Depreme hazır mıyız? - Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Depreme hazır mıyız? - Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan

18.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’de 2011 M7.2 Van depreminden sonra, en yıkıcı depremler ElazığMalatya M6.8, Sisam-Kuşadası M7.0 sarsıntılarıdır. Türkiye’de depremler ne gecikmiştir ne de çoğalmıştır. Tüm sarsıntılar olağan oluşumuyla sürmektedir.

Beklenen yıkıcı depremlerin Kuzey Anadolu Kırığı üzerinde olma olasılığı yüzde 52, Batı Anadolu’da olması yüzde 33, Doğu Anadolu Kırığı üzerinde olma olasılığı yüzde 13’tür. Yeryuvarında, depremlerin artış, azalış dönemselliğine göre 2024- 2025 yıllarının göreceli olarak küçük depremlerle atlatılması beklenmektedir.

1999 Gölcük depreminden sonra geçen 26 yıl içinde olumlu değişiklikler oldu:

1. Deprem işleyişi üzerine toplum bilinci arttı,

2. Gönüllü arama-kurtarma takımlarının sayısı arttı,

3. Deprem sonrası bakım-onarım-güçlendirme örgütlenmesi yaygınlaştı.

4. Büyük yerleşimlerin çoğu jeofizik “yer davranış haritalarını” ile yeryapısı haritalarını çıkarttılar,

5. Kentler içinde kötü yapı ile yapılaşma alanları, öncelikli dönüşüm görmesi gereken alanlar belirlendi,

6. Bilimteylerde-üniversitelerde deprem araştırmaları, yayınlar, bilimsel araştırmalar, yurt dışı işbirliktelikleri arttı,

7. “Yapı Denetim Yönetmeliği”, kentsel dönüşüm yasası diye bilinen “Afet Yasası” çıkarıldı,

8. Kentsel dönüşüm için bankalar düşük erimli borç açtı,

9. Kurumlar, deprem ölçerlerin Marmara Bölgesi ile yurt çapında yaygınlığı arttı, sıklaştırıldı,

10. Depreme ilişkin bilgi teknolojileri oldukça arttı, depreme dayanıklı yapı gereçleri ile teknolojiler geliştirildi,

11. Deprem kestirmelerinde uzun yol alındı,

12. Jeofizik-jeolojik araştırmalar ile Marmara’nın dibindeki kırıklar ile davranışları belirlendi.

Kuzey Marmara depreminin tek parça değil, iki-üç parçalı olarak, iki-üç ayrı depremle, iki ayrı sürede kırılacağı, beklenildiğince büyük olmayacağı belirlendi.

13. Türkiye deprem sakıncalı alanları yeniden belirlendi, Türkiye’nin en deprem sakıncalı alanının yüzde 92 değil, yalnızca yüzde 45’lik bölümü olduğu belirlendi,

14. Deprem Yönetmeliği geliştirilerek yenilendi.

TEORİ VE UYGULAMA FARKI

Ne var ki bir yandan yurdun güney ile doğusundan aldığı göçler, son yıllarda milyonlarca sığınmacının gelmesiyle, ayrıca çöken ekonomiyle Arap, Rus, İngilizlerin konut edinmeleriyle, yapı iş kolu patlama yaptı, sözde ekonomiyi çeviren ana öğe oldu, büyük kentlerde km başına düşen kişi yoğunluğu aşırı arttı. Yoğunluk artınca, işsizlik, kent içi ulaşım sıkıntıları arttı. Gereksinme dışında yatırım konutları üretildikçe yeşil alanlar azaldı, tarım alanları elden çıktı.

Yapılan iyi işlerin yanı sıra olumsuzluklar da oldu; yapı denetim kuruluşları, “yer incelemelerini denetimine” tam uymadılar. Toplumun çıkarı olan “kentsel dönüşüm” yerine, bireyin çıkarına yönelik “yapısal dönüşüm”, “kentsel ötelenmeye” yönelindi. Haksız kazancın yolu açıldı. “Yapısal dönüşümde”, kamu alanları ile yeşil dokuya gökdelenler yapılarak varsıl kişilerin varlıkları katlandı. Kentin içine, esnafı işsiz bırakan, Türkiye’nin gelirini çok uluslu işletmelere akıtan, ulaşımı felç eden AVM’ler ile çok katlı konutlar kentin görüntüsünü, İstanbul ile diğer büyük kentlerin özgün mimarisini, tarihsel dokusunu bozdu, ulaşımı içinden çıkılmaz duruma getirdi. Varsıl kesim, sağlam yerde, sağlam konutlara yerleşti.

Deprem neden gösterilerek İstanbul genişletildi, şişirildi. Ulaşım ve güvenlik sorunları büyüdü. Yoksulların yerleşeceği yerler, varsılların yatırım alanına dönüştü. Kentsel dönüşüm için açılan yeni yerleşim alanlarına depremden etkilenecek kişiler değil, kente yeni göçen, sığınanlar yerleşerek kentin çoğununüfusu artırıldı. Deprem neden gösterilerek, kentsel dönüşüm yersiz olarak, yapısal dönüşüm olarak çarpıtılıp, büyük haksız gelirler elde edildi. Su toplama alanları, ormanlar, korular, korunmalı ve artık İstanbul, Türkiye’nin çekim alanı, yerleşimi olmamalı.

KUZEY MARMARA’DA DEPREM OLACAK MI?

Kuzey Marmara’da kırılacak kabuğun ortalama kalınlığı 30 km’dir. Bunun en yukarı 12 km’lik kısmı gevrektir. Kırılma direnci ise yaklaşık 6 milyar giga tondur. Böyle bir gerginlik birikmedikçe, kırılma, dolayısıyla deprem olmayacaktır.

Kuzey Marmara için deprem olasılığı 2033’ten sonra saymaya başlayacaktır. 2065 dolayı en olası deprem dönemidir. Gecikirse 2075 dolayında olabilir, hatta 2150 yılına kadar bile gecikme olasılığı var. Deprem de söylentilerdeki gibi çok büyük, değil orta büyüklükte olacaktır. Küçükçekmece-Sivriada arasında 7 km derinliği dolayında, M6.4 ile M6.7 arasında, Marmara Ereğlisi önünde ise M6.9 ile M7.1 arasında olacaktır. Toplam çıkacak güre-enerji M7.2’e denk gelecektir. Büyük deprem oluncaya dek, Marmara’da M3, M4, M5, ötesi M5.5, M5.9, M6.2 büyüklüğünde öncü depremlerin olması beklenir.

İzmir’de beklenen deprem Karaburun-Midilli arasında olmuş, ancak beklenen gerginliğin tümünü boşaltmamıştır. İvedi olmasa da ileride M6.8-M7.0 büyüklüğünde deprem oluşturabilir. Bayraklı tarım alanında yıkıcı olan 2020 Sisam M7.0 depremi, onlarca yıl bu bölgede yeniden kükremeyecektir. Kaldı ki bu kırığın doğuda süreği olan Aydın Büyük Menderes çukurunda ivedi bir deprem olma olasılığı çok düşüktür.

Deprem geliyor diye, orman ile tarım alanlarında lüks gökdelen gibi boş konutlara, değil, ülke kalkınması için üretim evleri yapılmasına, tarıma yatırım yapmaya güdülenilmelidir.

Topluma korku salacak, gezginciliği baltalayacak, ekonomiyi sarsacak, yerli yersiz deprem duyuruları yapılmamalıdır.

İTÜ Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan

İlgili Konular: #deprem #Marmara

Yazarın Son Yazıları

Medeni Kanun’a bakış... - Mehmet Emin Elmacı

Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılındayız.

Devamını Oku
26.03.2026
Savaş ve ekonomi - Aydın Öncel

İkinci Dünya Savaşı’nda, fabrikaları devletin yönetimine alarak güdümlü bir ekonomi modeli uygulamak zorunda kalan vahşi kapitalizmin kalesi ABD ancak Hollywood platolarında zafer kazanabildiği Vietnam savaşının yarattığı bunalımı henüz atlatmaya çalışırken karşılaştığı “1973 büyük petrol krizi” ile bir kez daha sarsılmıştı.

Devamını Oku
25.03.2026
Şevket Süreyya Aydemir’i anarken - Remzi Koçöz

Şevket Süreyya Aydemir’in gençlik günleri askeri öğrencilikten cepheye, savaştan öğretmenliğe, Kafkaslar’dan Moskova’da ekonomi eğitimine, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp hapis yatmaya uzanan gençlik günleri fikirsel/eylemsel açıdan oldukça hareketli geçmiştir.

Devamını Oku
25.03.2026
Gençlerimizin spordan kopuşu... - Demirhan Şerefhan

Türkiye’de çocuklarımızın spora başlaması zor değil; asıl zor olan devam ettirebilmek.

Devamını Oku
25.03.2026
Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu.

Devamını Oku
24.03.2026
19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026