Cezaevinde ölüm orucu

Cezaevinde ölüm orucu

11.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

İşin “romantik” yanına kendinizi kaptırmayın. Hapishanede veya evinde bir insanın ölüm orucuna girmesinin bedelleri çok ağır. Yadsınamaz zorluktaki psikolojik boyutu bir yana, biyolojik olarak kolay kolay göze alınamayacak bir tahribata gebedir. Hızla gelen kilo kaybı, yerini kas yıkımlarına bırakır; ardından hayati organlara sirayet eder, kalıcı hasarlar başlar. 50’li günlerde geri dönülmez yola girilebilir. Unutkanlıkların ardından bilinç kapanmaya başlar. Daha fazlasını merak eden araştırabilir. Hatta ben bulun okuyun diyorum. Yaşamı tüm ağırlıklarıyla tanımak ve hissetmek için.

Cumhuriyet’e, korona dönemi boyunca uğrayamadım. Geçen hafta birikmiş postamı aldım. Aralarında hapishanelerden gelen mektuplar da vardı; belki bilmezsiniz, hepsinin boyutu aynıdır, aynı tiptir. Üzerlerinde damga vardır: “...F tipi, Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu/Mektup Okuma Komisyonu”. Aldığım 10 mektubun neredeyse her birinde, çok ilginç karikatürler vardı. Bu mektuplar, Grup Yorum adına yazılmıştı. Farklı isimler vardı. Bunlardan ikisi, açlık grevini sürdüren grubun tutuklanan avukatı Aytaç Ünsal’dan gelmişti. Ben her ne kadar mektupları geçen hafta aldıysam da mektupların üçü son ölümler yaşanmadan, beş tanesi Helin Bölek ve Mustafa Koçak, ikisi de İbrahim Gökçek öldükten sonra yazılmış. Aytaç Ünsal ve Av. Ebru Timtik bugün hayattalar.

Onlar, Grup Yorum davasının uzantısında, DHKP-C ilişkisi iddialarından hüküm giymişler.

Meslektaşları Can Atalay, onların yargılanmalarında yaşanan sorunlardan söz etti, “Savunmalar usul hukukuna uygun dinlenmedi” dedi bana, gerekçelere girerek.

Grup Yorum, 35 yıldır bu ülkede milyonlarca insanın duyarlılıklarına değen performanslarla konserler veren bir sanat hareketinin ta kendisi! O konserlerde sahne alanlar arasında bildiğiniz gibi Zülfü Livaneli, Nejat Yavaşoğulları, Genco Erkal, Cahit Berkay, Suavi gibi büyük isimler var.

Onlar, dünya rekorları kıran konserlerde yüz binleri buluşturmayı başaran bir protest müzik grubu.

Ancak siyasi çizgileri onların sürekli olarak başlarının derde girmesine neden olmuş!

Kalbi ve mantığı olan herkes, ölüm orucundan etkilenir. Herkes üzülür, kahrolur. Ölüm orucu tutanlar “vazgeç” diyenlere genelde kızarlar. Onların, kararlılıklarının gerekçeli ciddiyetini anlamadıklarını düşünürler.

Ben, tabii ki bu iki avukatın ölüm orucunu bir an önce bırakıp hayata tutunmalarını isteyenlerden biriyim. Bana da kızabilirler, olabilir. Nasıl Nuriye Gülmen ve Semih Özakça çok haklı “işe iade” mücadelelerinde 324. günde, vücut ağırlıklarının neredeyse yarısını kaybettikten sonra açlık grevini bırakabildilerse, benim ve başkalarının da bu insanların bu kararlarından vazgeçmelerini bekleme umudumuz olabilir. Gülmen ve Özakça yaşama tutunmaya karar verdiklerinde ne kadar sevindiğimi hatırlıyorum. Öğretmenlerin ve emekçilerin onuru olarak tarihe geçen “Yüksel Direnişi”nde yaşanan sahneler gözümüzün önünden gitmez. Taleplerinin oluşturduğu demokratik haklar paketini kim sorgulayabilir ki!

Gebze Kadın Kapalı Hapishanesi’nden Nurhan Yılmaz’ın bana yolladığı mektupta çarpıcı sözler var:

(...) 9 Nisan tarihli Cumhuriyet gazetesindeki Dünya Sanat Günü’ne dair yazınızı okudum. ‘Dünya Sanat Günü’ olduğunu bilmiyordum doğrusu. Yazınız üzerine, sanatın icra edilemediği koşullarda böyle bir günün varlığını düşündüm. Dünya Sanat Günü’nü Helin biliyor muydu diye, Helin üzerine de düşündüm. Böyle bir gün en çok onun gibi sanatçılara yakışır çünkü.

Helin Bölek, Grup Yorum üyesi. Sanatlarını icra edemedikleri, bunun önündeki engellerin kalkması için girdiği ölüm orucu eyleminin 288. günü hayatını kaybetti. Gülüşü dünyaya bedeldi, hepimiz için. Gülüşü, bakışı dünyaya bedel!

‘Düşlerin bittiği yerde ölür insan’ der Grup Yorum. 35 yıllık değil, kökleri çok eskilerde, insanlık kadar derinlerde binlerce yıllık bir gelenektir söz konusu olan! Anadolu’nun bağrında durmadan yeşeren, asla ölmeyen! Helin de bu bahçenin yemyeşil ve rengârenk çiçeklerinden biri, Ayçe İdil Örkmen gibi. (...) Yine ölüm oruçlarının gündeme geldiği, adalet için ölüm orucuna yatıldığı günleri yaşıyoruz. Yine aynı teraneler söyleniyor yüksek sesle. ‘Ölüm orucunu onaylamıyoruz’, ‘ölüm orucunu istemiyoruz’ diye. ‘Ölmesin kimse’ denilerek ölüm orucunun bırakılması isteniyor. Olayın ciddiyeti bile düşünülmüyor. Bir insan neden hayatını bu şekilde ortaya koyar diye düşünülmüyor...

(...) Bu durumda taleplere bakılır, talepler meşrudur, açıktır, anlaşılırdır. Her şeyden önce. Bu durumda ölümün olmasının önündeki tek engel taleplerin kabulü için çabalamaktır. Grup Yorum olarak sanatlarını icra edemedikleri için, konser yasakları kalksın diye bir talepleri var. Bundan daha anlaşılır bir talep olabilir mi? ‘Yorum konserleri neden, nasıl yasaklanıyor?’ diye tartışmak varken ‘ya ölümler olmasın’ deyip ‘aman bırakın’ diye açıklamalar yapılıyor. Oysa böyle alınan kararlara, yapılan bu açıklamalarla ne ölüm orucu bırakılmış ne de ölümler durmuştur bugüne kadar. Ancak egemenlerin, zulüm bekçilerinin ekmeğine yağ süren açıklamalardır, ölümü çoğaltan açıklamalardır üstelik.

Eskiden beri ülkemizin handikaplarından biridir bu. ‘Türkiye’de aydın kimliği’nin geldiği durum. Hiçbir konuda risk almak, zulmün karşısına bedellerini göze alarak çıkmak istemiyor. Durum böyle olunca ortada ‘aydınlık’ diye bir şey kalmıyor.

(...) Bir şeyler yapmak gerekmez mi?

Sanatın ve sanatçının yaşayabilmesi, geleceği aydınlatabilmesi için bu şart bence. Sizin de bu konudaki çabalarınızı önemsiyoruz. Bunu Helin’e borçluyuz diye düşünüyorum.

Köşe yazınızı halen okuyabiliyoruz bir gün gecikmeli de olsa. Gerçi hafta sonu sokağa çıkma yasağından kaynaklı gazete de alamadık ne yazık ki. Sanırım yakında Cumhuriyet gibi gazeteleri de alamayacağız. Bizim gibi insanları kötü etkiliyormuş! Yaptığınız işin zorluğunu anlamadığımızı düşünmeyin. Sadece insana verdiğiniz değeri Helin’e, İbrahim’e de gösterin. Eminim yapabileceğiniz çok daha fazla şey vardır.

Gülüşü dünyaya bedel insanlar için değmez mi zorluklara?

Bence değer, yoksa toptan insanlığımızı kaybedeceğiz.

Böyle diyerek kalkıyorum.

Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Bana kızmanıza razıyım Nurhan Hanım, yine de bu ölüm oruçlarının sona erdiğini duysam, o arkadaşlar adına mutlu olacağım. Kimsenin ölüm orucuna girmeye ihtiyaç duymayacağı, kimsenin hak ve özgürlük arayışları nedeniyle “içeride” olmayacağı bir Türkiye özlemiyle...

Yazarın Son Yazıları

İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025
Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Devamını Oku
17.04.2025