Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

23.01.2026 16:57
Güncellenme:
Takip Et:

Bu sabah Türk tenis tarihinin en güzel sayfası açılabilirdi ama bir tutukluk oldu, adeta dondu. Ama aslında o sayfa yine de açıldı: Zeynep Sönmez, bizi ruh olarak 4. tura da taşıdı, hatta daha da ötelere... Önümüzdeki aylarda, yıllarda hangi inatçı turnuaları lehimize çevirebileceğimizi kanıtladı. Zeynep, zarafeti, genç tenisçilere ilham veren oyun zekası, sporcu etiği, güzel kalbi ve sahadaki duruşu ile zaten Avustralya’yı fethetmeyi başardı. 

Ben maçı Avustralyalı spikerlerden dinleyerek izlemeyi tercih ettim. Allah sizi inandırsın, en az maçı seyreden biz Türkler kadar, çaktırmadan Zeynep’i tutuyorlardı! Çünkü ondaki yıldız tozu “land down under” yani onların deyimi ile “alttaki toprakları”, koca Avustralya’yı şimdiden etkilemişti. İki sunucudan biri eski bir Avustralyalı kadın oyuncuydu ama hangisi olduğunu çıkaramadım; devamlı Zeynep’e taktik verir gibi analizler yapıyordu. Emin olun Australian Open bir kurum olarak, Zeynep’in çeyrek finale hatta daha ileriye gidebilmesi rüyasını gördü! Onlar da bizim gibi istediler bunu ev sahibi olarak… Büyük turnualarda hikayesi olan, öne çıkan bir isim olduğu zaman, bütün dünyanın ilgi odağı olur o kişi; bu da tabii turnuaya yarar! Hele Zeynep’in üç eleme turunu da geçerek set vermeden ana tabloya çıkmış olması, arkasından Dünya “11” numarasını yenmesi, arkasından bir tur daha geçmesi ve bu turda da son ana kadar zorlaması herkesi çok etkiledi! Tabii buna eklenecek çok önemli bir konu daha var: Zeynep’in arkasında duran binlerce Türk taraftar! Onların da kattığı renk çok cazip geldi Avustralyalılara. 

Yeri gelmişken şuna da değinelim, tabii ki çok büyük bir itici güçtür seyircilerimizin stadyumda yerlerini alması ve Zeynep’i bir futbol maçında olduğu gibi desteklemeleri. Ama sevgili Avustralyalı Türkler tabii bu konuda belki yeterince tecrübeleri olmadığı için gerçekten kendilerini bir milli futbol maçında gibi görerek davrandılar. Tenis kortundaki taraftarlığın farklarını henüz tam bilmiyorlardı. Belki aralarındaki birçoğu ilk defa bir tenis maçına gidiyordu! Varlıkları çok önemli ve çok güzeldi. Tenis tribünü fanatik taraftarının davranış biçimlerini de yakında öğrenecekler. Çünkü Zeynep daha önce Londra’da yaptığı gibi, bugün Melbourne’da yaptığı gibi, tribünlerdeki tüm Türk taraftarları ayağa kaldırmayı sürdürecek. Kentin adı değişecek kah Almanya’dan kah Fransa’dan kah Amerika’dan bir turnuaya girdikçe, fanatik Türk tenis taraftarları, bugün Zeynep’le yarın belki Ergi, Deniz Dilek veya başka isimlerle beraber bu uluslararası serüveni yaşamayı daha iyi öğrenecekler! Bu sabah çok güzel şeyler yaptılar tribünlerde, tabi dozu biraz kaçırdılar tecrübesizlikten… Olabilir. Bunlar geçici sorunlar, inanın onlar da hızla adapte olacak.

Açık konuşalım rakibi 14 kere üst üste Melbourne’u oynamış, inanılmaz bir şekilde 44 slam turnuvasına ana tablodan katılmış bir isim. Yani daha tecrübeli olamaz hiç kimse! 

Zeynep aslında maça çok iyi başlayabilirdi, çünkü henüz ilk oyunda rakibinin servisinde kırma puanı elde etti. Fakat gerek o oyunda ve setin kalan devamında gerek maçın genelinde, kendisinin bugün mağlup olmasına neden olan ana sorun devreye girdi: Basit hatalar. Yani rakibin çok farklı veya sert bir vuruşundan veya stratejik seçiminden kaynaklanmayan, düz rallilerde durup dururken yapılan hatalar… Bir nevi topun ve puanın “intihar etmesi” gibi! Bunu tenis oynayan herkes bilir. Dünyada basit hata yapmayan tenisçi yoktur. Dünyanın en meşhur ve en tarihi oyuncuları da bugünkü yıldızlar Alcaraz ve Sinner dahil tüm büyük isimler bu dertten arada mustariptirler. Ama bunun mantıklı bir oranı olması lazımdır. Dün Zeynep 73 basit hata yaparken rakibi yalnız 33 tane yaptı. Hele maçın başında aralarındaki bu oran daha da kötüydü. Bunun nedenleri ne olabilir? Aynı Zeynep bir tur önce Macar, iki tur önce Rus rakibini yenerken neden bu kriz yaşanmamıştı da dün birden ortaya çıktı? En iyi yanıtı belki kendisi verir ama bana kalırsa 4. tura ve Türk tenisinde bir ilk olacak olan başarıya imza atma heyecanı, binlerce seyircinin onu belki içinden ağlatacak kadar milli duygularını ateşlemiş olması, bu konuda gününde olmamak, maddi ve manevi olarak ufukta bekleyen son 16 turunun ağırlığı, bütün bunlar ayrı ayrı buna neden olmuş olabilir. Özellikle forehand hataları, auta giden, fileye takılan toplar özellikle ilk sette fileye takılan backhand paraleller, dışarı giden basit servis karşılamalar birbirini takip etti. Bizler seyrederken bunun böyle gidemeyeceğini ve bir yerde değişmesi gerektiğini biliyorduk. Evet oranlar biraz değişti birinci sette Zeynep neredeyse rakibinin beş misli basit hata yapmıştı (23-5), maçın sonunda yukarıda verdiğimiz orana gerilemişti durum. Ama bu da maçı kazanmaya yetmedi. İlk sette 3-0 geriye düştükten sonra kendi servisini nihayet almayı başardı ve ardından harika bir forehandle rakibinin servisini kırdı. Ondan sonraki oyunda kendi servisinde eşitlik varken yine üst üste basit hatalar geldi ve kendi servisini de alan Kazak tenisçi 5-2 öne geçti. Zeynep sonra sert geri vuruşlarla kendi servisini kazansa da set 6-3 rakibine gitti.

İkinci sete Zeynep yine kötü başladı. Üst üste gelen inanılmaz gereksiz hatalarla girişte servisini kaybetti arkasından rakibinin sürekli olarak oyunun akışını ve ritmini farklı vuruşlarla değiştirmesiyle gelen sayı kayıpları yaşandı. Zeynep beraberlik şansını 1-2’de bir servis kırma topunda aceleci bir backhand hatasıyla kaçırdı, yine 3-1 geri düştü. Ondan sonra ikinci setin sonuna kadar farklı bir Zeynep seyrettik. Zaten maçın o andan itibaren geneline yayılan analiz anlarını hatırlayabiliriz: Evet, Zeynep, Putintsova’nın bıkmadan usanmadan yaptığı teknik ve ritim değiştirmelerde bazen bocaladı. Özellikle maçın ilk yarısında slice side spinlerin Zeynep’in forehandine yavaşlayarak ve açı değiştirerek gelmesi onu rahatsız etti ve basit hataları da hızlandırdı. Ama oyuna mental olarak iyice girdikten sonra rakibinin oyun ritmini yavaşlatmak için forehand ile kaldırdığı topları çoğu zaman Zeynep onu adeta pişman ederek dekruaze forehandlerle öldürdü. Bu arada sabırlı olduğu zaman rallilerde file çıkmayı başardı ve harika voleler ve smaçlarla orada rakibini perişan etti! Bu puanları hatırladığımızda gerçekten gelecek adına çok umutlanabiliyoruz. Durum 3-2 olduğunda Zeynep nefis winner puanlarla rakibini kırdı ve oyuna eşitlik geldi: 3-3. Ardından zor da olsa Zeynep servisine tutundu ve heyecanlı bir oyundan sonra nihayet öne geçti; karşılıklı alınan oyunlarla 5-5’e kadar geldik. Orada Zeynep kendi servisinde rakibinin hatalarına kendi güzel volelerini de ekleyerek 40/0’ı buldu. Fakat ondan sonra yine maalesef basit hatalar birbirini takip etti ve Zeynep inanılmaz şekilde o oyunu kaybetti. 6-5’te Putintsova maç için servis atarken ve maç ona iki puan kadar yaklaşmışken Zeynep yine direncini ortaya koyarak rakibinin servisini kırdı ve 6-6’da tie-break oyununa geçildi. Önce kendi servisinde puan kaybeden ve 2-1 geri düşen Zeynep bu hayati oyunu tie-break’de 7-3 kazanmayı başardı. Yoksa mucize gerçekleşecek miydi? Heyecan içimizi kapladı. Böylece setlere eşitlik geldi ve son sete geçtik.

Son setin ilk oyununda Putintsova servisini kaybetmek üzereydi ama basit hatalar yine imdadına yetişti ve hatta Zeynep’i yine ilk sette olduğu gibi 3-0 geriye düşürecek kadar rakibinin yolunu açtı. Fakat Zeynep son sözünü söylememişti, 4-2 geride iken son bir büyük çabayla rakibinin de yapmaya başladığı yorgunluk hatalarından faydalanarak tekrar onun servisini kırdı. Hemen ardından ise ne yazık ki yaptığı çift hata ve geri oyun basit hatalarıyla tekrar kendi servisini kaybetti! Yani maçı dengeleme şansı orada son sette harcanmış oldu. Putintsova, son oyunu servisinde kolay kazandı. FAKAT, daha sonra affedilmez gaflar yaptı: Saya saya bitiremediğimiz kadar tecrübeli bir oyuncu, bu kritik maçı kazandıktan sonra Türk seyircilere futbolda rastlanılandan da daha ileri şekilde ağır provokasyonlar yaptı, alay etti “sesinizi duyamıyorum” şeklinde kulak işaretleri yaptı kahkahalar attı ve ardından görmeyenler inanmaz, sahada köçek gibi acayip kıvrak danslar yapmaya başladı, eğlenerek, rakibine saygı göstermeden. Bunların yarısını daha rakibinin elini sıkmadan ve hakeme teşekkür etmeden yaptı!

60 yıldır profesyonel tenis seyrediyorum. Ömrümde böyle bir terbiyesizlik ve hadsizlik hiç görmedim. Hâlbuki bazen büyük turnuvalarda bazen Davis Kupası’nda çılgınlık derecesinde ısınmış ve ayağa kalkmış, galeyana gelmiş seyirci kitleleri de gördüm. Bu ortamlara oyuncu olarak, uluslararası maçların kule hakemi olarak, seyirci olarak defalarca Türkiye’de ve Fransa’da dahil oldum. Ama emin olun oyuncunun maçtan sonra bu kadar rezillik yaptığını da galiba hiç görmedim. (Belki Eliott Tcheltscher’in Paris’te 1981’de Roland-Garros’da Romen İlie Nastase ile yaptığı maçtan sonraki yanı başımda cereyan eden raydan çıkmışlığı hariç!) Şaşırdım, Putintsova adına da üzüldüm. Tecrübesi belki şu aşamada maçı kazanmaya yetmişti Zeynep’e karşı. Ama bir çuval inciri de sonunda berbat etti.  

Zeynep ise bildiğimiz ve ezberlediğimiz sükuneti ve zarafeti ile rakibini tebrik edip sahadan gülümsemelerle ve seyircilere teşekkür ederek ayrılmayı bildi.

Sonuçta Avustralya Açık’ta Zeynep gönülleri fethetti, büyük tecrübe kazandı, ciddi para ödülünü hak etti (yaklaşık 220.000 $) ve eminim bundan sonra hiçbir zaman sponsor bulma konusunda bir sorun yaşamayacağı noktaya da yükselmiş oldu. Yani bizlere bu güzel duyguları yaşatan genç tenisçimizin önü gerçekten açık. Yeter ki yaptığı hatalardan ders alsın. Şu anda oyununun en zayıf halkası olan servisini de geliştirmeyi başarırsa, -ki bağımsız ve göreceli olarak bunu yapmak diğer vuruş alanlarındaki gelişmeleri çalışmaktan daha kolaydır- umuyorum hepimiz göreceğiz ki Zeynep serüvenine hızla yükselerek devam etmeyi başaracak. Kendisini gönülden tebrik ediyoruz, bize yaşattığı duygular için teşekkür ediyoruz. 

Kendi tenisçilik dönemimizde yanından geçemediğimiz, yaklaşamadığımız başarılar onun için artık rutin hale geliyor. Emin olun bu maçları seyreden ve bugün 8-10 yaşında olan çocuklar ve gençler bizden çok farklı bir gözle bu başarıyı çok derin bir şekilde algıladılar içselleştirdiler ve bundan kendilerine bir yol haritası çıkaracak şekilde bir şablon çizdiler. Göreceksiniz ki, Zeynep sayesinde medyanın da giderek tenise çok daha fazla yer vermesiyle, genç başarılı tenisçi sayımızda ciddi bir artış yaşayacağız. Şu anda da 16-22 yaşındaki tenisçilerimiz de bu masaldan büyük bir keyif aldılar ve kendilerine yarayacak dersleri Avustralya 2026’dan almayı bildiler. Önümüzdeki aylarda yıllarda eminim hep beraber bu farklı algıların sonuçlarını en güzel şekilde yaşayacağız. Belki artık sponsorlar, onun sayesinde genç tenisçilerimize bu kadar cimri davranmaktan vazgeçecekler! (Kusura bakmayın içimde tutamadım.)

Bu maçları keşke rahmetli Fehmi Kızıl ve Nazmi Bari seyredebilseydi! Veya bugüne doğru gelirsek, sevgili Bülent Altınkaya, Remzi Aydın, Türk kadın tenisine büyük emekler veren sevgili partnerim Ali Göreç, çiftlerde Türkiye’nin gururu Tuna Altuna, onların da ne kadar bu haftadan heyecan duymuş olabileceklerini biliyorum! 

Çok teşekkürler sevgili Zeynep, sana ve bütün ekibine, ailene teşekkür ediyoruz! Sağ ol tüm yaşattığın güzellikler için! Marsel İlhan, Çağla Büyükakçay’dan ve bu yolları açan, sana ilham veren onca değerli tenisçimizden sonra tekrar slamlerde, teklerde yüzümüzü güldürdün, koca bir ülkeyi mutlu ettin, içimizi ısıttın bu soğuk Ocak ayında! 

İlgili Konular: #Maç

Yazarın Son Yazıları

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025