Yaşam örgüleri

Yaşam örgüleri

12.12.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

İki haftadır sergim için Amerika’dayım. Sergim beş gün önce Gloria Delson Contemporary Arts’ta açıldı. Siz bu satırları okurken ben University of California Los Angeles’da (UCLA) galiba 4. kez konuşmuş olacağım. Sonuçta, buradaki 20 gün rüzgâr gibi geçecek ve haftaya yazımı Türkiye’den yazma şansım olacak.

Amerika’ya her gittiğimde felsefi sorular beni kuşatıyor; ikilemler, “üçlemler” arasında kalıyorum! 1987’de geçirdiğim mide rahatsızlığı kendiliğinden çözülmüş olabilirdi. Kariyerimi Amerika merkezli olarak yürütebilirdim. Türkiye’ye sergiler, aile ziyaretleri için gidip geliyor olabilirdim. Kaliforniya’da daha önce “direkten dönen” İsveçli iki sevgilimin ardından belki bir başka Amerikalı kızla evlenir, ona 2-3 çocuk yapabilirdim! Amerika’da 40 yıldır yaşayan bir “yerli” sanatçı haline mi dönüşürdüm yoksa? O zaman kariyerim nasıl giderdi? Ya da kim bilir, belki bir trafik kazasında, 33 yaşında ölecektim... Nereden bilebilirsin ki? Yaşamın her zerresinin her saniyesinde oluşan alternatif paralel yaşamlar ve bunun dünyanın siyasi, kültürel, sosyal ve kişisel gidişatını nasıl derinden her saniye etkilediğini düşündükçe, insan gerçek hayatı yaşayamaz hale gelebiliyor! Geçmişin “kilit” anları, insanı deli edebilir. Bu konudan sizlere ilk bahsedişim olmadığı gibi, son bahsedişim de olmayacak...

Burada kişilerin mütevazı yaşamlarından örnekler verebileceğimiz gibi, ülke tarihine doğrudan etki etmiş anlara da dönebiliriz.

Yer, Nokta Dergisi’nin “Doruktakiler” ödüllerinin seremoni kokteyli. Bülent Ecevit siyasette almış ödülü, ben sanatta... Bülent Bey, 1960’ların başlarından beri yakından tanıdığım, bizim evde görmeye alışık olduğum, babamın dönemdaşı bir önemli isim. O gün Bülent Bey’i bir köşeye çekip adeta yalvarırcasına, “solun birleşmesi için tekrar liderlik yapması” gibi kritik bir konuyu gündemine taşıyarak, bulabildiğim her duygu veya mantık dolu kelimeyle kendisine ciddi şekilde ısrar ediyorum. O gün doğru kelimeleri bulsam, belki ortada ne Erbakan hükümeti olacak ne de daha sonra RTE’nin uzun kariyeri. Ben her boşluğun doldurulduğunu ve bunun çok ağır bedelleri olduğunu Bülent Bey’e aktarıyorum. (İşin en inanılmaz yönü ne biliyor musunuz? Geçenlerde Piramid Sanat ekibinden Eren Teoman, bana arşivimizde bulduğu o videoyu gösterdi: Elimde o tarihi anın “canlı” görüntüleri var, düşünebiliyor musunuz?

Yıl 1913. Mustafa Kemal Bulgaristan’da askeri ataşe. Eski Bulgar Savunma Bakanı General Stilyan Kovaçev’in ikinci kızı Dimitrina Kovaçeva ile Mustafa Kemal ciddi bir aşk yaşıyorlar. Kemal, evlenmek istediği kızı babasından iki defa istiyor ama başarılı olamıyor, Kovaçev ikna olmuyor. Sonuçta sinematografik akışlarla dolu bu ilişki, muradına eremiyor. Peki erebilse, Türkiye Cumhuriyeti doğabilecek miydi? Kurtuluş Savaşı başarıya ulaşabilecek miydi? Bugün gazetemizin adı hâlâ “Cumhuriyet” olabilecek miydi? Atatürk, “çoluk çocuğa karışsa” ideallerine yine de kavuşabilecek miydi?

Birkaç yıl sonra ise bildiğimiz gibi, Çanakkale’de iken şarapnel parçası göğsüne isabet ediyor. Tarih 9-10 Ağustos 1915. Atatürk, o saati aradan uzun bir süre geçmeden Alman General Liman Von Sanders’e hediye ediyor. O şarapnel parçası biraz daha üstten ortalasa, bu hedefine maazallah ulaşsa, Cumhuriyet yine ne olurdu, biz nasıl olurduk ya da olamazdık, sonsuza dek düşünebilirsiniz!

Menderes, 1959’da Londra yakınlarında uçağı düştüğünde farklı bir koltukta oturup vefat etmiş olsa, siyasi sahnemizde neler yaşanacaktı kim bilir!

Ya da 1960 devriminden önce, üç kere istifaya karar veren Menderes, Celal Bayar’ın itirazlarına pabuç bırakmasa, ülke seçime gitse, nefes alsa, hiçbir darbeye gerek kalmasa, demokratik yaşamımız ondan sonraki yıllarda nasıl akardı acaba?

Ya da o cumartesi öğleden sonra, 1961 Eylülü’nde Milli Birlik Komitesi’nde birkaç kişi son anda baskılara boyun eğmese, o uğursuz üç idam cezası çıkmasa, o zaman nasıl akacaktı ülkemizin yakın tarihi?

Kim bilir, sizler yine bu satırları okurken neler düşünüyorsunuz? Hani şimdiki eşiniz yerine o 5-6 yıl evvel rastladığınız çocukluk aşkınızla evlenseydiniz, neler olup biterdi hayatınızda düşünebiliyor musunuz? Veya o gün seçmelere, o sokağınızda lastiği patlayan salak nedeniyle gidemediğinizde, belki 21. yüzyıl en büyük aktör veya aktrislerinden birini kaybetti! Hem de siz, milyonlarca başka çocuğu da etkileyemediniz. Peki İstanbul’da macera aramaya geleceğinize, Anadolu’daki baba evinde kalıp, yan köyün ağasının kızı ile evlenip şimdi fazlasıyla mala mülke sahip olsaydım diye kendi kendinize söylendiğiniz veya hatta ağır fırçalar attığınız olmuyor mu? Biliyorum oluyor, sakın aksini söylemeyin, sizi kaç kere uzaktan izledim!

Kader, kısmet, olup bitene verdiğimiz adın ta kendisidir. Şans, bazen şanssızlıkla, bazen kendisine inanmayan yoldaki bahtsızlarla da mücadele eder. Her otobüs veya uçak, sizin bahçenizde yer alan ve patlayan her kanalizasyon, evinizi hep son anda fiyakasını bozabilecek her türlü detay, sizlere hep dev olaylar gibi sinir ederek yansır. Bunların her biri, sayısız farklı insanları da etkiler.

Yaşam, bu SONSUZ alternatifler örgüsü ile geleceğin otobanlarını veya kimine göre de çakıl kaplı yollarını ve insanların kaderlerinin haritasını çizer. Başarısız ressam Adolf Hitler’in başına gelenler, herhalde bu örneklerin en ağır ve us ötesi abartılı olası sonuçları arasında en ağır derstir dünyamızda...

İşte bütün bunlar kafamda binlerce tur attıktan sonra, vardığım karar şu oldu: İyi ki Türk olarak yaşadım ve yaşamımı sürdürüyorum. Hiçbir pişmanlığım yok. Hatta sanatımı bu kadar çok katmanlı hale taşıyan unsurun da, Türkiye gerçekleriyle karşılaşmak ve beş duyuya hitap eden büyük mekân düzenlemeleri yapmak olmuş olduğunu bile söyleyebilirim. Mesela “Demokrasinin Kutusu” (1987) ve “The Muzır-Ölçer” (1988) işte bu ağır şartlar ve ülke sıkıntıları yüzünden/sayesinde doğdular! Sanatımın çok sesliliği bu köklerde gelişti.

İnsanın doğal akışta gençliğinde başka bir ülkeye yerleşmiş olmasını normal karşılıyorum. Ama ülke kötü gidiyor diye on yıldır kararlı bir şekilde bu diyarlardan ayrılanları pek anlayamıyorum. Ne diyebilirim ki? Gidin bütün dünyayı gezin. Ama her şeyi elinin tersiyle iterek, başka diyarlarda ikinci veya üçüncü sınıf olmayı göze alanlara da diyecek laf bulamıyorum...

Yazarın Son Yazıları

Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025
Hayatınızda kaç tıkanıklık var?

Bazen içiniz tıkanır ya, nefes alamaz gibi olursunuz. Uyumak istersiniz ama uyuyamazsınız. İçiniz isyanlardadır, konuşacak kimseniz yoktur. Bütün bunları yaşarken bir de kapana kısılmış fare gibi trafikte kalmışsınızdır mesela!

Devamını Oku
22.05.2025
Yoksa bu bir savaş bildirisi mi?

Hayatı terör yüzünden kararmış aileler için acaba 12 Mayıs 2025 itibarıyla acılar son bulacak mı, yoksa bu tarih iç ve dış siyasetimizi daha da büyük kargaşaya taşıyacak kritik bir eşik mi olacak?

Devamını Oku
15.05.2025
Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Sokaktaki kediden lidere kadar her yer şiddet!

Devamını Oku
08.05.2025
Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Dünyanın sahte demokrasi parodileri (Trump ve ötesi)

Devamını Oku
01.05.2025
Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Subianto-Nutuk-Abdullah amcamız!

Devamını Oku
24.04.2025
Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Erdoğan’ın, yenilmez bir İmamoğlu’na katkıları

Devamını Oku
17.04.2025
‘Parti devleti’ ve öncü muhalefet

‘Parti devleti’ ve öncü muhalefet

Devamını Oku
10.04.2025