Tarihin Deltasına Yolculuk*
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Tarihin Deltasına Yolculuk*

14.04.2013 01:37
Güncellenme:
Takip Et:

“Bugün insan nerede olduğunu biliyor, ama geçmişte hangi noktada olduğunu bilmeli ki iki nokta arasında çizgiyi doğru görmesi ve sonrasını daha kolay tahmin edebilmesi mümkün olsun. Siyasetçiler maalesef tarihi göz önüne almıyorlar, bilseler bile almıyorlar.

\n

Mesela Türkiye Cumhuriyeti nasıl kuruldu?
Batılılar geldiler ve dediler ki, ‘Sizi Rumeli’den kovduk, şimdi Anadolu’dan kovacağız’. Sevr Antlaşması, Batılıların bu niyetinin, planının somut bir belgesidir. Sevr Antlaşması imzalandığı zaman ortaya çıkıyor ki, Sevr’den sonra Türkiye kısa zamanda yok olacak. Çünkü öyle bir paylaşıyorlar ki Doğu Anadolu Ermenistan oluyor, Batı Anadolu Yunanistan oluyor. Osmanlı Devleti’nin Sevr’e göre ordusu yok, maliyesi yok; yani kurbanlık bir koyun.
Ermeniler Kuzeydoğu Anadolu’da güçlenince, Yunanlılar Batı Anadolu’da güçlenince istedikleri zaman saldıracaklardı ve karşılarında hiçbir direniş olamayacaktı. İtalyan nüfuz bölgesi Yunanistan, Fransız nüfuz bölgesi Ermenistan olacaktı.
433 maddelik bir belgeyle çok kibarca, ‘Sen mahkûmsun, yakın zamanda öleceksin’ diyorlardı. Yani Türkler yok olacaktı.

\n

***

\n

Sevr’in çöp tenekesine atılması, ondan tümüyle vazgeçmek, onu tümüyle unutmak demek. Buzdolabına kaldırmak demek, gündemden çıkarmak ama ilk fırsatta ortaya çıkarmak. Ya da küçük küçük adımlarla, usul usul gerçekleştirmeye çalışmak.
Şunu yeniden belirteyim: Sevr bir efsane, bir dedikodu, bir öykü değil. Fransa, İngiltere, İtalya’nın imzalayıp mühürledikleri resmi bir belge. Bu Batılılar dünyadaki insanların en güçlü, en zengin, en bilgili kesimi. Yüzyıllar boyunca Türkleri Rumeli’den silmek siyaseti gütmüşler ve aralarındaki birçok soruna, hatta savaşlara karşın bu hedeflerini büyük ölçüde gerçekleştirmişler.
Sıra Anadolu’ya gelince Atatürk’ün önderliğinde Türkler ayaklanıyor ve Batı emperyalizmini yenilgiye uğratıyorlar. Sevr gidiyor, Lozan geliyor. Lozan, Doğu Trakya ve Anadolu’da onurlu bir yaşam hakkı sağlıyor Türklere. Peki bunlar en güçlü, en zengin, en bilgili, hatta en sabırlı iken Sevr’in üstüne bir bardak su mu içtiler, çöpe mi attılar, yoksa buzdolabına mı koydular? Ben üçüncü olasılığın daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Türkiye düşkünleştikçe, borca battıkça, ortaçağa doğru dümen kırdıkça, Atatürk devrimlerine boş verdikçe, buzdolabındaki Sevr canlanmaya, depreşmeye başlıyor.

\n

***

\n

Şimdi bence Sevr’e doğru gidiyoruz. Bu gidiş Batılıları o denli heyecanlandırıyor ki sabırsızlık, terbiyesizlik, küstahlık yapmaya başlıyorlar. Sözde Ermeni soykırımı konusunda gösterdikleri kendilerini inkâr derecesine vardırdıkları müstehcen ısrar, bu tutumlarının yalnızca bir örneği. Kapatma davası, Güneydoğu belediyeleriyle ilişkiler, Orhan Pamuk, Ergenekon davaları, TSK’ye tavır alma gibi pek çok konuda bu davranışlarını rahatça sergilemekten geri durmuyorlar.
Geçende Mine Kırıkkanat’ın Destina romanını okudum. Gelecekte kurgulanmış bir roman. Türkiye iyice dincileşmiş, üstüne İstanbul kenti depremle yıkılınca Batılılar ülkeye el koyuyorlar. Türkiye ortadan kalkıyor ve İstanbul, Nova Roma adı altında Ortodoksluğun merkezi olarak yeniden yapılanıyor.
‘Osmanlı Cumhuriyeti’
filmi de biraz daha örtük biçimde, yurdumuzu bekleyen tehlikeleri gösteriyordu. Demek ki bu iş roman ve filmlere artık yansıyor.” Sina Akşin**

*Yaşar Seyman’ın kaleminden “Sina Akşin Kitabı”/Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.
**Türk tarih akademisyeni ve profesör.

\n

G NOKTASI

\n

Yarımburgaz Mağarası’nın loş ve rutubetli bir köşesinde kara kuru yarasalar, baş aşağı asılmış, “hu” çekiyorlardı.

\n

Sesi güzel olmayanlar, mırıldanmakla yetiniyordu.
Az ötede beş dişi yarasa, yavrularını emzirmekteydi.
Ortada dolanan yaşlı bir yarasa, bir zamanlar Vikinglerin yaşadığı izbede atalarının o zamandan kalmış kemiklerini göstererek hemcinslerine vaaz veriyordu:
Yarasa hilkatinin çektiği bunca hu ve okuduğu bunca duaya rağmen yüz binlerce yıldır karanlıktan kurtulamaması ve hâlâ böceklerle beslenmesi; dişilerin herkesin önünde memelerini açıp bebelerini emzirmesi ve dahi bazı yarasaların baş aşağı asılı işemek yerine, ayaklarının üstüne dikilip işemeleri yüzündendi.
Yaşlı yarasanın vaazına kulak veren bir yeniyetme sordu:
“Baş aşağı dururken işesem ve hu çeken ağzıma idrar dolsa, günahlarımız eksilir, birkaç yüzyıl önce mi çıkardık aydınlığa?”
Oysa molla yarasaya göre yüz binlerce yıldır karanlıkta tutulmalarının asıl nedeni, şeytana uyan yarasaların kafalarını böyle sorulara yorup, üstelik bazen sormaya bile cüret etmeleriydi!

Y.N. Esin kaynağı ustamız Selçuk Erez’e teşekkürlerimle...

\n

“Tarihi insanlar yazar ama yazdıkları tarihi bilmezler.”

RAYMOND ARON

\n

\n

Yazarın Son Yazıları

Hıristiyan İranlılar

2010’lu yıllarda İstanbul’da, Cezayir asıllı Fransız bir kadın diplomatla ahbap olmuştum.

Devamını Oku
29.03.2026
Paçozluk liginde bir liyakat şampiyonu

Paçozluk liginde bir liyakat şampiyonu

Devamını Oku
22.03.2026
Kadir İnanır onaylı erkeklik

Mine ve Ali Sirmen, her yıl birkaç gün Marmaris’e gider ve daima Art Otel’de kalırlardı.

Devamını Oku
15.03.2026
Sınır ötesi operasyonda kuşkonmaz ikilemi

Takvimler 1995 yılının nisan ayını gösteriyordu.

Devamını Oku
08.03.2026
Namus yorgun, vicdan helak

İyi insansanız; insan, hayvan, hatta orman, dere, göl vb. gibi tehlikeye düşen bir varlığı savunur ve bazen kurtarabilirsiniz de.

Devamını Oku
01.03.2026
Özerk Amerikancılar

Ernest Grenier, İkinci Abdülhamit döneminde Osmanlı borçlarını düzenlemek için kurulan IMF’nin atası Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve casusudur.

Devamını Oku
22.02.2026
Hiç kimsenin kızları...

Ben dahil birçok genç kadın, Epstein’in bizden ne istediğini öğrendikten sonra bile onun inine geri döndükleri için eleştirildi.

Devamını Oku
15.02.2026
Küresel kötülük ittifakı

1989 yılı mart ayı ortalarıydı.

Devamını Oku
08.02.2026
Sözü demokrat, özü faşistler

Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını toplamak için kurulan zamanın IMF’si Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve Fransız casusu Ernest Grenier*, anılarının Kürdistan başlıklı bölümünde anlatır...

Devamını Oku
01.02.2026
Tetikte siyasi erk, hedefte İstanbul Erkek

Geçen hafta, kardeş yazarımız Barış Pehlivan’ın kaleminden İstanbul Erkek Lisesi’nde çevrilen dinci dümeni okudunuz.

Devamını Oku
25.01.2026
Hrant Dink’in iki ölümü

Yarın 19 yıl olacak, içimizdeki en insan kaldırımda cansız yatalı ve üstüne serilen muşambaya sığmayan ayaklarındaki tabanı delik papucuyla unutulmaz olalı...

Devamını Oku
18.01.2026
Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025