Burunova, Bornova olunca!

01 Kasım 2020 Pazar

Deprem gerçeğiyle bir kez daha yüz yüze geldik. 2020, 24 Ocak günü yaşadığımız Elazığ depremi ile ilk yüzünü göstermişti.

Önceki gün merkez üssü Seferihisar olan 6.6 şiddetindeki depremde yaşamını yitiren tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralı kurtulanlara acil şifa diliyoruz. Biz bu satırları yazarken bir yandan da çok hasarın yaşandığı Bayraklı 283/1 Sokak’ta oturan yakınlarını arayan yurttaşların telefonlarına yanıt vermeye çalıştık.

Güzel İzmir’e geçmiş olsun derken, “Bu deprem bir milat olsun” dileğini de paylaşmak istiyoruz.

Jeoloji mühendisi Prof. Dr. İlyas Yılmazer yıllardır haykırıyor:

Deprem öldürmez, çürük bina öldürür sözü çok yaygın. Bu doğru ama daha doğrusu şu: Deprem kayada yıkmaz, ovada yıkar! En çok çürük zemin öldürür!

***

Depremde en çok hasar Bayraklı ilçesinde meydana geldi. Bayraklı ilçesi 2008 yılında Karşıyaka ve Bornova’nın bir bölümü alınarak oluşturulmuştu. Hasar Bornova’dan alınan, eskiden ova olan bölgede.

Bornova’yla ve bugünkü Bayraklı’yla 1977 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni kazandığım yıl tanıştım. Kısa süre Asansör ve Eşrefpaşa mahallelerinde öğrencilere verilecek büyüklükteki evlerde oturduktan sonra Bornova Küçükpark’a taşındım. O yıllar Bayraklı semti Yamanlar Dağı eteklerindeydi. Bugün yoğun yapılaşmanın olduğu ve depremde çok hasarın yaşandığı Mansuroğlu tamamen ovaydı. Ama nasıl ova...

Yılda üç ürünün alındığı, meyve bahçelerinin göz alabildiğine uzandığı müthiş verimli bir ova. En çok yağmurlu günlerde meyve bahçelerinin arasında koşmayı severdim. Tanrım o ne güzel toprak kokusuydu. Mandalina ağaçlarını hafifçe sallayınca yüzlerce sarı yumak sevinç gözyaşı döker gibi yüzümü sulardı. Buz gibi su nasıl da içimi ısıtırdı. Az ötede yazı bekleyen çırılçıplak şeftali ağaçları başka bir gezegen havası verirdi.

***

Bornova adının çok önceleri “Burunova” olduğu söylenir. Belkahve’den sallandıktan sonra İzmir Körfezi’ne biraz da burun gibi uzanır bu bölge.

Zamanla Bornova olmuş. Şehir dağ eteğinden ovaya inmiş.

Bugün bu ovadan bereket değil, ceset çıkarıyoruz!

Sürekli deldiğimiz, hangi maddesini uygulayacağımıza keyfimize göre karar verdiğimiz anayasanın 43-46. maddeleri tarım alanlarının korunmasını, eğer amaç dışı kullanım varsa kamulaştırılmasını içeriyor.

İşin sağı-solu yok. Bu konuyu partiler üstü bakıp yeni bir şehirleşme devrimi yapmak gerekiyor.

Afetlerle iyi mücadele etmek elbette önemlidir. Daha önemlisi afet olmamasını sağlamaktır.

Gençliğimin bereketli topraklarında yaşanan acı bize her şeyi anlatıyor.

Gelin ovalar ova kalsın...

Dağ etekleri meskenimiz olsun!


Yazarın Son Yazıları

Ş-ahlanış! 17 Ocak 2021
Demoktatörlük! 13 Ocak 2021