‘Das Auto’ badiresi

27 Eylül 2015 Pazar

Volkwagen (VW) depremi için “Bir araba değil, Almanya markası yara aldı” demiştim... Almanya’da bu değerlendirme şimdi en üst düzey yetkililer tarafından dile getiriliyor.
Alman Merkez Bankası/Bundesbank Başkanı Jens Weidemann önceki gün tam da bunu ifade etti ve “Made in Germany, bu skandalla yaralandı” dedi.
Şirket yöneticileri de açık ve net; “VW’deki skandalın siyasi, ahlaki bir badire olduğunu”, “müşterilere, kamuya, yetkililere, yatırımcılara özür borçlu olduklarını” itiraf ediyor. Ama aynı cümleye sonra; “Grubun, aslında küçük bir ekibin hatasına kurban gittiğini” söyleyerek devam ediyorlar.
Olanlardan kısaca hali hazırda “VW” değil de isimsiz, küçük bir çalışanlar kadrosu sorumlu tutuluyor.

Bunu nasıl yaptılar?
Dünya TV’lerinde “Das Auto/Arabanın adı VW’dir!” iddiasıyla reklamları yapılan bir şirket, bu çapta bir skandaldan “Mesele yalnız içimizdeki çürük elmalar!” hikâyesiyle sıyırabilir mi?
Ya da nasıl sıyrılır?
Yanıt “bu skalada bir sahtekârlık VW gibi Alman teknolojisiyle eş anlama gelen bir şirkette nasıl mümkün olabildi” sorusunda gizli...
Kısaca gelişmeleri hatırlayalım.
Hafta başında VW Diesel araçlarının, ABD emisyon testlerinde “sonuçları tahrif ettiği” ortaya çıktı.
Şirketin ABD’de 2009’dan bu yana piyasaya çıkardığı 500 bin arabanın emisyon sonuçlarını bilinçli biçimde olduğundan düşük gösterdiği ve zehirli egzoz gaz salımı değerlerini olduğundan “40 misli düşük” tanımladığı anlaşıldı.
Ardından dünyada bu durumda 11 milyon VW arabanın olduğu belirlendi.
Sade Almanya’daki “Dieselgate” ürünlerinin sayısı 2.8 milyondu!
Olayın küresel boyut kazanmasıyla, misal, İsviçre diesel VW’lerin satışını durdurdu.
Tüketici grupları şirkete yağmur gibi “davalar açmaya” başladılar; ABD’de Adalet Bakanlığı soruşturma açtı...
Bunlar olurken VW hisseleri borsada serbest düşüşe geçti.
VW’nin maddi, manevi zararı nasıl karşılayacağı belli değil.
Kanserojen olduğu tartışma götürmez biçimde tespit edilen “kirli araçlarını” dolaşımdan çekmek zorunda.
Yerlerine yeni arabalar mı verilecek?
Yoksa bu arabalar tekrar elden mi geçirilecek? Bunlar da bilinmiyor.
Bilinen, VW’in altından kalkılamaz bir zarara gireceği...
Yerle bir olan imajını yeniden oluşturmakta zorlanacağı; tüketiciler ve yatırımcılara güven tazelemekle yükümlü olacağı.
Bunlar öyle ağır maliyetler ki.. “rasyonel” bir şirketin bu çılgınlığa nasıl girdiğini anlamak zor.

1 numara olmak hırsı
İki şık söz konusu: Ya tüm büyük araba şirketleri aynı üçkâğıda ortak ve VW mühendisleri; “Herkes yapıyor; kimseye bir şey olmuyorsa bize de olmaz!” diye düşündüler...
Ya da...
Hırs gözlerini kör etti. Dünyanın 1 numaralı araba şirketi “Toyota”yı geçip, bulundukları 2. sıradan 1’e yükselmek için bu megadolandırıcılığı göze aldılar.
Her halükârda son yılların en gizemli “küresel skandalı” bu.
Analistler skandalı, 2008’de büyük finans krizini tetikleyen Lehman Brothers’la karşılaştırıyor...
“Lehman’daki gibi” diyorlar; “VW’nin emisyon denetimlerini, ‘danışıklı dövüş’ anlaşmalı şirketler yaptığından sahtekârlık şimdiye dek ortaya çıkmadı. Skandal tesadüfen ilk kez, Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi adında ABD’li bağımsız bir grubun konuya eğilmesiyle patlak verdi. Bu grup meseleye el atmasa; hükümetler işi hiç deşmeyebilirdi…
VW, “devletler nezdinde” elinin muhtemelen güçlü olduğunu düşündü.
Adını hiç duymadığımız bağımsız bir grubunun “Das Auto”nun tekerine çomak sokacağı hesapta yoktu...
Ama her zaman böyle bir sürpriz “ilk defa” olabiliyor!
 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Boş koltuk 5 Mayıs 2024
Yurttaşlara mektup 28 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları