Uğur’lar Olsun...
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Uğur’lar Olsun...

26.01.2014 02:50
Güncellenme:
Takip Et:

1957 yılı, Ankara.
Bahçelievler Deneme Lisesi’nin açıldığı gündü. Birinci sınıf öğrencileri arasında Sivas’tan gelen bir delikanlı, “büyük şehir”e alışkın diğerlerinin arasında biraz kaybolmuş, biraz çekingen duruyordu. Bıçkın olduğu besbelli bir sınıf arkadaşı yanına geldi.
Senin adın ne?”
“Uğur.”
“Benim adım da Uğur. Sen benim yanımdan ayrılma!”
Ankara bıçkını Uğur Mumcu, Sivaslı Uğur Yurdakul’u o günden öteye kanatları altına aldı.
Zaten ikisi de Bahçelievler’de oturuyor, okul dışında da pek ayrılmıyorlardı.
Deneme Lisesi’nde ikinci sınıfı okudukları yıl, bir gün Uğur Mumcu, adaşına “Gel benimle” dedi. “Ama nereye, diye sorma!”
Yüzünde muzip bir ışıltı vardı. Uğur Yurdakul, kankasına “Nereye?” diye sormadı. Meraklı bir heyecanla, takıldı peşine.

***

On altı yaşındaydılar.
İsrail Evleri diye anılan mahalleye gittiler. Bir apartmanın ikinci katına çıktılar. Uğur Mumcu zili çaldı. Uğur Yurdakul, arkadaşını tam bir güven, ama bir o kadar şaşkınlıkla “acaba ne yapacak” merakıyla izliyordu.
Kapıyı orta yaşlı bir adam açtı. Kendisinden yaşça çok genç iki Uğur’u, “Hoş geldiniz, hoş geldiniz!” diye karşılarken, gerçekten sevindiği belliydi.
İçeri girdiklerinde, Uğur Yurdakul’un şaşkınlığı tavan yaptı. Evin salonu, her yaştan erkekle doluydu. Kimi otuz, kimi altmış yaşında, ama hepsinin on altı yaşın çok üstünde olduğu erkekler. Uğur Yurdakul, artık küçük dilini yutmak üzereydi. Oysa Uğur Mumcu bir neşeli, bir neşeli... Tanışma turları ve eller uzanmaya başladı:
“Ben Uğur, ben de Uğur, ben Uğur, ben de Uğur, ben Uğur, ben de Uğur...”
On altı yaşında bile zekâsı mizahıyla yarışan, fırlamanın önde geleni Uğur Mumcu, kaç gün, kaç hafta harcamıştı, hatta nasıl, hangi yöntemle aramıştı bilinmez; ama Uğur adını taşıyan Ankaralılara ulaşmayı ve otuz kadar Uğur’u işte o gün, o evde buluşturmayı başarmıştı!

***

Düşünün ki o yıllarda bırakın interneti, cep telefonunu; ev telefonları bile parmakla gösterilecek kadar azdı. Telefon rehberi vardı belki, ama rehber de soyadlarına göre sıralı, dolayısıyla kolay değildi Uğur adını taşıyan Ankaralıları toparlamak.
Muhteşem tanışma töreninden sonra, sımsıcak bir sohbet başladı, her yaştan Uğur arasında.
Uğur Yurdakul, gözlerinde özlem ışıkları, “İşte böyle biriydi, Uğur...” diyor. “Her yerde, her ortamda rahat eden ve ettiren, insanları dostluk çerçevesinde birleştiren, buluşturan bir insan.”
Ahbap çavuş Uğur’ların okul yolları, et ve tırnak gibi yaşadıkları lise bitiminde ayrıldı.
Uğur
Mumcu, AÜ Hukuk Fakültesi’ne yazıldı. Uğur Yurdakul, ODTÜ Makina Mühendisliği’ne. Uğur Mumcu, dünya çapında gazeteci, basında ahlak ve başarının simgesi oldu.
Uğur Yurdakul, dünya çapında devasa inşaatlar yapan, sektörün ahlak ve başarı simgesi GAMA’nın ortağı oldu.
Dostlukları sürdü. Aynı aydınlığa inandılar, aynı ışığı, demokrasiyi, uygarlığı, insanlığı savundular.

***

Uğur Mumcu’ya doğruları başarıyla savunmasının ve ününün bedeli, hayatıyla ödetildi.
Kankası Uğur Mumcu’yu yitiren Uğur Yurdakul da ağır bedeller ödedi. En son, 22 Şubat 2012 akşamı, yağmur altında, kardeşi gazeteci yazar Doğan Yurdakul’un tahliyesini bekliyordu.
Türkiye böyle bir yer.
Uğursuzların ödüllendirilip, Uğur’ların cezalandırıldığı bir cinnet vatan.
Ben de çok özlüyorum, ağabeyim ve ustam Uğur Mumcu’yu. Tıfıl bir gazeteciyken, köşe yazılarında, “Bilbao muhabirimiz Mine Saulnier’nin bildirdiğine göre...” diye Cumhuriyet’e geçtiğim haberlere değer ve destek veren, her görüştüğümüzde yüreklendiren, yol gösteren dostumu özlüyorum.
Artık Uğur’lar olsun, Uğur’lar yensin uğursuzları. Bitsin bu uğursuzluk. Uğurlu olsun yarınlar, artık.

G NOKTASI

Yargıç ve Zaman
Geçen zamanların suçu yok
hükmünübaşka yerlerde ara
bu şehir kaç kere geçti elinden
kaçmaların göçmelerin bitti
Paris köprülerinde de Ankara sokaklarında da fark etmez
sabah her yerde sabah işte
kalkıyor herkes
pencerendeki yağmur acılarını boşver
sil sil bitmez
arala perdelerini
gözlerin sokağın başında kalsın gene
birazdan yalnızlığını da bozar gürültülü sesler
hele bir ayağını at kapıdan
sevinirsin belki kalabalıklarla
gün bazen hayatlardan da uzun sürer
ellerini düşünme kimseleri olmadı ki zaten
anılarına dikkat et
kaybolmasınlar akşam olurken güvercinlerle
eve dönüşte senden önce girer
paslı bıçaklarla uykusuz geceler
vurur gözlerine
infazcı çaresiz bir yargıç gibi
geçersin defterinin başına
kararını yazmaya başlarsın
geçen zamanların suçu yok
hükmünü başka yerlerde ara
A.Kadri Ergin

> “İktidar yolsuzlaştırır. Mutlak iktidar mutlaka yolsuzlaştırır!” EMERICH ACTON  

Yazarın Son Yazıları

Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025
Yarım insan hakları

Mısır, nüfus çoğunluğu Müslüman bir ülkedir.

Devamını Oku
24.08.2025
我们身后还有十五亿

Çin’in Mikronezya’yı sessizce işgali Makronezya müstebiti Valdemir Potin hariç, Ezya arşipelindeki tüm istibdatları heyecana gark etmiş ve hatta okyanus ötesi kıtaları da zıplatmıştı.

Devamını Oku
23.08.2025
Bir vasiyetin ağırlığı

“Toplum olarak fikirdüşünce gelişmesi ve vicdan bilinçlenmesi gibi nimetlerden yoksun kalmışlığımızın iki sorumlusu vardır...

Devamını Oku
17.08.2025
Çin işi, asker dişi

Mikronezya ile Yutania’nın şöyle ağız tadıyla bir türlü kapışamayan ordularının sahillerde pineklediği bir sabah; olan oldu.

Devamını Oku
16.08.2025
İsyan hakkı

İnsanlar niçin anneye, babaya, düzene isyan ederler?

Devamını Oku
10.08.2025
Yanık toprak taktiği

Türkiye, artık ağır yaralı bir ülke.

Devamını Oku
03.08.2025
Satamam derdimi kimseye

Mikronezya’nın Yutania ile nihai kapışması beklenirken Ulu Çoban Muktedir Makropiç’in de askeri ve sivil ahalinin moralini elbette yüksek tutması gerekiyordu.

Devamını Oku
02.08.2025
Patria Nostra’dan Madara Mostra’ya

Hani karşınızda biri limon yer, sizin damağınız kamaşır.

Devamını Oku
27.07.2025
Emekli açlık, emeksiz tokluk

Köyde doğdum. Lise bitene kadar kara lastik ayakkabı giydim. Devlet yurdunda tıkış tıkış vaziyette üniversiteyi bitirebildim...

Devamını Oku
20.07.2025
Son dilek, yok çörek

Mikronezya ve Yutania’nın yaz sıcağında çöle dönüşen kumsallarında düşman beklerken sivrisinek avlayan, sevdiklerinden aylardır uzak kalan askerler, depresyona giriyorlardı.

Devamını Oku
19.07.2025
Yüreğimiz sızlar, ciğerimiz yanarken...

Canlılar arasında bir canlı türü olan insanın, ait olduğu memeliler sınıfındaki diğerlerinden tek üstünlüğü, beyinsel yeteneğidir.

Devamını Oku
13.07.2025
Dar sahada kısa paslaşma

Mikron ordusu kıyıda düşman beklerken, Betonit Saray’da işler çığrından çıkmıştı. Olası savaş masrafları boyuna yoksul halkın sırtına bindiriliyor; savaş korkusu ise Kel Tepe’deki ayrıcalıklı nüfusun cima furyasını kamçılıyordu. Sarayın CİA danışmanı Frozen Goldstein, donuk zekâsına karşın epeyce ateşli bir çapkındı. Güzeller güzeli karısı Frambuaz ise başlangıçta dini bütün bir Yolcu ve erdemli bir kadındı. Ama kocasının ihanetlerini öğrenince yoldan çıkmış; “göze göz dişe diş” deyip o da cima havuzuna atlamıştı.

Devamını Oku
07.07.2025
Diyanet’in yol harcı, teğmenlerin ihracı

Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Kasım 2023’te Atatürk’ü anma etkinlikleri için son hazırlıklar yapılıyordu.

Devamını Oku
06.07.2025
Saçma sapan bir savaş mıydı?

Saçma sapan bir savaş mıydı? İ srail’in suikast saldırıları, İran’ın Demir Kubbe’yi delen füzeleri, ABD’nin İran’ı bombardımanı, yıkılan binalar, insan kayıpları ve pek de anlam verilemeyen bir savaş daha tavsadıktan sonra ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth dünyaya açıkladı: “Biz bu saldırılara aylardır hazırlanıyoruz…”

Devamını Oku
29.06.2025
Suratın tatlısı, limonun ekşisi

Mikronezya adasının Yutania’ya bakan kıyı şeridinde, askeri karargâh dışında bir sivil yaşam belirtisi de vardı...

Devamını Oku
28.06.2025
Sarı Paşa ve Türk Mucizesi

Vakit dardı. Kütahya mücadelesi sonrası, Yunan ordusu var gücüyle saldırıya geçecekti.

Devamını Oku
22.06.2025
Felekten bir gece, adını hece hece

Bolluk ve mutluluk istibdatı Yutania adasında, herkes seferberlik öncesi günleri özlüyordu.

Devamını Oku
21.06.2025