Koronavirüsle Savaşın Stratejisi - Dr. Cihangir DUMANLI
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Koronavirüsle Savaşın Stratejisi - Dr. Cihangir DUMANLI

01.05.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Koronavirüse karşı mücadele bir savaştır. Savaşta da inisiyatifi düşmana kaptırmamak ve elde bulundurmak çok önemlidir. Ülkemizde salgın hastalıkla mücadele, aç-kapa” olarak tanımlanabilecek bir yöntemle yapılmaktadır. İnisiyatif düşmana (virüse) kaptırılmıştır.

Önce o saldırıyor, biz önlem alıyoruz. Önlemler karşısında saldırının şiddeti azalınca iktisadi ve siyasi kaygılarla önlemleri gevşetiyoruz. Bunu gören düşman yeniden saldırınca biz de önlemleri yeniden sıkılaştırıyoruz. Yani virüsün davranışına göre reaktif strateji izliyoruz. Virüs bizden ileride gidiyor. Bu da kayıpları artırıyor. Bu stratejinin başarılı olmadığı anlaşılmıştır. Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklenmez.

PROAKTİF STRATEJİ

Savaşta komutan zamanlama bakımından üç tür karar verebilir: 1) Fırsat kararları. 2) Sorun kararları. 3) Kriz kararları.

Doğru ve etkili olanı, fırsat kararı vermektir. Buna göre komutan bir durum muhakemesi yapar. Tehdidin ileride alacağı boyutu, düşmanın imkân ve kabiliyetini değerlendirir. Tehdit henüz o boyuta ulaşmadan, komutan önlemini alır. Tehdit o boyuta geldiğinde komutan hazırlıklıdır. Tehdidin erişeceği boyutu doğru tahmin etmek, bilgi ve deneyim gerektirir. Biraz daha bekleyelim, tehdit gelişsin, ona göre önlem alırız” denirse inisiyatif düşmana geçer. Tehdit artık sorun veya kriz haline gelir. Bu durumda riski daha yüksek olan sorun veya kriz kararları almak zorunda kalınır.

Bu teoriyi, salgın hastalığa karşı savaşa uygularsak doğru strateji şöyle olmalıdır: Öncelikle Bilim Kurulu, bilimsel öngörülerle, kısa ve orta vadede, vaka, ağır hasta, ölüm sayılarının ne olabileceği üzerinde çalışmalıdır. Karar vericiler o sayılar gerçekleşmiş gibi sıkı önlemleri önceden almalıdır. Savunma tedbirlerini (aşı) güçlendirmelidir. Virüs yeniden saldırdığında, zaten önlemler önceden alınmış, savunma pekiştirilmiş olacağından, daha az kayıp verilecektir. Kısacası, şimdi olduğu gibi reaktif değil, proaktif bir strateji izlenmelidir. Virüsten önde gidilmelidir. Vakaların ilerde alacağı tehdit boyutu öngörülemiyorsa en tehlikeli senaryoya göre önlem alınmalıdır.

Koronavirüsle mücadelede diğer bir husus, tehdidin boyutunun doğru tanımlanmasıdır. Diyalektik materyalizmde bir kural vardır: Nicelikteki değişim, nitelikte değişimi getirir. Vaka sayıları milyonları buldukça bu sadece bir sağlık sorunu olmaktan çıkar. Toplumsal, siyasal, iktisadi, psikolojik boyutları olan, birbiriyle ilgili çok boyutlu bir sorun haline gelir. Alınacak önlemler de buna uygun, çok boyutlu ve bütünleşik önlemler olmalıdır. Karar vericilere öneride bulunacak organlarda, bütüncül bir yaklaşımla işin tüm boyutlarını dikkate alacak uzmanlar görev almalıdır.

Salgınla mücadelede bilimin gerekleriyle siyasetin ihtiyaçları bazen çelişmektedir. Siyasetçiler kararlarında kısa vadeli siyasi çıkarlarını değil, bilimin gereklerini ön plana almalıdır. Bu suretle salgın önleneceğinden, uzun vadede siyasi avantaj da sağlanır. En doğru yolu gösteren bilimdir.

DR. CİHANGİR DUMANLI

EMEKLİ TUĞGENERAL

Yazarın Son Yazıları

‘Dokuz İlke’ bildirisi - Yüksel Işık

Siyaset ilke ile yapılır. İlkelerin bütününü içeren anlamlı metne de manifesto denir.

Devamını Oku
08.04.2026
Kutsal ve kutsallaştırılmış değerler - Abdullah Kehale

HER toplumun kendi yapısına uygun olarak kutsal olarak kabul ettikleri değerler olduğu gibi kendilerinin kutsallaştırdığı değerler de vardır.

Devamını Oku
08.04.2026
'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026