Üç aykırı ölüm

Üç aykırı ölüm

22.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

ATLAS ÇAĞLAYAN CİNAYETİ

Ahmet Mattia Minguzzi’nin acısı yüreğimizi yakmaya devam ederken, o güzel çocuğumuzun masum bakışı hala gözlerimizde, annesinin feryatları hala kulaklarımızdayken, aynı vahşet tekrar yaşandı Güngören’de… 14 Ocak günü, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın haberiyle yine kalbimiz paramparça oldu. Bu sefer Atlas’ın annesi Gülhan Çağlayan’ın yakarışlarını çaresizce izledik. Ve o anneler çok değerli bir dayanışmayla Türkiye’yi ikaz etmek için tüm varlıklarını ortaya koyuyorlar! Atlas da Ahmet gibi, Berkay gibi, Hakan gibi güzeller güzeli bir insan! Hepsinin ve nicelerinin hayat çizgisi durdu. Niye mi? Çünkü ülkenin mayasında gezen bir hastalık var. Belki uzun zamandır orada ama sanki artık daha hızlı yayılıyor. Virüsün adı “Yan Baktın”. En ufak bir tetiklenmeyle beyni felç eden, tehlikeli planları bir anda hayata geçiren adi bir virüs. 

Çocuk katillerin çok hafif cezalarla yargıdan kurtulmalarının verdiği cesaret, film ve dizilerde “güç” olarak yansıtılan vahşete özenerek kendilerine bu yönde bir kariyer (!) hedefi koymaları, dikkat çekmek, “popüler” olmak istemeleri, akran zorbalığı, domino etkisi… Altında yatan ne olursa olsun, toplumda yayılması engellemek için ailelere, arkadaşlara, öğretmenlere, terapistlere büyük iş düşüyor. Ülkenin genel gidişatı maalesef bu olayları körüklüyor.

Böyle durumlarda insanlar olayın vahametini anlasalar bile ambulans beklemeye mecburlar, çünkü bu bir adli vaka. Halbuki Atlas’ı o anda arabayla en yakın hastaneye yetiştirseler, kim bilir, belki son anda kurtulacak… Bence bu yasanın derhal değişmesi lazım. Çünkü hangimiz şaşırabiliriz Türkiye’de ambülansın 45 dakikada gelmesine? Ben 2011’de bıçaklandığımda ambülans ve polis beklenseydi, bugün aranızda olmayabilirdim.

Türkiye’de herkes eli bıçaklı “erkek” ya? O yüzden cezaevlerimiz, hastanelerimiz, mezarlarımız dolup taşıyor. Ve maalesef ceza alanlar da 50’şer binlik gruplar halinde salınıyorlar. Parlamentomuz ise şiddeti kökünden kazıyabilecek yeni ağır yasalar çıkarmaya maalesef yanaşmıyor. Annelerin çığlıklarını duyan siyasiler var mı?

MARDİN’DE HUKUK VE MANTIĞIN ÖLÜMÜ

“Mardinli Marilyn Monroe” olarak bilinen Melek Akarmut, Mayıs 2024’te iş yerinin önündeki kaldırımda uyuyan köpeği ezip kaçan taksi şoförünün görüntülerini paylaştığı için, “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçundan açılan davada iki yıl hapis cezası almış ve… geçen hafta Elazığ cezaevine teslim olmuş! Ben bu haberi hazmedemedim. Rahmetli babam hep tekrarlardı, “hukuk mantıktır.” O zaman soruyorum, sokak ne zamandan beri “özel hayatın gizli alanı” sayılıyor? Mesela o arabanın altında ezilen köpek değil de insan olsaydı, bu kayıt yine “özel hayatın gizliliği” olarak değerlendirilecek miydi? Veya kamuya açık bir alanda bir hırsızlık olsa hırsızların özel hayat gizliliğini gözetip elimizdeki kayıtları polise veremeyecek miyiz? Kamusal alan, yani sokak ne zamandan beri suç işleyenlerin korunduğu bir alan? Toplum adına bu delili sunan kişiye teşekkür edeceğimize hapse mi atıyoruz? Sokakta bir hayvanı ezen, yani suç işleyen birinin kaydı delildir, bir olayla ilgili delil sunmak nasıl “özel hayat gizliliği” konusu olabiliyor? Mesela geçen hafta Ordu barınağında yaşanan vahşet de “özel hayat” mı? Lütfen bir yargı insanı beni bulup bu durumu izah etsin yoksa aklımı ve tüm hukuk mantığımı kaybedeceğim. Barolardan, kadın ve hayvan hakları derneklerinden acil olarak Melek Armutlu’ya yardım elini uzatmalarını rica ediyorum. Unutmayın, böyle absürt bir suçlamayla içerde olan siz veya çocuğunuz da olabilirdi… Melek Hanım, söyleyecek söz bulamıyorum... Sizden veya avukatınızdan gelecek her açıklamayı değerlendirip yayınlayacağım. 

BİR ÖDÜLÜN ÖLÜMÜ!

Nobel kendi yaptığı saçmalıkların bedelini ödedi. Sen şayet, Gazze katliamında dünyanın tüm demokratik duyarlı insanlarıyla alay edercesine İsrail’in yanında saf tutan Machado’ya yüzün kızarmadan -ve kim bilir hangi yan hesaplarla- Nobel Barış Ödülü’nü verirsen, o da çeşitli emellerine ulaşmak için senin verdiğin ödülü Trump’a devrettiğini ilan eder ve kendi eliyle verir! Tabii ne Machado ödülün başkasına verilemeyeceğini bilmektedir, ne de Trump başkasına verilmiş bir plaket kendisine sunulduğunda o ödülü kazanmış olmayacağını anlayabilmektedir! Dolayısıyla 2025 Nobel Barış Ödülü YOK hükmündedir; kolektif bir fiyaskodur! Allah rahmet eylesin Nobel! Bundan sonra verdiğin hiçbir ödülün gözümde pek bir değeri olmayacak. Eskiden de şüphe ile baktıklarım olmuştu tabii ki, ama bu sefer milletin gözüne gidip kirli bir parmak soktun. Trump, neredeyse sanki 10 Aralık’ta Stockholm’den aranıp ödülü aldığı bildirilen zat sahiden kendisiymiş gibi sevinirken, hatta kendisine devredilen ödül için tebrik telefonları beklerken, Nobel de umarım şanına yaraşır bir cenaze arayışına girmiştir. Çünkü şu andan itibaren aklı başında hiç kimse bu kurumun bir zamanlar taşımış olduğu prestijin objektif değerleriyle gelecekte bu ödüllere bakamayacak. Mesela fizik ödülünü X mi yoksa Y mi hak etti, bizler bu alanda eleştiri getiremeyiz. Ama rezil savaşların ve siyasi olayların yaşandığı bu kirli dünyada “Barış Ödülü” hakkında böyle bir gaf yaptığınızda maskara olursunuz ve 131 yıldır verilen ödülün prestijini yok edersiniz.

Unutmayın, insanlar için de durum böyledir. Bir yazara, ressama, siyasiye veya kuruma saygı duymanız 40 yılınızı alabilir. Ama yapılan bir yanlışla gözünüzden düşmesi için 40 saniye yeter!

Yazarın Son Yazıları

Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025