Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

09.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İktidar, kamuoyundaki yaygın izlenime göre, “Açılım Süreci”ni, ilan ettiği gibi “Barış” “Demokrasi” ve “Terörsüz Türkiye” için değil, başarısızlıklarından dolayı siyaseten biten ömrünü uzatmak için içeride DEM Parti’den, dışarıda Emperyalizmden destek aradığı için yapıyor.

Bu nedenle, sadece 100 yıllık Cumhuriyete değil, kendi İktidar süresi olan 23 yıldır izlenen politikalara bile aykırı olan, çelişkili eylem ve söylemlerle dolu garip bir duruma yol açıyor.

İşte tam bu noktada Özgür Özel’in zekice gündeme getirdiği “Stockholm Sendromu” devreye giriyor.

Gerek bireysel Stockholm Sendromu gerek onun ikiz kardeşi olan toplumsal Şok Doktrini, birlikte:

İktidarın, siyaseten olanaksız görülen ve toplumun bütün değerlerine aykırı olan bu virajı almak için yaptığı çelişkili eylem ve söylemleri açıklamakta kullanılabilecek iki kavram.

***

Bu iki kavramın ikisi de biri bireysel düzeyde, öteki toplumsal kapsamda olmak üzere, mevcut kişiliği ve kimliği zor ve şiddet yoluyla yok etmek, yerine yeni bir kişilik ve kimlik oluşturmak yöntemlerini anlatır:

ÖNCE, işkenceler veya işkence benzeri baskılarla, bireyin veya toplumun mevcut kişiliği, yapısı ve kimliği, işe yaramaz, kullanılamaz hatta nefret edilir bir hale getirilir...

Bireyin veya toplumun öğrenmiş olduğu bütün ahlak kuralları, ilkeler, hukuk, güvenebileceği bütün kurumlar, yapılar, odaklar, insanlar, liderler, yıkılır, yok edilir...

BÖYLECE bir kişinin veya bir toplumun varlığını sürdürebilmesi için tek ve biricik yolun, ancak kendisine egemen olan zorlayıcı (Faşist?) gücün istediklerini yapmak, onun ilkelerini benimsemek ve onun istediği kişiliğe ve kimliğe bürünmek olduğu inancı, o kişiye veya topluma aşılanır.

SONRA, hedef olan kişiye veya topluma, egemen olan zorlayıcı (Faşist?) gücün istediği yeni kişilik, kimlik, kurtarıcı olarak empoze edilir.

Bu mekanizmayı Naomi Klein “Şok Doktrini” adlı kitabıyla anlatır.

***

Bugün yaşadığımız “Sürece” ve “Şok Doktrini”ne daha 17 yıl önce dikkatimizi çeken Zülâl Kalkandelen, Cumhuriyet Pazar Dergi’de 6 Nisan 2008’de “Şok ‘Terapiye’ Şok Tepki” diye bir yazı yayımlayarak bu “Toplumsal Şok” kavramını açıklamıştı:

Toplumsal şoklama, aynen bireysel beyin yıkama gibi çalışıyordu.

Yeni bir kişilik yaratma deneyleri, Cameron adlı bir CIA psikiyatristi tarafından, şok tedavisi ile insanların belleklerinin, kişiliklerinin silinip, beyinlerinin yıkanması yoluyla yapılmıştı...

Önce insanlar çeşitli işkencelerle aşağılanıp içleri boşaltılıyor, sonra da onlara yeni değerler, amaçlar aşılanıyordu.

İşte buna benzer biçimde, toplumlar da önce, savaşlar, terör saldırıları, ekonomik krizler, doğal afetler, sivil veya askeri darbeler yoluyla çözülüyor, çökertiliyordu...

Sonra da bu şokun yarattığı korku ve düzensizlik ortamında, ikinci şok gerçekleştiriliyor; neoliberalizm dayatılıyordu.

Buna direnenlere de polis ve hapishane baskıları ile üçüncü şok uygulanıyordu.

***

Özgür Özel’in gerek zamanlama, gerekse siyasal tavırlar açısından “Açılım Süreci” ve “Komisyon” konularında Kürtler için, (DEM Parti?) tarihsel ve güncel gerçekler bağlamında zekice gündeme getirdiği “Stockholm Sendromu”:

Bu mekanizmanın bireylere dönük olarak uygulanan ve “Celladına Âşık Olmak” biçiminde ifade edilen özel bir türeviydi.

Onun açıklaması da 6. yazıya!

İlgili Konular: #Dem Parti

Yazarın Son Yazıları

Tam 66 yıl 1 ay önce!

29 Nisan 1960 günü, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin bahçesinde olağanüstü bir kalabalık vardı.

Devamını Oku
29.05.2026
Brütüs: Hainliğe övgü (!)

CHP’ye yapılan saldırı dolayısıyla, bugün sevmediğim bir kavram olan “HAİNLİK” üzerinden üçüncü “ÖVGÜ” yazımı: Hem koleksiyon tamamlansın hem Carlo Maria Cipolla ile Étienne de La Boétie’ye bir nazire olsun ve hem de “politikacılar” başta olmak üzere, “insanlık” adına evrensel bir katkı (!) yapayım diye yayımlıyorum.

Devamını Oku
28.05.2026
CHP'ye saldırı: Lozan’la hesaplaşma!

Tarihsel tabanlı siyasal süreçler sadece tek bir anı belirleyen fotoğraf karelerine indirgenmemeli, bir film şeridi gibi izlenmelidir.

Devamını Oku
26.05.2026
Anayasaya 'on ikinci darbe'!

Türkiye Cumhuriyeti çok uzun bir süreç sonunda “Ucube Şahsım Devleti” haline getirilmiş ve Anayasa’ya karşı darbeler ondan sonra başlamıştır.

Devamını Oku
24.05.2026
İktidar niçin mutlaka kaybedecek?

İktidar yedi nedenle, mutlaka kaybedecek...

Devamını Oku
22.05.2026
Gönüllü köleliğe övgü (!)

“Gönüllü Kölelik Üzerine Söylev veya Tek Kişiye Karşı” (Discours de la servitude volontaire ou le Contr’Un) adlı kitap, Fransız düşünür Étienne de La Boétie’nin 1548’de, insanlık daha “Feodal Tarım-Din Toplumu” aşamasındayken, 18 yaşında yazdığı etkili bir siyaset sosyolojisi ve felsefesi eseridir.

Devamını Oku
21.05.2026