ABD neden bayrak gösteriyor?
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

ABD neden bayrak gösteriyor?

30.05.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

ABD bir süredir Akdeniz’de, Ege’nin bir bölümünde, Batı Trakya’da, Balkanlar’da ve Basra Körfezi bölgesinde askeri varlığını daha fazla hissettirmeye başladı.
Bu durumun anlamlı açıklamalarını yapmaya çalışalım.
Öncelikle Doğu Akdeniz’de varlığı tespit edilen hidrokarbon yataklarının paylaşımına ilişkin kritik bir zaman diliminde olduğumuzu hatırlatalım. Önümüzdeki birkaç yıl içinde paylaşımın netleşeceğini öngörebiliyoruz.
Söz konusu paylaşımda bölge coğrafyasında oturanlar ile teknoloji ve para sahibi güçlü konuklar arasında ekonomik, ticari, siyasi ve askeri açıdan dikkat çekici dayanışmaları gözlüyoruz. Bu safhada ABD’nin özellikle Yunanistan’dan yeni askeri kazanımlar elde etmeye çalışacağını söyleyebiliriz.
Doğu Akdeniz, Balkanlar ve Ortadoğu’da jeopolitik üstünlük sağlama ve nüfuz mücadelesinde önemli bir safhadayız. Rusya’nın Suriye’deki kalıcı etkisi, Çin’in Güney Asya ve Kızıldeniz’deki ticari ve askeri yatırımlarından sonra İsrail’in ve Yunanistan’ın ticari limanlarına da -yapım, iyileştirme ve olası işletme hakkı- kapsamında el atarak ilgi ve etki alanını genişletmesi, bu süreçte Washington’u geniş bir bölgede daha aktif davranmaya zorlamaktadır.

ABD ve kimyasal ‘hassasiyeti’
Öte yandan ABD Suriye’de sağladığı kazanımları korumak isteyecektir. Özellikle Fırat Nehri’nin doğusundaki bölgede elde ettiği ekonomik bölgenin bir şekilde elde bulundurulması için Doğu Akdeniz ve Irak’ta bulunan askeri varlığını dinamik tutmak zorundadır. ABD’nin Suriye’deki hedeflerinden biri de İran yanlısı grupların etkisizleştirilmesidir. Bu istek İsrail ve ABD’deki Yahudi lobisinin de güncel önceliğidir.
ABD Suriye’ye askeri müdahalelerde bulunurken genellikle kimyasal silah kullanıldığı argümanını kullanmıştır. Son olarak ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü tarafından 19 Mayıs 2019’da Suriye’nin kuzey batısında bir klor gazlı saldırı dahil, rejimin kimyasal silah kullanımına yeniden başlayabileceğine ilişkin işaretler görüldüğü, olayla ilgili bilgi toplamaya devam edildiği belirtilmiştir. Sözcü ayrıca, “Rejim kimyasal silah kullanırsa ABD ve müttefiklerinin hızlı ve uygun bir yanıt vereceğine dair uyarımızı tekrar ediyoruz.” demiştir. Bu iddia Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkanı tarafından yalanlanmış ve bizzat Heyet Tahrir el-Şam örgütünün sahte kimyasal saldırı haberleri için mizansen oluşturduğu ifade edilmiştir. Yine de ABD’nin Suriye’ye yönelik sınırlı bir müdahale olasılığının her zaman mevcut olduğunu söylememiz gerek.

İran konusu
İran’ın bu dönemde ABD’nin yüksek öncelikli güvenlik sorunlarından olduğu görünüyor. Trump’ın Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu açıklamasından sonra daha başka radikal kararlar almasını da bekleyebiliriz. Trump’ın 2015 yılında İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklaması ve hatta İran’a yaptırımları artırması, 2019 Nisan ayında İran Devrim Muhafızları’nı “yabancı terör örgütü” ilan etmesi ikili ilişkileri yeterince germişti. Sonrasında İran’dan gelebilecek tehditlere karşı tedbir amacıyla 2019 Mayıs ayı başında, “USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi Taarruz Grubu” ile nükleer bomba kapasiteli 4 adet B-52 bombardıman uçağından oluşan “görev gücünü” Basra Körfezi’ne sevk etmişti. Yine ihtiyatlı olalım, ama önümüzdeki dönemde ABD’nin İran’a doğrudan ya da dolaylı müdahalede bulunabileceğini de göz ardı etmeyelim. Bu arada Trump’ın Ortadoğuya 1500 asker daha gönderme kararını onayladığını duyurduğunu ilave edelim.

ABD’nin seçici eşiği
Bir diğer konu Türkiye ile Rusya ilişkilerinin ABD’nin tahammül sınırlarını zorlaması.
Aslında bu zorlama askeri boyuta evrildiği anda sorun olmaya başladı. Yoksa ABD, Türkiye üzerinde etki oluşturma konusunda kimsenin kendisine rakip olamayacağına inanmıştır ve inanmaktadır. Rusya ile tarım, turizm, ekonomi işbirliği, siyasi ve sosyal yakınlaşma fotoğrafları ve hatta nükleer santrallar bile ABD için çok da konu edilmemiştir. Ancak konu Rusya’dan kritik silah sistemlerinin tedariki olduğunda dişlerini göstermeye başlamıştır. Bu süreçte Türkiye üzerinde bir nevi çok yönlü kuşatma baskısı yaratmak isteyecektir.

Gerilimin fırsatçıları
ABD’nin bölgede artan askeri varlığından fayda sağlamak isteyecek fırsatçılar da olacaktır. Özellikle Rusya’dan; tedarik edilmesi Türkiye’nin hava savunması için yaşamsal önemde olan ve muadillerinden daha üstün olan “S-400 Hava Savunma Füze Sistemleri” alımı ve buna bağlı olarak ABD’den “F- 35 savaş uçağı tedariki”nin engellenmesi bağlamında Türkiye- ABD arasında yaşanan gerilimden en fazla memnun olan kuşkusuz Yunanistan ve GKRY ikilisidir. Bu ikili halihazırda bir nevi fırsat operasyonu yürüterek ABD’ye yeni bazı askeri üsler ve kolaylıklar da sağlamaktadır. Özellikle Yunanistan için Akdeniz’den ve Ege’den başlayarak Batı Trakya’ya kadar ortak tatbikatlar yapmak, yeni askeri liman ve üs kolaylıkları sağlamak, bunların karşılığında askeri yardımlar elde etmek; harp silah araç/gereçleri almak ve bir güvenlik şemsiyesi oluşturmak taze heyecan dalgaları yaratmıştır. Yunanistan’ın dış politika önceliklerinin yanı sıra Çipras’ın da yaklaşan seçimler öncesinde ABD desteğini sağlamak açısından çok arzulu olduğu görülmektedir. Ancak Yunanistan için elini verip kolunu kaptırmak da olasıdır.
Sonuç olarak ABD’nin Balkanlardan Akdeniz’e ve Ortadoğu’dan Basra Körfezi’ne kadar olan bölgede 2019 yılı ve takip eden dönemde daha fazla bayrak göstereceğini söyleyebiliriz.

Rafet ASLANTAŞ
ANKA Enstitüsü Başkanı

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Bu çığlığı duyun! - Mustafa Gazalcı

MESEM, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözde mesleki teknik eğitim merkezleri uygulaması.

Devamını Oku
16.12.2025
ABD’nin esnek realist stratejisi - Nejat Eslen

11 Eylül’ün hemen sonrasında ABD, tek kutuplu dünya düzeninin verdiği cesaretle küresel egemen güç olmanın hayallerini kuruyordu.

Devamını Oku
16.12.2025
Çağdaşlık yolunda bir ömür - Hüseyin Karataş

Çağdaşlık eksikliğine ve dokunulmazlara dokunan sevgili hocam Prof. Dr. Türkan Saylan...

Devamını Oku
13.12.2025
Geleceğin savaş alanı, Türkiye ve Karadeniz - Doğu Silahçıoğlu

“Erken Cumhuriyet dönemi”nde (1923-1938) savunma sanayisindeki gelişmeler Türkiye’yi; başta uçak olmak üzere harp silah araç gereçlerinde dış satım yapan bir ülke konumuna getirmişti.

Devamını Oku
12.12.2025
Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz

AKP iktidarı tarafından 2016 yılında örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında ve “kurumsallaşmasında” kritik bir rol oynuyor

Devamını Oku
12.12.2025
İnsan onuru ve demokrasi - Ayşe Atalay

TDK sözlüğünde “onur” kavramı insanın kendisine karşı duyduğu saygı olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
11.12.2025
Komisyonda emekçinin adı yok - Şükrü Karaman

Milyonlarca emekçinin yeni ücrete ilişkin alacağı kararı merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına yarın başlayacak.

Devamını Oku
11.12.2025
Karadeniz’de neler oluyor? - Can Erenoğlu

Dünyanın en güvenli ve istikrarlı denizi Karadeniz dünyanın en tehlikeli deniz alanına mı dönüştürülüyor?

Devamını Oku
10.12.2025
Gelir adaletsizliği tırmanıyor! - Devrim Onur Erdağ

Türkiye'de emeğin değeri uzun zamandır siyaset meydanında sıkça dile getirilen bir konu.

Devamını Oku
10.12.2025
Erdoğan’ın 2005’teki hayalleri - Kadir Serkan Selçuk

Yıl 2005. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem henüz el konmamış olan Sabah gazetesinin 20. kuruluş yıldönümü için gazeteye bir yazı yazmıştı.

Devamını Oku
09.12.2025
Yeni feodal çağ ve dijital baronluk - Doğan Sevimbike

Yanis Varoufakis’in No Kings Means No Barons başlıklı yazısı, çağımızın ekonomik ve siyasal düzenini “yeni bir feodalizm” olarak niteliyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Terörist başının ayağına gitmek... - Hatice Topçu

Ulus devletler; tarih bilinci, ortak coğrafya ve dil birliğine dayanır.

Devamını Oku
08.12.2025
‘Kırkyama’ siyaset… - Prof. Dr. Utku Yapıcı

Türk siyasetinde son yıllardaki en ilginç gelişme siyasi kimlikler düzleminde yaşanıyor.

Devamını Oku
08.12.2025
Çocuklarımız artık kimsesiz mi? - Özgür Hüseyin Akış

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında söylenmiş bir cümle hâlâ kulaklarımızda çınlar:

Devamını Oku
07.12.2025
Çözüm mü, çözülme mi? - Ülgen Zeki Ok

Emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki kirli emellerinin önündeki en büyük engel olan Atatürk’ü Türk halkının yüreğinden söküp atmak, yani öldürebilmek için bir gri propaganda yöntemi uyguluyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Tek Çin ilkesi - Wei Xiaodong

Türkiye’de Çin’in Tayvan bölgesi yaygın olarak bilinse de bu bölgeye ilişkin tarihi ve siyasi bilgiler genellikle sınırlı kalmaktadır.

Devamını Oku
05.12.2025