Kendi sesinde yolcu...
Feridun Andaç
Son Köşe Yazıları

Kendi sesinde yolcu...

02.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Öyledir zaman.

Bir bakarsınız gün dönmüş, rüzgâr başka yönden esiyordur. Sizi çekeleyen görüntüler, sözler artık ötelerde kalmıştır.

Unutulan ne varsa bellek havuzlarında saklı.

Şimdi hatırlama zamanı mı diye de soruyorsundur kendine.

“Yağma” bir dönemin adıydı.

Şimdi bunun tüm kapılarını kapatıyor rüzgâr. İsteseniz de kirli elleriniz, hoyrat bakışlarınızla erişemezsiniz oralara.

Kuş sesleri göğün yedi renginde dalga dalga. Nehirler arınıyor, denizler kendi rengine dönüşüyor, nefessiz kalan ağaçlar börtü böcek canlanıveriyor birden.

Elim yavaşça bir kitabın sayfaları arasında geziniyor. Duruyorum bir yerde. “Ben anlatılan bu doğayı tanıyorum” diyorum.

Anlatıcının o dil ezgisine veriyorum kendimi:

“Ta uzakta, güneyde Akdeniz’in üstünde kabarmış apak bulutlar birbiri üstüne yığışarak göğe yükselirken garbi yeli de başlardı. Serin, nemli, azıcık da deniz kokulu bir yeldi bu. Önce ikindi üstü usuldan başlar, sonra gittikçe hızlanan yel yolları tozutur, sonra da toz direklerini önüne katarak alır buralara getirir, buralardan da daha ötelere yatık, kısım kısım ala karlı, önce mosmor, tabaka tabaka birbirine yaslanmış, sonra daha açık mor, sonra mavi, arkasından daha açık mavi, sonra bulut rengi, sonra gökyüzünün mavisine karışmış gitmiş, uzaklarda silinip belli belirsiz bir tül gibi sallanan Binboğa dağlarına alır götürürdü.” (s. 25, Yaşar Kemal, Kimsecik,1981)

Çağrısı olan sözün yolcusu olmak zenginleştiricidir her zaman.

John Osborne, Öfke oyununda kahramanına şunu söyletiyordu:

“Heyecanlı olmaktan korkmayın, bundan ölmezsiniz!”

Yüzünüzü size heyecan veren her şeye dönün, göreceksiniz içinizde başkalaşma yolculuğunun kandili yanmaya başlayacaktır.

Ve hayatınızdaki herhangi bir şey size heyecan vermiyorsa uzaklaşın bundan, size eşlik etmesine, hatta “içinize gelip alçı dökmesine” izin vermeyin.

Bir zamane sözüdür, bilirsiniz belki de: “Yorulduğunuz yerde hancı olayım!”

Hayır!

Aldırmayın böylelerini edenlere de. Kendi patikanızı kendiniz açın. Varsın pıtraklar ellerinizi kanatsın, dikenler üstünüzü başınızı paralasın. Dönüp baktığınızda ardınıza, derin bir nefes alırsınız, gideceğiniz kadar döneceğiniz yolun taşlarını kendiniz döşediğiniz için.

Sonra bir sese, bir ezgiye verin kendinizi.

Şunu dinleyin örneğin:

Irına Lankova. Plays Bach/Marcello Adagio.

Ya da şu ezgiler gelip çalsın kapınızı:

Erkan Oğur, Sen Benden Gittin Gideli.

Sonra dinlediğim başka bir ezginin (Igor Stravinsky’nin “Petrouchka Danse Russe” etkisiyle, okuduğum Nijinsky’nin Günlüğü’ndeki şu satırlara dönüyorum:

“... Stravinsky yaşamına bir anlam katmayı başaramıyor ve bana hiç iyi davranmıyor. Igor kendisinin yoluna çıkacağımı düşünüyor. Onun aradığı şey zenginlik ve ün; benim hiç dert etmediğim şeyler bunlar. Igor Stravinksy, yaşam üstüne derinlemesine hiç düşünmemiş büyük bir besteci. Ahlaksal bir amaç gütmeyen sanatçıların yapıtlarını sevmem ve onunkilerin hiçbir hedefi yok.” (*)

Rüzgârın Senin, demiştim son bir yazımda, şunları yazmıştım:

Dilin ecesi yok, yalansız rüzgârsın demek. Sitem dağı fayda etmez, gülhatmi çayırından geçse de bakışlar. Hadi unut her şeyi. Avuntu kelebeği kıldın madem aramızdaki sözü, bir günlük ömür biç duygularına uzasın ömrün. Çıkar oradan sesini, sahi sen misin o göz, o gamzeli bakışlar? Peki o edilen sözün sahibi kimdi? Yaban dil avut kendini öyleyse. Oyun değil yaşamak, eğer bilirsen yaşamayı ama. Sıkışıp kalmış göze bakış gerek, dil gerek. Yalansızım demek için geç, unut demek için erken. Sesindeki kederi anlarım. Öylesine yığılı önündeki bulut, kanatsız kuş olsan fayda etmez. Bırakılmışsın, biliyorum, o gökyüzü senin bu gökyüzü benim diyemeyen bir aralıktasın. Gene de denemeliydin sesini sıcak bir bakışın dilini öğrenerek. Rüzgârım olsan nafile artık, diyemem sana. Sözünü yalnızlaştıran ne sorgulamam ama sesini çoğaltanı anlamak isterim. Mademki anlamadan baktın, çağır sözünü benden, al sıcaklığını. Yaban dil kıldın madem, yalan kıldın bir bakışı... Ah sen, geçimsiz güneş değilsin bilirim; suç çağı yaratmışsın kendine madem, bahane etmemeliydin öpüşlerdeki gamzeyi. Şimdi bir kıyıdayım; Taormina’dan geçiriyorum bakışlarımı. Uzak, güneşli deniz kentinde de değil gözlerim. Ki, almanı istemiştim onları, taşımanı... Sana bakınca gördüklerini bilmeni... Ama biliyorum ki şimdi sana uzakta, kıyısız bir Portofino gerek.

Eğer kendi sesinizde yolcu olmak istiyorsanız içinizin, ruhunuzun sesine kulak verin derim sevgili okurum.

---

(*) Nijinsky’nin Günlüğü, Vaslav F. Nijinsky; Çev.: Orçun Türkay, 2006, YKY., 132 s.

İlgili Konular: #Doğa #Dil #yazı

Yazarın Son Yazıları

Kendi sesinde yolcu...

Öyledir zaman.

Devamını Oku
02.01.2026
Türkiye’nin Doğu sorunu: ‘Sorun’un öte yanı

Yabancı devletler, bugünkü dolaylı müdahaleyle Türkiye’yi kıskaç altına almaktadır.

Devamını Oku
19.12.2025
Türkiye’nin Doğu sorunu: Bu bir ‘Kürt reformu’ mu?

Yıllardır “sorun” olarak, temcit pilavı gibi ısıtılıp duran Kürt realitesi palyatif öneriler, siyasi manevralarla bugüne kadar taşındı.

Devamını Oku
05.12.2025
Kendi sesini bulmak

- Bu yazıyı bekleyen okuryazara

Devamını Oku
21.11.2025
Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam.

Devamını Oku
07.11.2025
‘Labirent’ neyi anlatır?

Amin Maalouf, bir dünya romancısı.

Devamını Oku
24.10.2025
Suçlar, suçlular, müritler

Baştan başlayalım dilerseniz.

Devamını Oku
10.10.2025
Yazı yordamı

Her şey bir şeydir, belki de!

Devamını Oku
26.09.2025
Karanlığınız kadarsınız!

Borges, kendi körlüğünden söz ederken şunu diyordu...

Devamını Oku
12.09.2025
‘Ah, bu sessizliği anlat!’

'Nefes almak isteyen okur için...'

Devamını Oku
29.08.2025
Çürümenin göstergeleri

Türkiye’nin bugünkü gerçeği birçok açıdan irdelenmeye değer.

Devamını Oku
15.08.2025
Türkiye’den çürüme manzaraları: (1) Sayın dolandırıcı!

Size hanımefendi ya da beyefendi demeyeceğim çünkü siz bir hırsız, bir dolandırıcısınız!

Devamını Oku
01.08.2025
İroni değil, gerçek!

Bugün size, Anadoluhisarı’ndaki Şeyhülislam Yasincizâde Abdülvehhap Bey Yalısı’nda bir sabah kahvaltısında buluştuğum Ali Rıza Bozkurt ile yaptığımız uzun sohbetten söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
18.07.2025
Cicero’nun cesareti var mı?

Lucius Cornelius Sulla dönemi; Roma’nın yozlaşmaya, siyasal erkin de çürümeye başladığı bir dönemdir.

Devamını Oku
04.07.2025
Geleceği kurmak için: Kütüphane

Şunu hemen söyleyeyim ki kütüphanem ile oldukça özel belgeler barındıran arşivimin bazı “açgözlü sahaflar”ın eline düşebileceği düşüncesinden dolayı endişeliyim!

Devamını Oku
20.06.2025
Aydınlanma nerede başladı, değişim nereye kadar?

Köy Enstitüleri bir uyanış hareketiydi. Tarım toplumu olan Türkiye’nin kırsal kalkınmasıyla değişim dönüşüme uğrayabileceğinin ilk hamlelerindendi.

Devamını Oku
06.06.2025
Kendimizi unutmamak için

Annem öldü.

Devamını Oku
23.05.2025
Benim İstanbul çağım

Benim İstanbul çağım

Devamını Oku
09.05.2025
‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

Devamını Oku
25.04.2025
Hayal değil, gerçek!

Hayal değil, gerçek!

Devamını Oku
11.04.2025
Sen beni dönüştür

Sen beni dönüştür

Devamını Oku
28.03.2025
‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

Devamını Oku
14.03.2025
Görebilseniz eğer...*

Görebilseniz eğer...*

Devamını Oku
25.02.2025
Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Devamını Oku
11.02.2025
Çaltıözü’de sabah

Çaltıözü’de sabah

Devamını Oku
28.01.2025
Kendi ‘kör kuyu’larımız

Kendi ‘kör kuyu’larımız

Devamını Oku
14.01.2025
Uğultulu zamanlar

Uğultulu zamanlar

Devamını Oku
31.12.2024
‘İlgilen ve ilişkilen’dir

‘İlgilen ve ilişkilen’dir

Devamını Oku
17.12.2024
‘Sen bana neler öğrettin?’

‘Sen bana neler öğrettin?’

Devamını Oku
03.12.2024
Anlatısız toplum

Anlatısız toplum

Devamını Oku
19.11.2024
‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

Devamını Oku
05.11.2024
Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Devamını Oku
22.10.2024
Edebi buluşmaların anlamı

Edebi buluşmaların anlamı

Devamını Oku
08.10.2024
Kötülüğü nerede aramalı?

Kötülüğü nerede aramalı?

Devamını Oku
24.09.2024
Kapitalizmin çirkin yüzü

Kapitalizmin çirkin yüzü

Devamını Oku
10.09.2024
Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Devamını Oku
27.08.2024
Belleğin çağrısı

Belleğin çağrısı

Devamını Oku
13.08.2024
Üsküdar mı, Kadıköy mü?

Üsküdar mı, Kadıköy mü?

Devamını Oku
30.07.2024
Eski sözlerde, yeni bakışlar

Eski sözlerde, yeni bakışlar

Devamını Oku
16.07.2024
CHP'nin kültürle 'imtihan'ı!

CHP'nin kültürle 'imtihan'ı!

Devamını Oku
02.07.2024