Cuma genelgesi, Bahriye Üçok ve unutulan laiklik
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Cuma genelgesi, Bahriye Üçok ve unutulan laiklik

15.08.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Diyanet İşleri Başkanlığı 4 Ağustos tarihli cuma hutbesinde, “İşyerlerimizdeki mesai saatlerini, okullarımızdaki ders programlarını cuma namazının vaktine göre düzenleyelim” diyerek kuruluş amaçlarının dışına çıkmıştır. Bu hutbeyle devlet yönetiminin ve hukuk sisteminin, dini kurallarla belirlenmesi açıkça istenmektedir.

Cuma günleri öğle tatilinin ibadet hürriyetini engellemeyecek şekilde kullanılabilmesine olanak sağlamak amacıyla “cuma izni ile ilgili 2016/1 sayılı başbakanlık genelgesi” dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun imzası ile yayımlandı. Bu genelge yürürlükteki anayasaya aykırıydı. O dönemde bir grup aydın ve demokratik kitle örgütünün oluşturduğu “Laikliğe Çağrı” birlikteliği, cuma namazına göre mesai düzenlemesinin iptali için Danıştay’a başvurdu. Dilekçede bu yetkinin başbakanlıkta değil, 657 sayılı kanunun 100. maddesi gereği bakanlar kurulunda olduğu vurgulanırken “Amaç inanç özgürlüğü adı altında, laik hukuk sisteminin delinmesidir. Gelecekte ramazan ayı için de günlük çalışma saatlerinin kaydırılarak kullanılması gündeme taşınacaktır” denilmişti. Bu konuda hem Danıştay hem de Anayasa Mahkemesi’nden ret alındı ve konu AİHM’ye taşındı.

Laiklik ilkesini amblemine kazıyan CHP yönetimi ise “aman bize dinsiz derler” kaygısıyla bu konuda sessizliğe bürünmüş ve genelgenin iptali için hiçbir adım atmamıştır.

Ders niteliğinde makale

Biz aydınlarımızı genelde ölüm ya da doğum günlerinde anmayı seven bir toplumuz. Oysaki Bahriye Üçok, Turan Dursun, İlhan Arsel gibi Cumhuriyet aydınları bugün yaşananlara ilişkin konuyla ilgili alınması gereken tutumları o günden yazmış ve yol gösterici uyarılar yapmışlardır.

Bahriye Üçok, 28 Haziran 1974’te Milliyet gazetesinde “İslam Dini Cuma Günü İçin Ne Buyurur” başlıklı bir yazı yayımlamıştır. Makale, Meclis’te verilen cuma günleri tatil olsun önerisi üzerine yazılmıştır. Makalenin başında bu önergenin 1961 Anayasası’nın laiklik ilkesi ile ilgili maddelerine açıkça aykırı olduğundan bahsedildikten sonra İslam dininde de bir hafta tatili olmadığından bahsedilmiştir.

Medreselerin tatil günü salı

Üçok’un, makalesindeki bir bölüm ise oldukça şaşırtıcı bilgiler içeriyor:

...Osmanlı İmparatorluğu’nda resmi daireler çarşamba günü tatil edilirdi; sonradan bu çarşamba perşembeye alınmış, bu da 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına kadar sürmüştür. Bu tarihten sonradır ki cuma günü, yalnız resmi daireler için tatil günü olarak kabul edilmiştir. Dairelerde önceleri çarşamba sonraları perşembeleri tatil yapıldığı halde medreselerde asıl tatil günü ayrı bir güne salı gününe konulmuştur. Cuma gününün yalnız resmi daireler için değil bütün halk için genel bir tatil olarak kabul edilmesi Cumhuriyetten sonra çıkarılan 2 Ocak 1924 tarih ve 394 sayılı “Hafta Tatili Kanunu” ile olmuştur. Ancak cuma günü tatil olarak sürdürülmesi 2739 sayılı ve 1 Haziran 1935 tarihli “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun”un gerekçesinde bildiren kayıplara sebep olduğundan hafta tatil pazar gününe alınmıştır.

Dönemin CHP senatörü Üçok, yazılarında ve senato kürsüsünde canı pahasına; laiklik karşıtı faaliyetler üzerinde partisi adına tepki koyabilmektedir. Günümüzde ise bu tür eylemlere güçlü bir tepki verilmemesi; laiklik karşıtlarının güç bularak laikliğe karşı her türlü eylem ve etkinliği yapmalarına zemin hazırlamaktadır. Bu durum bizi umutsuzluğa sürüklememelidir. Çünkü Üçok gibi aydınların izinde milyonlar var. Yapılması gereken laikliği savunacak güçlü örgütlü bir iradenin çıkması için uğraş verirken CHP yönetimine unuttuğu laikliği yeniden hatırlatmak olacaktır.

Mahmut Aslan - SİYASET BİLİMCİ

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026