Olaylar Ve Görüşler

İsrail-Filistin Çatışması Üzerine - Av. Şahin MENGÜ

16 Mayıs 2021 Pazar

İsrail’in son saldırılarının ardından yetkili yetkisiz, ilgili ilgisiz birçok kişi açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da saldırıların durdurulması için dünyaya ve İslam ülkelerine çağrıda bulunarak şöyle dedi: ...İslam ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyayı İsrail’in Mescid-i Aksa’ya Kudüs’e ve Filistinlilerin evlerine yönelik saldırılarına karşı etkili şekilde harekete geçmeye davet ediyorum.”

Cumhurbaşkanı, yıllardır yaptığı benzer çağrıların, yürüttüğü üst düzey temasların hiçbir etkisinin olmayacağını, çağrılara muhatap hiçbir devletin, laf etmek dışında, parmağını oynatmayacağını elbette biliyor. Ona rağmen çağrılarını sürdürüyor. İsrail’in vahşi saldırıları, sivil halka yaptığı zulüm en sert şekilde kınanmalıdır. Bunda en ufak bir kuşku yoktur. Ancak bu konuda tutum belirlenirken büyük tablonun görülmesi, tarihsel geçmişin de unutulmaması gerekir.

Osmanlı İmparatorluğu, Filistin topraklarından 1917’de İngilizlerin ve Arapların işbirliğiyle çıkarılırken Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Yahudilere Filistin’de ulusal yurt” vaat eden ünlü deklarasyonunu yayımladı. O gelişmeden sonra, artık Osmanlı hâkimiyeti de ortadan kalktığına göre Filistin konusu bir Arap davası” haline gelmiş olmalıydı. Öyle olmadı. Osmanlı ayrıldıktan sonra, Filistin toprakları bizzat Filistinliler tarafından Yahudilere parça parça satıldı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra birkaç milyon nüfuslu İsrail, 200 milyonluk Arapları her savaşta yendi. Petrol zengini Körfez Araplarının yıldızı laik ve çağdaş eğilimleri ağır basan Filistinlilerle hiç barışmadı. Filistinliler Lübnan’daki kamplarda sefalet içinde yaşarken petrol zengini Araplar, milyarlarca doları Batı ülkelerinde harcadılar. Filistinlilerin çektikleri eziyetle ilgilenmediler. 1990’da Kuveyt’in Irak tarafından işgalinde, Filistin lideri Yaser Arafat’ın Saddam Hüseyin’i desteklemesi, Körfez Arapları ile Filistinliler arasındaki ilişkileri onarılamayacak ölçüde bozdu. Geçen yıl, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan, Filistinlilere zulmeden İsrail’le ilişkilerin normalleşmesi anlaşmaları imzaladılar. Suudi Arabistan yeşil ışık yakmasa bu anlaşmalar imzalanamazdı. 

ARAPLAR, HİÇBİR ZAMAN BİRLİK İÇİNDE OLAMADI

Bölgeye uzak Mağrip Araplarının (Fas, Cezayir, Tunus) Filistin davasına ilgileri eskiden beri neredeyse sıfır noktasındadır. Onların gözü Avrupa’yla ilişkilerindedir. Mısır ve İsrail’in, 1978’de görüşmelere başlayıp 1979’da resmen barış antlaşması imzalamasından sonra, Araplar arasında İsrail’e en güçlü tehdit Irak ve Suriye’den gelmekteydi. Irak, Turgut Özal’ın politikalarının da yardımıyla bölündü, etkisizleştirildi. Suriye ise AKP iktidarının aktif katkısıyla parçalandı, zayıflatıldı, tehdit olmaktan çıkarıldı. İran hariç, Arap olmayan Müslüman ülkelerin Filistin davasına ilgileri de marjinal olmaktan öteye gitmedi.

Manzara böylesine açıkken İsrail’e karşı “etkili şekilde harekete geçme” çağrıları yapmak, sonuç vermez. Hele de “Kudüs kırmızı çizgimizdir” gibi söylemler laftan öteye geçmez. Kırmızı çizgi” aşılırsa, ki sürekli aşılıyor, ne yapacaksınız? İsrail’e savaş mı ilan edeceksiniz? Kendisine zulmedilmesini kendi ulusal gücüyle engelleyemeyen bir halka zulmedecek birileri mutlaka çıkar. Örnek kendi tarihimizdedir. Dünyanın en kuvvetli zalimleri, Birinci Dünya Savaşı’nı kaybeden Osmanlı İmparatorluğu’nun üzerine üşüştüler. Ülkeyi işgal, halka eziyet ettiler. Türk ulusu Mustafa Kemal önderliğinde, başkalarının desteğine bel bağlamadan, kendi ulusal gücüne güvenerek bu zalimleri defetmese zalimler Anadolu’da olacaktı. Zulüm de sürecekti.

Filistin, başka ulusların değil, öncelikle Arapların davasıdır. İsrail zulmünü bitirmenin yegâne yolu, Arapların bir araya gelerek davalarına sahip çıkmalarıdır. Çağrıların ağırlığı bu yönde olmalıdır. Birlik olmaları halinde, Araplara her türlü siyasi destek elbette verilmelidir. Ancak mevcut koşullarda İsrail’e karşı dünyayı ve ümmeti göreve çağırma girişimleri beyhudedir. Sonuç vermeyeceği bilinmesine rağmen çağrılarda ısrar etmek acizliğin itirafıdır.

AV. ŞAHİN MENGÜ

23. DÖNEM CHP MİLLETVEKİLİ


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları