp baktığımızda şu ifadeleri görüyoruz: “Bizzat Necmettin Bey Konya’ya geldiği zaman bir buçuk sene önce, ‘efendim böyle bir şey olmaz, hem Hak Yol’a yardım edeceksiniz hem Milli Gençlik’e, olmaz. Sadece Milli Gençlik’e yardım edeceksiniz’ demiştir. Tarikata karşı bir tavır, benim yoluma, müridlerime, bağlandığım şeye tavırdır.
İşte Erbakan’ın “yardım etmeyeceksiniz” dediği söylenen Hak Yolcular o gün Erdoğan ve Gül ile kendilerine bir çıkış yolu buldular. Bugün Erdoğan ise, yollarını ayırdığı Abdullah Gül’ün atadığı Zühtü Arslan’ın kararı ile, Erbakan’ın yıllar önce yaşadığı türden bir meydan okumayla karşı karşıya olduğunu düşünüyor.
Yumruğun nereden geleceğini bilmediğimiz ortamda öngörebildiğimiz tek şey şu: Kavga daha yeni başlıyor...

Yazarın Son Yazıları

Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025