Osman Kavala’nın 6 buçuk saati
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Osman Kavala’nın 6 buçuk saati

20.02.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Siz hiç tahliye oldunuz mu? Ben bir kez oldum. Mahkeme kararları yüzümüze okunmuyordu. Hücredeki televizyonda gördüm. İlk içimden geçen, şimdi ardımda bıraktığım insanlar ne olacak endişesiydi. Birlikte son kez kahve yaptık. Belki bir daha görüşemeyiz diye “bundan sonra” ile başlayan cümleler kurduk. Kahve bitmeden kapı açıldı. Görevliler “Hadi” diyordu.

Hepimiz bürokrasiden şikâyet ederiz. Ama Türkiye’de tahliye kadar hızlı bürokrasi görmedim. Mahkeme, kararı bilgisayar sistemine yükler. Cezaevi sizi hemen kapının önüne bırakır. Artık dışarıda olması gereken adamın sorumluluğunu kimse almak istemez. Devlete bir yudum su, bir lokma yemek yükü olmanız uygun bulunmaz.

İnsanın gözü dünyayı, kendi yaşamının izin verdiği kadar görüyor. Salı günü Gezi davasından sonra ilk bunu gördüm. Beraat kararı 14.47’de okunmuştu. Neredeyse saat akşam 9 olduğu halde Osman Kavala halen cezaevinden çıkmamıştı. Bir süre sonra gözaltı haberi geldi. Benim aklımda ise o soru vardı: O 6 buçuk saatte neler oldu?

Bakan’ın son bir haftadaki mesajları

Biraz geri gidelim mi?

Hayır, hayır! Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile Pelikancılar arasındaki kavgayı zaten bu köşede defalarca okudunuz. Bir ucu İstanbul Grubu denen yapıyla çekişmeye, bir ucu Ankara’da HSK’deki bazı isimlerin tasfiyesine, bir ucu Antalya’da Cumhurbaşkanı avukatlarının karıştığı skandallara uzanan gerilimler biliniyor.

Bu kadar değil...

Kimilerinin “güvercin” saydığı Adalet Bakanı, sürekli yargıdaki bazı “şahin” pratikleri eleştirmesiyle gündeme geliyor.

Bu hafta da pek farklı olmadı. Adalet Bakanı birkaç günde peş peşe mesajlar verdi.

Yeşil pasaportu verdik, her ülkeye avukatlar gidebiliyor ama bugün adliye koridorlarında ‘ben hâkim, savcı hatta kaleme ulaşamıyorum’ diye şikâyet geliyorsa atmamız gereken adımlar var demektir.”

“Millet olarak beklentimiz savcı önce kendisi ikna oluyorsa delille bulguyla, o vatandaş hakkında dava açsın. Savcı ‘ben açayım mahkeme karar versin’, mahkeme ‘ben karar vereyim istinaf yanlışsa bozsun’, istinaf ‘ben karar vereyim Yargıtay bozsun’ diyerek vatandaşı ve ceza adaleti duygusunu incitmek kimsenin hakkı değildir.”

“Adalet bir sayı ve skor işi değildir. Kaç dava açtığımız, kaç dosyayı karara çıkardığımızdan daha önemli olan adaleti ne ölçüde gerçekleştirdiğimizdir.”

Bakan’ın kendi dukalığını kurduğunu düşündüğü kimi mahkemelerden, savcılıklardan şikâyet ettiği belliydi. Sözlerin özellikle İstanbul’da kimi yerlere gittiği de. Adliyede son 4 yıldır “bazı seçilmiş avukatlar” dışında avukatların giremediği katlardan, delilsiz yazılan iddianamelerden, toptan verilen kararlardan, içine zehir bulaşmış dosyalardan bahsediliyordu.

Pek çok kişiye göre, salı günü çıkan beraat ve tahliye kararı, Adalet Bakanı’nın yarattığı atmosferin sonucuydu.

Öyle ya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını dikkate almayan, Kavala’yı iki yıldan fazla süredir tutuklu yargılayan mahkemeden böyle bir kararın çıkacağına sanıklar bile inanmıyordu.

İşte o 6 buçuk saatlik tuhaf olaylar bundan sonra başladı. 

6 buçuk saatte hazırlanan çözüm

Anlatılan odur ki, kimi savcıların telefonlarının pilleri bitti. Tahliye edeceklere “bekleyin” telefonları edildi. Karar çıktı ama “nasıl içeride tutarız” müzakereleri yapıldı.

Çok da düşünmeye gerek kalmadı. Tek bir çözüm bulundu.

Osman Kavala hakkında 2017 yılında açılmış ama iddianamesi hazırlanmamış bir soruşturma daha vardı. Kavala o soruşturmada da daha önce, 1 Kasım 2017’de tutuklanmıştı. Soruşturma gizli yürüdüğü için içeriğini bilmiyoruz. Ancak 11 Ekim 2019 tarihinde savcı Yakup Ali Kahveci bir karar verdi. “Tutuklama tedbirinin devamının artık ölçülü olmayacağı değerlendirildiğinden, tutuklama tedbirine gerek bulunmadığı anlaşıldığından” diyerek mahkemeye bile çıkarmadan, hakkında resen tahliye kararı yazdı.

İşte 4 ay önce bizzat soruşturma savcısının serbest bıraktığı Kavala, Gezi davasından beraat edince hakkında bu dosyadan gözaltı kararı verilmesi kararlaştırıldı.

Birkaç saatte yeni delil mi bulunmuştu? Bir eylem hazırlığı mı vardı? Elbette ki hayır.

Yargının kimi mensupları, “hukuka nasıl ulaşırız” formülünün peşinde değildi. Bir şahsı nasıl tutuklar da “yukarıdan eli sırtımızda olanları” memnun ederiz diye düşünüyorlardı. Tablo “biz bu filmi bir yerde görmüştük” dedirtiyordu.

Adalet Bakanı’nı değiştirmek istiyorlar

Öyle görünüyor ki bu olaydan sonra birilerinin cebindeki “yeni Adalet Bakanı” kartları yeniden karıştırılmaya başlanacak. Biri Saray’da, biri önemli davalarda, biri partide olan hukukçuların kulakları çınlatılacak. 

Hep Soros’u tartışıyoruz ya...

Yakın döneme kadar Soros’un fonladığı Açık Toplum Vakfı’nın yönetim kurulu başkanı Can Paker’di. Yine Soros destekli TESEV’in başında da o bulunuyordu. Kendi anılarında anlattığına göre Paker ile Kavala’nın yolları FETÖ meselesinden ayrıldı. Zira Kavala ve arkadaşları FETÖ kumpaslarına karşı tavır almıştı. Paker ise Pensilvanya’da yüz sürdüğü Gülen’in hızlı bir destekçisiydi. Hadi, “Gezi” diye tartıştık da, şimdi Kavala’yı yeniden gözaltına aldıkları soruşturmanın konusu 15 Temmuz FETÖ darbesi. Bugün Pelikancıların yalısında siyaset dersleri veren Paker, kendi anılarıyla Kavala lehine tanık olur mu?

Bilmiyorum, merak da etmiyorum.

Benim merak ettiğim daha başka...

Pelikan medyası günlerdir “CHP, RAND, rapor, asker, darbe” kelimeleri geçen haberler yapıyordu. Haliyle herkes onların rüzgârıyla “hayali darbe”yi tartışıyordu. Ortalık karıştıktan günler sonra dün Cumhurbaşkanı çıktı ve “böyle bir şeye siz inanıyor musunuz? Bunlar tamamen bir kumpanya” dedi. İşte şaşırdığım bu. Nasıl oldu da tam da yeni partileri ya da siyasi ayakları konuşurken, Erdoğan yıllar sonra bir anda “darbe, Gezi, CHP, FETÖ, Esad...” tablosunun karşısına kendisini yerleştirebildi. Hareketinin parçalarını kendisinde toplayabildi.

Yaratıcılık mı, şans mı, lütuf mu?

Bu tabloda unutmamamız gereken başka. Hukuk, dostlarımız geldiğinde dolaptan çıkaracağımız zeytinyağlı dolma değildir. Düşmanlarını dahi tartabilen zamansız ve hassas bir terazidir. Cumhuriyetin en kalın kolonu, yurttaşlara eşitliği hatırlatacak örtüdür. 

Cumhuriyetin kurumlarını mahkemelerle sakatladılar. Yeniden kuruluş belki mahkemelerde değil ama kuşkusuz mahkemelerle olacak.

Yazarın Son Yazıları

Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025