Adnan Binyazar

Atatürk Kültür Merkezi

05 Mart 2021 Cuma

Kısaltılmış adıyla AKM (Atatürk Kültür Merkezi) yıllarca eylemsiz kılınmış, nasıl olduysa, toplumda sanatsallık duygusunu geliştiren bu kültür yuvasının daha da genişletilerek yenilenmesine geçilmiştir. Bu bile ülkelerin ancak kültürce kalkınırlarsa çağdaş uygarlıkta yerlerini alacaklarını doğrulamaya yeter.   

Cumhuriyet döneminin toplumsal-siyasal-kültürel-laiklik-özgürlük atılımlarının her gün biraz daha tırpanlandığı, Atatürk adını unutturmak için sürekli fırsat kollandığı bir dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Artık Atatürk Kültür Merkezi (AKM) demiyorum, biz orayı opera binası olarak hazırladık” yolundaki açıklaması, ışık yayan umut kapılarını bir kez daha kapatmıştır.   

Oysa Atatürk adının üniversitelerde, okullarda, yüzlerce kitapta yer aldığı gibi sanatsal kurumlarda da sürdürülmesi, başta Cumhurbaşkanı, yurdumuzda özgürce yaşayan yurttaşların onuru sayılmalıdır.  

GENÇLİĞE EMANET 

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin öyküsü olan Söylev’inin sonunda; Türk varlığını, TBMM’yi oluşturan üyelere, hatta orduya, toplumun herhangi bir kesimine değil, yürekleri yurdu bayındır kılma bilinciyle atan gençliğe emanet etmiştir. Şu olasılıkları sıralayarak gençlerin nelerle karşılaşabileceklerini de anımsatarak: “Zorla ya da aldatıcı düzenler kurarak sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemi yapım yerleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine eylemli olarak girilmiş olabilir. Bütün bu durumdan daha acı ve daha korkunç olmak üzere, yurtta yönetim başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık ve üstelik hainlik içinde bulunabilirler. Dahası, böyleleri kişisel çıkarlarını yurduna girip yayılmış olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.”

ERDEMLİ SÖZLER

Atatürk’ün özdeyiş değeri taşıyan sözlerinin özünü kavrama erdemine erenler, Türkiye’nin gelişim tarihini baştan sona bir kez daha okumuş olur. Orada, tek cümleyle, Cumhuriyete erişimizin, yurdumuzun geleceğini gençliğe emanet etmesinin özeti yazılıdır: 

“Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların bedelidir.”

Atatürk’ün, neredeyse her sözünün içeriğinde kültürümüzden izler vardır. Bunun en belirgin kaynağı “10’uncu Yıl Söylevi”dir. 

Şu inançlı sözleri okuyan her yurtseverin içi titrer: 

“Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Türk milletinin yürümekte olduğu yükselme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir. Türk milletini tarihi bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.” 

UMUT 

Sanatsal kurumlardan Atatürk adını silmek, aydınlanma ışığını söndürmektir. Bugün onun sonsuzluk yerinde oturan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; en başta, Atatürk’ün geleceğe yönelik sözlerini yeniden okuyarak, yetkin insanların görüşlerini -özellikle 1998 yılından bu yana İstanbul Opera ve Balesi’nde solist olarak yer alan Ermeni asıllı Tavityan’ın şu düşüncesini değerlendirerek- erken verdiği kararını gündeminden çıkaracağını umuyorum:  

“Atatürk Kültür Merkezi isminin değiştirilmesi için bir sebep göremiyorum. Bütün diğer kimliklerini bir kenara bıraktığımızda bile modern anlamda opera ve balenin Türkiye’de kurumsal bir kimlikle inşasını sağlamış, oluşumuna yol açmış bir kişi olarak bile ele alındığında Atatürk adının eskisi gibi kullanılmasının doğal bir karar olacağını düşünüyorum.” 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Okur-yazar etkileşimi 16 Nisan 2021
Şiirle sesleniş 9 Nisan 2021
Kral Oidipus 2 Nisan 2021
Bekir Coşkun 26 Mart 2021