Enstitülerin farklı yönü
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Enstitülerin farklı yönü

26.04.2017 09:06
Güncellenme:
Takip Et:

Köy Enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni değildi. Aynı zamanda yetkin bir tarımcıydı. Yetiştirilen öğretmenler köylülere modern ve bilimsel tarım tekniklerini, gittiği yörelerde bilinmeyen tarım türlerini de köylülere öğretiyordu

 

Eğitim tarihimizde önemli yeri olan Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940’ta Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel önderliğinde, İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla kuruldu. Kuruluş amacı köylerdeki ilkokul mezunu zeki çocukların bu okullarda yetiştirildikten sonra yeniden köylerine dönerek öğretmen olarak çalışmaları düşüncesiydi. Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda okuma yazma oranının yüzde 5 bile olmadığı, nüfusun yüzde 80’in köylerde yaşadığı düşünülürse kurulan enstitülerin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar. Ne var ki halk aydınlanmasının, kırsal kalkınmanın öncüsü ve Cumhuriyetin kuruluş ilkelerinin Anadolu’da içselleştirilme sürecinde önemli katkıları olan Köy Enstitüleri konuşulurken bir -kırsal kalkınma/tarıma yaptığı katkıyönünün yeterince öne çıkartılmadığını, haksızlık edildiğini düşünürüm.

Tarımdan sağlığa
Köy Enstitüleri olumlu/olumsuz yönleri tartışılırken eğitim alanında yaptıkları öne çıkartılır. Enstitü yandaşları, kapatılmasaydı ülkede karşı devrimin geriletileceği, aydınlanma hareketinin başarıya ulaşacağını belirtir. Karşıtlarsa yetiştirilen öğretmenlerle toplumun düşünsel yapısının “aşırı cereyanlara” açık hale getirildiği suçlaması yapar. Ülkenin kırsal kalkınmasına yaptığı katkılar ise taraflarca görmezden gelinir. Oysa Köy Enstitülerinin Anadolu’ya yaptığı katkı eğitimle sınırlı değildir. Tarımdan sağlığa, ülkenin imar edilmesinde önemli katkısı vardır. Karşıtlarını rahatsız eden yönü de budur. Kırsal insanının üretir duruma gelmesi, özgüveninin gelişmesi, bağımsız kimliğinin oluşmasında enstitü kökenli öğretmenlerin katkısı büyüktür.

İş için, iş içinde eğitim
Enstitüler 1940’tan başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakınlarında (21 bölgede) kuruldu. Öğrencilerini çevre köylerden alıyor, yeni beceriler kazandırarak köylerine geri gönderiyordu. Öğrencilerin değişik alanlarda becerilerinin gelişmesi için eğitim izlencesinin yüzde 50’lik bölümü temel örgün eğitim konularını içeriyordu. Geri kalanı ise uygulamalı eğitimdi. Kısacası kitaba deftere dayalı öğretim yerine “iş için, iş içinde eğitim” ilkesi uygulanarak, öğretmen adaylarının değişik alanlarda becerileri geliştirilmeye çalışılıyordu. Bunun için her Köy Enstitüsünün kendisine ait tarlaları, bağları, arı kovanları, besi hayvanları, atölyeleri vardı. Bu kapsamda 1940-1946 arasında Köy Enstitülerinde öğretmen ve öğrenciler tarafından 15 bin dönüm tarla tarıma elverişli hale getirildi. Aynı dönemde 750 bin yeni fidan dikildi. 1.200 dönüm bağ oluşturuldu. 48 ahır ve samanlık, 12 tarım deposu, 3 balıkhane, 100 km. yol yapıldı. Tarımsal üretime açılan tarlaların (öğrencilerinin uygulamalı eğitim gördüğü çiftlikler) sulama suyu, öğrencilerin açtıkları sulama kanallarından getirilerek üretim yapıldı.

Yetkin tarımcılar
Köy Enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni değildi. Aynı zamanda yetkin bir tarımcıydı. Yetiştirilen öğretmenler köylülere modern ve bilimsel tarım tekniklerini, gittiği yörelerde bilinmeyen tarım türlerini de köylülere öğretiyordu. Alternatif tarım tekniklerini uygulayarak verim artıcı çalışmalarda bulunuyor, köy önderi olarak yoksulluğun yenilmesinde görevler yükleniyordu. Köy Enstitüsü kökenli öğretmenler yüklendiği bu görevi, uzun yıllar yerine getirdi. Bitmez tükenmez enerjileriyle arıcılık bilinmeyen köylerde arıcılık, bağcılık bilinmeyen köyde bağcılık öğrettiler. Binlerce hektar alanda meyve sebze yetiştirilmesinin öncüsü oldular. Dereler ıslah ettiler, doğa sevgisi aşıladılar. Bu çabalar karşılığını buldu. Tarımsal üretim arttı, ürün deseni çeşitlendi. Besin maddesi yönünden kendi kendine yeten bir ülke olduk.

Artık tarım muhaciriyiz
Köy Enstitüleri kökenli öğretmenler önderliğinde başlatılan kırsal kalkınma, köylülerin zenginleşmesi, feodal beyleri rahatsız etti. Hak etmedikleri suçlamalarla karşılaştılar. Topraktan kopartıldılar. Başlatılan toprağın uyanış hareketi sekteye uğratıldı. Enstitülü öğretmenlerin uzaklaştırılmasının ardından çiftçiler üretmekten kopartılıp kent varoşlarında “tarım muhacirleri” durumuna getirildi. Milyonlarca hektar tarım arazisi rantiyecilere teslim edilerek betonlaştırıldı, evsel/sanayi atıklarla kirletildi. Artık Türkiye’de Belçika büyüklüğündeki tarım arazisinde üretim yapılmıyor. Besin maddesi üretiminde kendine yeterli ülke olmaktan çıkıp net tarımsal ürün dışalımcısı durumuna geldik. Besin maddeleri ulaşılamaz duruma geldi. Pazar filelerimiz hafifledi, mutfaklarımızdan bedensel ve zihinsel gelişimi sağlayan protein içerikli besinleri çıkardık. Köy Enstitülü öğretmenlerin Anadolu’da başlattıkları aydınlanma hareketinin köklerinin sökülüp atılamamasında tarımsal üretime yaptıkları katkının payı büyüktür. Bu nedenle Köy Enstitülerini konuşurken tarıma yaptığı katkıları unutmamalıyız.    

İRFAN O. HATİPOĞLU
Mustafa Kemal Üniversitesi

Yazarın Son Yazıları

2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Bu çığlığı duyun! - Mustafa Gazalcı

MESEM, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözde mesleki teknik eğitim merkezleri uygulaması.

Devamını Oku
16.12.2025
ABD’nin esnek realist stratejisi - Nejat Eslen

11 Eylül’ün hemen sonrasında ABD, tek kutuplu dünya düzeninin verdiği cesaretle küresel egemen güç olmanın hayallerini kuruyordu.

Devamını Oku
16.12.2025
Çağdaşlık yolunda bir ömür - Hüseyin Karataş

Çağdaşlık eksikliğine ve dokunulmazlara dokunan sevgili hocam Prof. Dr. Türkan Saylan...

Devamını Oku
13.12.2025
Geleceğin savaş alanı, Türkiye ve Karadeniz - Doğu Silahçıoğlu

“Erken Cumhuriyet dönemi”nde (1923-1938) savunma sanayisindeki gelişmeler Türkiye’yi; başta uçak olmak üzere harp silah araç gereçlerinde dış satım yapan bir ülke konumuna getirmişti.

Devamını Oku
12.12.2025
Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz

AKP iktidarı tarafından 2016 yılında örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında ve “kurumsallaşmasında” kritik bir rol oynuyor

Devamını Oku
12.12.2025
İnsan onuru ve demokrasi - Ayşe Atalay

TDK sözlüğünde “onur” kavramı insanın kendisine karşı duyduğu saygı olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
11.12.2025
Komisyonda emekçinin adı yok - Şükrü Karaman

Milyonlarca emekçinin yeni ücrete ilişkin alacağı kararı merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına yarın başlayacak.

Devamını Oku
11.12.2025
Karadeniz’de neler oluyor? - Can Erenoğlu

Dünyanın en güvenli ve istikrarlı denizi Karadeniz dünyanın en tehlikeli deniz alanına mı dönüştürülüyor?

Devamını Oku
10.12.2025
Gelir adaletsizliği tırmanıyor! - Devrim Onur Erdağ

Türkiye'de emeğin değeri uzun zamandır siyaset meydanında sıkça dile getirilen bir konu.

Devamını Oku
10.12.2025
Erdoğan’ın 2005’teki hayalleri - Kadir Serkan Selçuk

Yıl 2005. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem henüz el konmamış olan Sabah gazetesinin 20. kuruluş yıldönümü için gazeteye bir yazı yazmıştı.

Devamını Oku
09.12.2025
Yeni feodal çağ ve dijital baronluk - Doğan Sevimbike

Yanis Varoufakis’in No Kings Means No Barons başlıklı yazısı, çağımızın ekonomik ve siyasal düzenini “yeni bir feodalizm” olarak niteliyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Terörist başının ayağına gitmek... - Hatice Topçu

Ulus devletler; tarih bilinci, ortak coğrafya ve dil birliğine dayanır.

Devamını Oku
08.12.2025
‘Kırkyama’ siyaset… - Prof. Dr. Utku Yapıcı

Türk siyasetinde son yıllardaki en ilginç gelişme siyasi kimlikler düzleminde yaşanıyor.

Devamını Oku
08.12.2025
Çocuklarımız artık kimsesiz mi? - Özgür Hüseyin Akış

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında söylenmiş bir cümle hâlâ kulaklarımızda çınlar:

Devamını Oku
07.12.2025