Çocuk işçiliği beka sorunudur - ÖZGÜR HÜSEYİN AKIŞ
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Çocuk işçiliği beka sorunudur - ÖZGÜR HÜSEYİN AKIŞ

07.10.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye'de siyaset sahnesinde sıkça kullanılan “beka” kavramı, çoğunlukla jeopolitik riskler ve güvenlik eksenli tehditlerle ilişkilendirilir. Oysa asıl beka meselesi, toplumun kendi iç dinamiklerinde gizlidir. Çocuk işçiliği bu açıdan yalnızca bir “sosyal sorun” değil, ülkenin varlığını ve sürekliliğini tehdit eden yapısal bir krizdir. Kürt sorunun çözümüne yönelik Cumhur İttifakı ile İmralı arasındaki müzakerelerin iç cepheyi güçlendirmek olarak tarif edilmesi Türkiye’nin bir dış tehditle karşı karşıya olduğu yönünde gerekçelendirmelerin yapılmasına neden oluyor. Bu tehdidin Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerle alakalı olduğu biliniyor.

İsrail’in yayılmacı politikalarında gaza bastığı bu evre Türkiye’nin de sıra bize geliyor beklentisi tamamen boş bir kuruntudan ibaret olmasa da arkasında yatan tek nedenin bu olmadığı bir gerçek. Türkiye sermaye sınıfının da yayılmacı politikalara AKP hükümetine uzunca bir zamandır teşvik etmesi de bölgede kendisine bir pay çıkarma arzusu önümüzdeki dönemde yeni savaşlara kapı aralama olasılığının düşük olmadığını gösteriyor.

EĞİTİMDEN MAHRUMLAR

Kapitalizmin genişleme stratejisine uygun politikaların yıllardır uygulandığı ülkemizde özelleştirmelerle birlikte kamu kurumlarının ve kaynaklarının tamamen sermayenin hizmetinde olması ile işçi sınıfının ortalama ücretinin asgari ücrete çekilmesi arasında açıklanamayacak bir çelişki bulunmamakta. Ucuz işgücü ile üretim sürecinde kârın maksimize edilmesi bir hükümet politikası iken çocuk işçiliğinin her geçen yıl biraz daha artması ve bu yönde teşviklerin oluşturulması bu yaşananları kapitalizmin sömürü ilişkilerini net bir teşhiri olarak açıklamak yanlış olmayacaktır.

Bugün TÜİK verilerine yansımayan mülteci çocukların işçiliği, sokakta çalışan çocuklar, yine mevsimsel olarak tarımda çalışan çocuklar ve kayıt dışı çalışan çocuklar da eklendiğinde: Milyonlarca çocuk, eğitim hakkından mahrum bırakılarak güvencesiz işlerde çalıştırılmaktadır. Tarladan tekstil atölyesine, merdiven altı imalathanelerden dizi setlerine kadar geniş bir yelpazede çocuk emeği sömürüsü yaygındır. Bu durumun üç temel sonucu vardır:

  • Eğitim ve insan sermayesi kaybı: Çocuk işçiliği, ülkenin gelecekteki üretken kapasitesini aşındırır. Eğitime erişemeyen çocuk, ileride vasıfsız işgücü olarak kalır. Bu, yalnızca bireysel yoksulluğu değil, toplumsal geri kalmışlığı da pekiştirir. Yoksulluk çocuk işçiliğinin en temel sebebidir. O yüzden de yoksulluk ile mücadele devletin merkezi politikası haline getirilip temel gereksinimler devlet tarafından ücretsiz karşılanmalı ve üretim halk için gerçekleşmeli.
  • Ekonomik yapısal tuzak: Çocuk emeği ucuz işgücü olarak görüldüğü için kısa vadede sermaye için cazip olsa da uzun vadede düşük verimlilik ve düşük teknoloji sarmalına yol açar. Yani kalkınma kapasitesi zayıflar, “orta gelir tuzağı” kalıcılaşır. Sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda bugünün kaybeden çocuk yarınını kazanamaz. Çocukların fiziksel, zihinsel gelişimlerinde sorumlu olan devletin ve toplumun kendisi olmalıdır. Çocuklar sömürü ilişkisinin bir parçası haline getirilmemelidir.
  • Toplumsal ve siyasal meşruiyet krizi: Çocuk işçiliği, devletin en temel görevi olan çocukları koruma yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir. Bu da yurttaş-devlet ilişkisini aşındırır, kuşaklar arası güvensizliği derinleştirir.

Ayda ortalama iki yüz işçi çalışırken ölüyorken, ağustos ayında 13 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirmişken hâlâ bir dış tehdit olduğunu söyleyip beka sorunundan bahsedilmesi Türkiye’de milyonlarca insanın bir savaşta olduğu gerçeğini gizlemeye çalışmak anlamına geliyor. Dünyada çocuklar açlık, savaş, iş cinayetlerinde ölüyorken beka meselenin nerede olduğunu iyice anlamak gerek. Dünyada paylaşım savaşlarının ve emperyalizmin doğasında olan yayılmacılığının yanında ülkelerin içeride sermaye sınıfıyla emekçiler arasındaki savaşların uzunca zamandır devam ettiği bir dönemden geçiyoruz. Bu savaşlarda çocuklar yetişkinlerle birlikte üretim sürecinin bir parçası sömürü ilişkilerinin bir tarafıdır aynı zamanda.

O yüzden de bu ilişkinin sona erdirilmesi en çok da çocuk işçiler için gerekli.

ÖZGÜR HÜSEYİN AKIŞ

ARAŞTIRMACI-YAZAR

İlgili Konular: #çocuk işçi

Yazarın Son Yazıları

İran Savaşı ve Amiral Mahan - Nejat Eslen

“Tarih, denizlere hâkim olan ulusların dünyaya da hâkim olduğunu gösteren sessiz tanıktır.”

Devamını Oku
14.04.2026
İKİZKÖY: Bir memleket direnişi - Kaan Eroğuz

Sermayenin sınırsız kâr elde etme arayışı, insanlığın tüm yaşam alanlarının piyasaya açılmasına, maddi veya gayri-maddi tüm değerlerin metalaşmasına ve şirketler tarafından kamu kaynaklarının istila edilip yok edilmesine yol açar.

Devamını Oku
14.04.2026
İnsansız savaş! - Abdurrahman Bayramoğlu

ABD’nin İran’a saldırısı karşısında dünyanın üç maymunu oynaması, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının ortadan kaybolması, insanlığın geleceği adına oldukça kaygı verici.

Devamını Oku
13.04.2026
Cumhuriyetçi devlet adamı - Hamdi Yaver Aktan

Hukuksuz soruşturmaların sürdüğü bir sırada, bir televizyon kanalında Cumhuriyet gazetesindeki makaleye gönderme yaptığını ve gazeteyi de izleyicilere gösterdiğini bir dostum iletmişti.

Devamını Oku
13.04.2026
Tarihin tekerrürü nereye kadar? - Av. Cem Alptekin

Türkiye’nin en çağdaş anayasasına zemin hazırlayacak olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine giden süreçte, iktidardaki Demokrat Parti’nin siyasal ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını, Meclis’teki çoğunluğunu ve yargıyı da kullanarak CHP’yi kapatma noktasına taşıdığı günlerden bugüne bakınca tarihin bir anlamda tekerrür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Devamını Oku
11.04.2026
Bana kim ‘üstadım’ diyecek! - Hamdi Yaver Aktan

Yaklaşık 20 yıl olmuş; “üstadım” diyordu. Üstat kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026
İki biraderden Trump’a ‘Amerikan rüyası’ - Tunç Soyer

Stephen Kinzer’in 2013 yılında yazdığı “Gizli Dünya Savaşları”(Destek Yay.) kitabı 2025 yılında Türkçeye çevrilerek basılmış.

Devamını Oku
09.04.2026
Halk yönetiminin yanılgı ve sorunları - Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu

Siyasal yönetim hakkı ile ilgili kabuller ve varsayımlar uzun yıllardır kullanılmalarına karşın, onlarla ilgili yanlış anlamlar ortadan kalkmamaktadır.

Devamını Oku
09.04.2026
‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026
İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce programına Ekrem İmamoğlu tarafından 1990 yılında...

Devamını Oku
02.04.2026
TBMM’nin denetim işlevi - Cihangir Dumanlı

Çağdaş demokrasilerin önkoşulu yürütmenin (hükümetin) eylem ve işlemlerinin seçmenler tarafından denetlenebilir, sorgulanabilir olmasıdır.

Devamını Oku
01.04.2026
ABD/İsrail-İran savaşı - Hikmet Sami Türk

28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail’in İran genelindeki hedeflere eşgüdümlü hava saldırılarıyla başlayan savaş devam ediyor.

Devamını Oku
01.04.2026
Cumhuriyete ‘narkoz’ diyenler - Devrim Onur Erdağ

Bazen bir cümle, yalnızca bir söz değildir; bir niyetin, bir zihniyetin ve bir hesaplaşmanın ilanıdır.

Devamını Oku
31.03.2026
Bir asırlık hesaplaşma davası - Gani Aşık

Kuran’da Yusuf peygamberin adını taşıyan surenin üçüncü ayetinde Hz. Muhammed’e hitaben “daha önce bilmediği güzel bir hikâye anlatılacağı” vurgulanır.

Devamını Oku
31.03.2026
Siyaset ve yargı çemberi - Neval Oğan Balkız

Pierre Bourdieu’nün de iddia ettiği gibi “Hukuk, daima güç ilişkilerinin kanunlaştırılmasından oluşmuştur.”

Devamını Oku
30.03.2026
Sonu gelmeyen maden arama ruhsatları - Kaya Özgen

Ülkemizde yerli ve yabancı firmalara verilen, -başta altın olmak üzere- maden arama ruhsatlarının sayısı giderek artmaktadır.

Devamını Oku
30.03.2026
'Rakibine kumpas, montaj, yalan, iftira düzeni kuran...'

“Yurtta sulh, cihanda sulh!” Atatürk’ün devletimizin aklına nakşettiği bu sözler, Cumhuriyetin dış politika anlayışının kısa ve öz fakat bir o kadar da en derin halidir.

Devamını Oku
28.03.2026
Doğalgaz savaşları - Fikret BAYIR

ABD “silah sanayisi” savaş bağımlısıdır.

Devamını Oku
27.03.2026
Medeni Kanun’a bakış... - Mehmet Emin Elmacı

Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılındayız.

Devamını Oku
26.03.2026
Gençlerimizin spordan kopuşu... - Demirhan Şerefhan

Türkiye’de çocuklarımızın spora başlaması zor değil; asıl zor olan devam ettirebilmek.

Devamını Oku
25.03.2026
Savaş ve ekonomi - Aydın Öncel

İkinci Dünya Savaşı’nda, fabrikaları devletin yönetimine alarak güdümlü bir ekonomi modeli uygulamak zorunda kalan vahşi kapitalizmin kalesi ABD ancak Hollywood platolarında zafer kazanabildiği Vietnam savaşının yarattığı bunalımı henüz atlatmaya çalışırken karşılaştığı “1973 büyük petrol krizi” ile bir kez daha sarsılmıştı.

Devamını Oku
25.03.2026
Şevket Süreyya Aydemir’i anarken - Remzi Koçöz

Şevket Süreyya Aydemir’in gençlik günleri askeri öğrencilikten cepheye, savaştan öğretmenliğe, Kafkaslar’dan Moskova’da ekonomi eğitimine, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp hapis yatmaya uzanan gençlik günleri fikirsel/eylemsel açıdan oldukça hareketli geçmiştir.

Devamını Oku
25.03.2026
Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu.

Devamını Oku
24.03.2026
19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026