CHP komisyona katılmalı mı? - Kemal Anadol
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

CHP komisyona katılmalı mı? - Kemal Anadol

31.07.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

1 Ekim 2024 günü TBMM açılışında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin DEM milletvekillerinin elini sıkmasıyla başlattığı süreç 22 Ekim’de hız kazandı. Bahçeli, “Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün bittiğini ve örgütü lağv ettiğini haykırsın; umut hakkından sonuna kadar yararlansın. Yasal düzenlemenin ve bundan yararlanmasının önü açılsın” diyordu.

Adı “terörsüz Türkiye” konulan süreç bundan sonra ışık hızı ile ilerledi. 11 Temmuz 2025 günü terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrı üzerine, Süleymaniye Casena Mağarası önünde 15 kadın ve 15 erkekten oluşan 30 teröristin katıldığı müsamerede simgesel bir törenle silahlar yakıldı.12 Temmuz 2025 günü cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, “AK Parti, MHP ve DEM Parti olarak bu yolu beraber yürümeye karar verdik” dedi.

PKK-FETÖ DAYANIŞMASI

Senaryonun başlangıç bölümü bitmiş, sıra uygulamaya gelmişti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş “terörsüz Türkiye” komisyonunun oluşumunu açıkladı. Buna göre komisyonda AKP 21, CHP 10, MHP ve DEM Parti dörder, İYİ Parti ve Yeni Yol üç ve grubu bulunmayan partiler de birer üye ile yer alacaklardı. İYİ Parti komisyona katılmayacağını açıkladı.

Olayların gerisine gidildiğinde ilginç durumlarla karşılaşılıyor. 8 Aralık 2010 günü Öcalan, İmralı Cezaevi’nde avukatlarıyla görüşmüştü. Fırat Haber Ajansı’na göre Öcalan, Gülen cemaati için saptamalarda bulunuyordu: “Ben kendilerini bir tarikatcemaat olarak görmüyorum” diyordu. “Biraz sivil toplum örgütü hatta bir siyasi parti işlevine sahip olduğunu düşünüyorum. Onların dinamik güçleri var. Biz de dinamik bir gücüz. Bu iki dinamik gücün karşılıklı anlayış göstermesi ve dayanışma halinde olması durumunda Türkiye’de birçok temel sorun çözülecektir. Bu dayanışma sadece Türkiye’yi değil Ortadoğu’yu da etkileyecektir.” Öcalan aynı konuşmasında TBMM’de bir komisyon kurulmasını istiyordu. “Hakikatleri araştırma komisyonu mart ayına kadar mutlaka kurulmalıdır. Bu komisyon oluşturulur, içinde parlamento ve parlamento dışı bileşenler olur.”

‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ VE BOP

Anlaşılıyor ki TBMM’de bir komisyon kurulması yeni bir fikir değil. Peki, gündemimizde AKP/MHP ve DEM’in “terörsüz Türkiye” programı varken ülkemiz gerçekten terör tehdidi altında mı? Bu soruya da dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 18.11.2022 günü TBMM komisyonunda yanıt veriyordu: “TC devleti dağlardaki teröristi ayakkabı numarası dahil her şeyi bilmektedir.” Soylu, “Örgüte katılımın 30 yıldır ilk kez üst üste 100’ün altına düştüğünü, son üç yılda teslim olanların örgüte katılanları aştığını” söylüyordu.

Anlaşılıyor ki terör gerçeği yurtiçinde değil yurtdışındadır. Suriye’deki örgüt silah bırakmayacağını ısrarla açıklıyor. ABD’nin 2026 bütçesinde PKK/ PYD/SDG, adı ne olursa olsun bunlara 130 milyon dolar ayırması hiçbir şey ifade etmiyor mu? İlk kez, ABD’nin Ankara büyükelçisi aynı zamanda ABD başkanının “Suriye Özel Temsilcisi” sıfatını taşıyor. Cetvelle çizilen Sykes-Picot sınırları ile Lozan’ı eşleştirme küstahlığında bulunuyor. Sevr Antlaşması’na çağrışımlar yapıyor. Daha da ötesi laik ve demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin yerine “Osmanlı millet sistemini” öneriyor. Devleti yönetenlerden de ses seda çıkmıyor! İran’da KCK’ye bağlı örgütü PJAK silah bırakmayacağını defalarca açıklıyor.

Artık gerçek ortaya çıkmıştır. Kendimizi kandırmayalım. Ülkemizdeki “terörsüz Türkiye” modeli Büyük Ortadoğu Projesi’nden (BOP) başka bir şey değildir. ABD Büyükelçisi Barrack daha ne desin: “İsrail Ortadoğu’da güçlü ulus devlet istemiyor!”

KOMİSYONA UMUT BAĞLAMAK!

Gelelim Cumhuriyetimizi kuran CHP’nin konumuna. CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, 22 Temmuz 2025 günü yaptığı basın toplantısında partinin komisyona gireceğini söyledikten sonra “ancak” diyor, “Bu sürecin işleyişi sürecin diğer aktörlerinin tavırları, samimiyetleri, sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi CHP’nin alacağı tavır konusunda da önemli aktör olacaktır.” İster istemez akıllara bazı sorular geliyor. Komisyon oylamalarında “mutlak çoğunluk” sağlansa bile olumlu bir sonuç alınır mı? Komisyon kararları TBMM Genel Kurulu’na geleceğine göre oraya umut bağlanır mı?

Komisyona katılmak için eşit temsil ve mutlak çoğunluk istemek yerine, ülkemizin can yakıcı sorunlarına çözüm önerileri koşul olarak getirilemez mi? Anayasa ve AİHM mahkeme kararlarına uyma ve yerine getirme istenemez mi? Muhalefet özellikle CHP Belediyelerine ve yurttaşlara uygulanan düşman hukukuna son verilmesi istenemez mi? En az iki yüz yıllık parlamento geçmişi olan memleketimiz gerçek anlamda demokrasiyi ve evrensel hukukun uygulanmasını hak etmiyor mu? Genel başkan Özel’in çok doğru bir tanımıyla “Diyarbakır’da demokrasi İstanbul ve Anadolu’da otokrasi olur mu?” denemesi çok kolay.

PUSLU SÜREÇ CUMHUR’A YARAR

Bu koşullar ileri sürüldüğünde yanıtlar turnasol kâğıdı olacaktır. Tam tersine, anayasal yurttaşlığa şaşı bakan, gücü yetse “Osmanlı millet sistemi”ni gerçekleştirecek bir iktidarla karşılaşılacaktır.

Bunlar olmadıkça masaya oturmanın bir anlam ifade etmeyeceği açıktır. Daha gündemi bile kamuoyundan gizlenen ve asla saydam olmayan bu sürece katılmak sadece Cumhur İttifakı’nın değirmenine su taşır. Cumhuriyetimizi kuran CHP laik, demokratik, hukuk devletimizin güvencesidir. Doğru yol Mustafa Kemal Atatürk’ün amaçladığı çağdaş, demokratik ve tam bağımsız Türkiye’dir.

KEMAL ANADOL

ESKİ CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ

Yazarın Son Yazıları

Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026