Gazetecilerini Betona Gömen Ülke
Nilgün Cerrahoğlu
Son Köşe Yazıları

Gazetecilerini Betona Gömen Ülke

15.03.2012 04:59
Güncellenme:
Takip Et:
\n

Nedim Şener cezaevini anlatırken Betona gömülüyorsundiyor: Sağın solun beton. Toprak yok ağaç yok. Bir mandalinayla birlikte yeşil yaprak geliyor onu asıyorsun. Ya da portakal kabuğunu elinde sıkıyorsun ki koku olsun diye. Koku yok. Yaşamla ilgili tüm duyguların ölüyor. Gözün bile zayıflıyor. Uzağı göremez hale geliyorsun.

\n

Bu sözleri okurken Leyla Zanayı hatırladım.

\n

Zana da hapisten çıktığı gün toprağın üzerinde çıplak ayak yürümeyi arzuladığını, teninde doğayı hissetmek istediğini söylemişti

\n

Özgürlüğü kaybetmenin ötesinde, demek doğadan koparılmak da taşınması en zor olan yük.

\n

Silivride her şey insanı çürütmek adına hazırlanmış diyerek söze devam eden Şener, empatiduygusu körelmemiş her yurttaşı can evinden vurması gereken şu ifadeleri de kullanıyor:

\n

Cezaevi bir kutu gibi hiçbir alan yuvarlak ve insani değil. Koğuşlar, koridorlar köşeli. Her yerde demir kapıların gürültüleri. İnsanın yaşayacağı yer değil cezaevleri. Maalesef meslektaşlarımızın üzerine bu betondan binaları döktüler ve dökmeye devam ediyorlar.

\n

Zulüm şampiyonluğu

\n

Türkiyenin demirparmaklıklar ardına attığı gazetecileriyle dünya birinciliği madalyasınıtaşıdığı düşünülecek olursa; Şenerin söz ettiği trajedinin çapı anlaşılır.

\n

Nedim Şener ve Ahmet Şıkın serbest bırakılmasında ağırlıklı etki yapan uluslararası basın örgütleri, geçen yıl içinde hazırladıkları raporlarda, bu zulüm şampiyonluğumuzu dünyaya ilan etti.

\n

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)AB adayı Türkiyedeki tutuklu gazeteci sayısının, dünyanın en baskıcı ülkeleri Çin ve İrandan misliyle fazla olmasının garabetine dikkat çekti.

\n

Tepkiler ardından çığ gibi geldi.

\n

Economistten Financial Timesa, Repubblicadan, El Paise dünyanın önde gelen tüm büyük yayın organları; gazetecilere Türkiyeyi zindan eden korku ve baskı ortamını dillerine doladı.

\n

Türkiye hakkında yorum yapıp da AKPyi yeryüzününen basın düşmanı hükümetiilan etmeyen kalmadı...

\n

En son daha geçen hafta New Yorkerda; Türkiyenin hapisteki gazetecileribaşlığıyla (9 Mart) çıkan böyle bir yazı okuduk.

\n

Dünyanın en çok gazeteci hapseden ülke hangisi? Bildiniz mi?sorusuyla sadede giren makale; ABD müttefiği, NATO üyesi ve Müslüman demokrasinin vitrin ülkesi Türkiyenin”; dünyanın en baskıcı ülkesi olduğunu söylemekte; hapiste 42 gazetecisi bulunan İrana 2-0 fark attığını belirtmekte ve Erdoğan Türkiyesinin, Putin Rusyası gibi artık tek parti demokrasisine dönüştüğünüvurgulamaktaydı.

\n

Avrupada Repubblicada aynı gün yayımlanan iki tam sayfalık değerlendirmede de gene, AKP hükümetinin gazete yöneticileri ve editörlerine koyduğu açık baskılar ve tehditler nedeniyle otosansürün kural haline gelişindendem vurulmaktaydı.

\n

Betona gömülen her gazeteciye karşılık yüzlerce gazetecinin zorunlu otosansürleseslerinin kesildiğini dünya artık öğrenmişti.

\n

Keşke iç kamuoyu başarabilseydi

\n

Erdoğandan, Davutoğluna ve Egemen Bağışına dek hükümetin üst düzey temsilcileri; Neden hapiste bu kadar çok gazeteciniz var?sorusuna muhatap olmaksızın uluslararası kamuoyu önüne çıkamaz olmuşlardı.

\n

Ama onlar gazeteci değil ki! Terörist. Tecavüzcü, ırz düşmanları!” şablonuyla döktürülen cinfikirezberler”; dünya kamuoyunda AKP temsilcilerini iyice gülünç duruma düşürüyordu.

\n

En son Egemen Bağışın BBCnin Hard Talk programında sunucu Stephen Sackura karşı, Onların kimi banka soyguncusu, kimi de tecavüzcü. Bizde mesleği yüzünden tutuklanan gazeteci yok!derken düştüğü zavallı konumu izledik

\n

AKP hapisteki gazetecileryüzünden Türkiye dışında özetle insan içine çıkamazhale geldi.

\n

Nedim Şener, Ahmet Şık, Coşkun Musluk, Sait Çakırın salıverilmesi ardındaki birinci itici güç işte bu: dayanılmaz hal alan bu uluslararası baskı.

\n

Keşke uluslararası baskılar yerine, içerde ülke kamuoyunun gücü ve baskısıbetona gömülenmeslektaşlarımızın özgürlüğünü iade edebilmiş olsaydı.

\n

Ancak iç kamuoyunun kendisini hissettirebilen bir gücü ve ağırlığı olmuş olsaydı; zaten dünyada en çok gazeteci hapseden ülkesıfatına sahip olmazdık.

\n

İktidar 100ü aşkın gazeteciyi kilit altında tutmak cesaretini kendinde bulmazdı.

\n

İç kamuoyunun bu konudaki vurdumduymazlığı Egemen Bağış hiç unutmuyorum; 12 Haziran’da Seçim kampanyası sırasında bize hapisteki gazetecileri hiç soran olmadı!” diyerek ifade etmişti.

\n

Hapiste bulunan gazetecilerin hesabını iktidardan soran olsaydı, AKP iki kişiden birinin oyunu zaten alamazdı.

\n

Hapisteki gazetecileryüzünden Türkiyede keşke AKPye hesap sorulabilme noktasına gelinmiş olsaydı.

\n

Şener ve Şıkın serbest bırakılmaları şimdi hem iç kamuoyundaki duyarlılıkları canlandırmak ve hem de hukuki teamüllerin önünü açmak açısından umarız vesile olur.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

FAFO

“FAFO”yu tercüme etmeyeceğim...

Devamını Oku
11.01.2026
Mamdani: ABD’nin en büyük siyasi şoku

Dünya 2026’ya Venezüella ve İran türbülansıyla girdi.

Devamını Oku
04.01.2026
2026’yı beklerken...

Capranica Meydanı’ndaki dev Noel ağacı, kilisenin çatısına kadar yükseliyor.

Devamını Oku
28.12.2025
2025 ‘müesses nizamın’ sonu

Yılbaşı mesajları şimdiden akmaya başladı.

Devamını Oku
21.12.2025
Nermin Abadan Unat

Nermin Abadan Unat’ı en son TV’de 2022 Aralık’ında İmamoğlu için yapılan destek mitinglerinin ilkinde gördüm.

Devamını Oku
14.12.2025
Masterchef’te yılın kelimesi: Nasip

Görmüşsünüzdür: “Siyaset dışı en güvenilir isimler anketi”nde Sedat Peker ilk sıraya oturdu.

Devamını Oku
07.12.2025
Epstein: Körlerin fil tarifi

“Gerçeklerin, çoğumuzun gözünden kaçan bir yapısı var”...

Devamını Oku
23.11.2025
BBC’ye darbe... Faşizme kayış

İngiliz yazar Ian McEwan uyarıyor...

Devamını Oku
16.11.2025
Mamdani tarih yazdı

Turhan Selçuk’un çok sevdiğim bir karikatürü vardır: Küçük balıklar bir araya gelip devasa bir köpek balığını kovalar.

Devamını Oku
09.11.2025
Mamdani kasırgası

Annesi Mira Nair...

Devamını Oku
02.11.2025
Kaddafi’nin İntikamı

Mezardan yükselen intikamlar bunlar...

Devamını Oku
26.10.2025
Ortadoğu’da altın çağ...

Shehadeh Dajani’nin yüzü hâlâ gözlerimin önünde...

Devamını Oku
19.10.2025
Nobel’in prestiji çakıldı

Michael Wolff... Trump döneminin kara kutusu.

Devamını Oku
12.10.2025
Geç olmadan

"87 yaşındayım" diyor Jane Fonda...

Devamını Oku
05.10.2025
Meşruiyet nedir?

“Cesur bir adım atalım ve ona (Cumhurbaşkanı Erdoğan’a!) bire bir ilişki temelli gereksinim duyduğunu verelim. O nedir? Meşrutiyet!”

Devamını Oku
28.09.2025
Trump’ın korku imparatorluğu

Sizler bu satırları okurken Trump Amerika’sı geçen hafta içinde öldürülen radikal sağ aktivist Charlie Kirk’ü ulusal törenlerle uğurluyor olacak.

Devamını Oku
21.09.2025
Hedef muhalefeti yok etmek

Amaç, muhalefeti etkisizleştirmek ve işlevsizleştirmek...

Devamını Oku
14.09.2025
Titanik’te olmak

Proizvol ve prodazhnost... Rusça iki sözcük.

Devamını Oku
07.09.2025
Hür dünyanın sonu

Prodi’yi hatırlarsınız...

Devamını Oku
31.08.2025
Midas’ın Kulakları

Çocukluğumda “Midas’ın Kulakları” diye çok ünlü bir oyun vardı.

Devamını Oku
24.08.2025
Başyücelik hutbesi

İslam inkılabının ana kanun maddesi şudur: Bütün kanunlar Allah’ın emirlerine uygun ve bağlı olarak insani selim duygu ve düşünceye dayanır.

Devamını Oku
17.08.2025
Epstein Vakası

"Epstein vakası ABD siyaset kültüründe merkezi bir komplo kertesine erişti, bu gidişle Kennedy suikastı mitosu ile yarışır” diyor Michael Wolff.

Devamını Oku
10.08.2025
Kara düzen

II. Trump badiresine karşı Başkanlık yarışına girmek cüretini gösteren Demokrat Parti adayı Kamala Harris ilk kez konuştu ve...

Devamını Oku
03.08.2025
Sevgili Altan bey

Sevgili Altan bey

Devamını Oku
27.07.2025
Siyasette gerçeklik yok oldu

“ Otokratlar rakiplerini artık öldürmüyor” diyor Anne Applebaum ve devam ediyor...

Devamını Oku
20.07.2025
Grok zamanlarında yaşamak

Bir arkadaşımdan geldi. Instagram iletisi... ’70 li yıllar. Bikinili dört kadın güneşin altında mutlu mesut uzanmış.

Devamını Oku
13.07.2025
Zohran efsanesi

Faşizm gemi azıya aldıkça, çarenin yerel siyasetten geçtiği anlaşılıyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Venedik’te düğün

Thomas Mann “Venedik’te Ölüm”ü tam Birinci Dünya Savaşı arifesinde, bir “çöküş” hikayesi olarak kaleme almıştı. “Belle époque/Muhteşem devir”tabir edilen 19. yüzyıldaki 2. sanayi devriminin sonu ile 20. yüzyıl başının sonsuz istikrar, refah ve özgüven çağı sonlanmış, baş döndürücü teknolojik değişimlerle toplumun değerler skalası değişmişti.

Devamını Oku
29.06.2025
İsrail’in ‘pis işleri’

Deyim, Almanya’nın yeni Şansöylesi Friedrich Merz’e ait. Bir haftadır Mertz’in şok...şok...şok bu sözleri konuşuluyor.

Devamını Oku
22.06.2025
Trump’ın ‘oyuncak askerleri’

14 Haziran’da Washington’da bir kutlama için, yerleri dolduracak yedeklere ihtiyaç var.

Devamını Oku
15.06.2025
Dekadans

Donald Trump, Beyaz Saray’a çıktığı ilk yıllarda, “New York’un ortasında, 5. caddede çıkıp birini vursam bir tek seçmen kaybetmem!” demişti.

Devamını Oku
08.06.2025
Kurşun hızı

Adına “muzzle velocity” diyorlar. Deyimi siyasi jargona sokan isim Trump’ın “karanlık prensi” Steve Bannon.

Devamını Oku
01.06.2025
Habeas Corpus nedir?

“Habeas Corpus nedir? Tanımlar mısınız?”

Devamını Oku
25.05.2025
Arabistanlı Donald’ın evreni

İç gerilimlerin cümlemizi sersem ettiği, burnumuzun ucunu göremez hale getirdiği Türkiye’nin dışında bir dünya var.

Devamını Oku
18.05.2025
Trump Vatikan’a da göz dikti

Trump Vatikan’a da göz dikti

Devamını Oku
11.05.2025
Psikolojik harekât

Psikolojik harekât

Devamını Oku
04.05.2025
Vatikan’da dönüm noktası

Vatikan’da dönüm noktası

Devamını Oku
27.04.2025
Romancının ölümü

Romancının ölümü

Devamını Oku
20.04.2025
Starmer’ın sessizliği

Starmer’ın sessizliği

Devamını Oku
13.04.2025
İmamoğlu ‘rakip’ olmasaydı...

İmamoğlu ‘rakip’ olmasaydı...

Devamını Oku
06.04.2025