Bayrağın üstünü örten ‘süreç’
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

22.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Tarih: 31 Temmuz 2011.

Sınırın ötesinde yine çatışma vardı. Bu kez İran, PKK’nin İran kolu PJAK’a hava operasyonlarına başlamıştı. O günlerde DEM Parti kurulmamıştı. Öncülü olan BDP, İran-Türkiye resmi sınırı olan Hakkâri-Esendere Sınır Kapısı’nda eylem yaptı. Yol kapatıldı. PKK-PJAK’a destek sloganları atıldı. Nöbet çadırı kurularak nöbete başlandı. Sınır eylemle fiili olarak kapatılmıştı.

Buraya kadar alıştığımız görüntülerdi.

Derken sabaha karşı öyle bir şey oldu ki...

Ertesi gün, 1 Ağustos 2011, saat 14.20’de beş gümrük memurunun hazırladığı, merkeze de yolladığı tutanak önümde duruyor: “Saha giriş kapısının iç kısmında bulunan bayrak direğine çıkılarak Türk bayrağı indirilmiştir.”

RAPORLA ORTAYA ÇIKTI

Skandal o gün duyulmadı.

Duyulmasının ise bir hikâyesi var.

Gümrük müfettişleri Esendere Sınır Kapısı’nda sıradışı olaylar tespit etmişti. Kaçakçılık, hayali ihracat, usulsüzlükler... Bütün bu olan biteni 5 Ekim 2011 günü raporlaştırdılar. Rapora göre, sınır ticaretindeki hukuksuz işler PKK’nin gelir kapılarından biriydi. Raporda, yukarıda anlattığım 1 Ağustos tarihli “bayrağın indirildiği” tutanağa da yer verdiler. Rapor; maliye, ekonomi, kalkınma, savunma bakanlıklarına, MİT’e, Hakkâri Valiliği’ne, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. O gün de değil, çok sonra, 8 Aralık 2012’de içeriği basına yansıdı. Ana gündemi sınır kapısındaki sıradışı işlerdi ama bayrağın indirilmesi her şeyin önüne geçti.

Hükümet sıkışmıştı. İmralı ile o günlerde de bir süreç yürütülüyordu. Olayın bir biçimde kapatılması gerekiyordu. Peki bu nasıl olacaktı?

‘S...TİR GİT DİYEREK ÜZERİME YÜRÜDÜ’ 

İki önemli hamle yapıldı.

İlki, Esendere’de yaşananları ortaya çıkaran kamu görevlilerine karşı... Olan biteni ortaya çıkaran müfettişler görevden alındı. Haklarında disiplin incelemesi başlatıldı, disiplin cezaları verildi. Hazırlanan yeni bir raporla da olayın üstü örtüldü.

Bayrağın indirildiğini anlatan ilk tutanağı hazırlayan gümrük memurları Gümrük Bakanlığı’na çağrıldı. Yeniden ifadeleri alındı. “Görmedim, duymadım” şeklinde ifadeleri alınarak ilk tutanak etkisizleştirildi.

Bu şekilde ifade vermeyi kabul etmeyen Hakkâri Gümrük ve Muhafaza Başmüdürü Şükrü Ünlüoğlu’nun olayı mahkemeye taşımasıyla bakanlıkta yaşananlar ortaya çıktı: “M.A., bilgisayara geçerek bir şeyler yazmaya başladı. Özetle, tutanakta belirtilen bayrağın indirilmediğini, ifadesi alınan Feyyaz Olusoy isimli şahsın bayrağı alarak sakladığı, daha sonra da teslim ettiği, okuduğu tutanakta belirtiliyordu. Şahsım da dahil tutanakta ismi bulananlara imzalatmaya çalışmışlar, şahsımın imzalamaması üzerine daha sonra diğerlerine imzalatmışlardır. Böyle bir tutanağı imzalamayacağımı belirtmem üzerine, N.A. hışımla oturduğu yerden kalkarak üzerime yürümüş, müfettiş raporlarında ismimin geçtiğini, derin devletin adamı olduğumu, ‘s...r git’ diyerek bağırarak üzerime yürümüştür. Yukarıda ismi geçen, odada bulunanların yanında gerçekleşmiştir.”

‘VATANDAŞ İNDİRDİ’ DEDİLER

İkinci olarak ise...

Olay adli bir soruşturma olmasına rağmen, jandarma, bakanlık için Feyyaz Olusoy’un iki ayrı ifadesini almıştı. İlkinde tarih 3 Ağustos 2011 görünüyordu: “1 Ağustos 2011 günü saat 04- 05 sıralarında oturma eylemi yapan tanımadığımız Şırnaklı birkaç kişi kendi aralarında Kürtçe konuşarak Türk bayrağını indirip yakalım dediğini duyduk. Bunun üzerine bayrağımıza bir zarar gelmesin diye bayrak ipini çakmakla yakarak bayrağı indirip gümrük muhafaza memurlarının bulunduğu odaya bıraktım.”

Olusoy da Esendere’de yaşıyordu. Anlattığına göre o gün eylem olduğunu duyunca gümrüğe bir zarar gelmesin diye gönüllü olarak gelmişti.

İkinci ifade ise 9 Eylül 2012 tarihliydi. Aynı hikâyeyi ilk ifadeyle çelişen detaylarla anlatıyordu. Üstelik iki imza birbirinden farklıydı. İfadelerin onun olmadığını düşündürüyordu. Sanki dosyayı krizsiz kapatmak için bir senaryo hazırlanmıştı.

BAKANLIKTA ‘PARALEL İŞLER’

Gelişmelerin sonunda dönemin Gümrük Bakanı Hayati Yazıcı, Meclis kürsüsüne çıktı, “Eylemden dolayı vatandaş, zarar gelmesin diye bayrağı indiriyor, görevlilere teslim ediyor” açıklaması yaptı. Bakanlık sayfasından da şu açıklama yapıldı: “Vatansever bir vatandaşımız bayrağımızı eylemcilerden korumak amacıyla direkten indirerek görevli gümrük muhafaza memuruna teslim etmiştir. Eylemin sona ermesinden hemen sonra bayrağımız yeniden göndere çekilmiştir.”

Yine de ortada tuhaf bir durum vardı.

Koca devlet sınırındaki bayrağı koruyamamış, ya protestocular indirmiş ya da protestocular yakmasın diye indirilmesine müsaade etmişti. İki senaryo da acziyet ifadesiydi.

Önümde uzun bir liste var.

Bakanlıkta bayrak olayını kapatan müfettişler... Olayı sümenaltı eden bürokratlar... Yargıya yansıyan soruşturmayı takipsiz bırakan yargı mensupları... Bayrak olayının kapatılmasından 4 yıl sonra gerçekleşen 15 Temmuz darbesi sonrası kimi ihraç edilmiş, kimi yargılanıp ceza almış, kimi firar etmiş. Kimi de iktidara tutunarak ayakta kalmış.

GEREKİRSE ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR

Kısacası 15 yıl önce, sınır ötesindeki operasyona tepki eyleminde indirilen Türk bayrağı dosyası memlekette infial yaratırken, “sürecin selameti, iktidarın nimeti” için, “bayrağı onlar indirmesin diye biz indirdik” denerek dosya kapatıldı.

Sonuç olarak...

İki gündür “bayrak provokasyonu” üzerinden “süreç ve acaba” tartışması yapılıyor. Oysa ilk kez değil, defalarca Türk bayrağı üzerinden kamuoyu sınaması yapıldı. Öyle anlaşılıyor ki toplumun bayrak hassasiyetini bilen provokatörler, kılıç çekmenin bir yolu olarak bayrak eylemlerini kullanıyor. Öte yandan iktidar bloğu, eğer “süreç” masasından kalkmak istemiyorsa, “onlar değil biz indirdik” diyecek kadar meselenin etrafından dolaşıyor. 15 yıl önce AKP-Fethullahçılar ortaklığında durum böyleydi. AKP-MHP ittifakının olduğu bugün ne olacağını ise önümüzdeki günlerde göreceğiz. Her şeyi hassasiyet değil, niyetler belirleyecek!

Karşılıksız kalmış her hassasiyetin altında boşa düşmüş bir niyet vardır.

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025