Ordu, siyaset, liyakat - Cihangir Dumanlı
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Ordu, siyaset, liyakat - Cihangir Dumanlı

22.08.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Son Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında çoğunlukla atanmış sivil siyasetçiler tarafından verilen yükselme ve emeklilik kararlarında liyakatten daha çok iktidar partisine ve onun başkanına sadakatin esas alındığı konusunda yoğun kuşkular oluşmuştur. Salt bu kuşkular bile TSK’ye, dolayısıyla ulusal güvenliğimize zarar vermektedir.

General/amiral yükselme ve emeklilik kararlarının liyakate göre değil, AKP’ye onun başkanına sadakate göre yapıldığı konusundaki kuşkular YAŞ’ın 2018’de değiştirilen yapısından kaynaklanmaktadır. Daha önce orgeneral/oramirallerin (ordu ve donanma komutanları) bulunduğu çoğunluğu askerlerden oluşan yapı değiştirilmiş, orgeneral/oramiraller kuruldan çıkartılmış, görev alanları general yükselmeleri ile ilgisi olmayan bakanlar kurula alınmıştır. 

YAŞ’IN YAPISI

Buna göre YAŞ’ın yapısı şöyledir:

Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları (Sayısı anayasa ile sınırlandırılmamıştır), Milli savunma bakanı (MSB), Adalet bakanı, Dışişleri bakanı, İçişleri bakanı, Hazine ve maliye bakanı, Genelkurmay başkanı, Kara, deniz ve hava kuvvet komutanları (en az 7 sivil, 4 asker).

Orgeneral/oramiraller (ordu ve donanma komutanları) yükselecek albay ve generallerin mesleki yeteneklerini denetlemelerde, tatbikatlarda, operasyonlarda, seminerlerde yakından izleyip değerlendirebiliyorlardı. Ayrıca orgeneral ve oramiraller adayların mesleki geçmişlerini de bilirlerdi. Oysa adı geçen bakanların adaylar hakkında mesleki (liyakate dayalı) değerlendirme olanakları yoktur. Kendileri de yeteneklerinden çok parti başkanına sadakatleri nedeniyle bu görevlere getirilmişlerdir. Bu nedenle büyük olasılıkla adayları da yeteneklerine göre değil, sadakatlerine göre değerlendirmişlerdir. 

TSK’DE LİYAKAT ESASTIR

“Devlet eşittir hükümet; hükümet eşittir parti; dolayısıyla devlet eşittir parti” gibi faşist rejimlerdeki bir anlayışa sahip AKP yönetimi YAŞ’ta yapılan düzenleme ile TSK’nin geleceğini şekillendirerek kendi ordusunu oluşturmaya çalışmaktadır. TSK bir partinin değil devletin ordusudur.

YAŞ’ın bugünkü yapısı yükselmek isteyen albay ve generallerin mesleki yeteneklerini kendi komutanlarına göstermek yerine iktidar partisine göstermelerine yol açar, dolayısıyla siyasetin orduya girmesine neden olur. Bir orduya siyasetin sokulması o orduya yapılabilecek en büyük kötülüktür. Savaş tarihi bunun acı örnekleri ile doludur.

Komutanların liyakate göre değil, siyasal eğilimlerine göre göreve getirilmesi halinde ne olacağını savaş tarihinden öğrenebiliriz. 

Kurtuluş Savaşı’nda yeni kurulan TBMM ordusu karşısında ağır yenilgiye uğrayan Yunan ordusunun komutanları General Populas ve General Hacianesti de liyakatlerine bakılmaksızın salt kral Konstantin’e bağlı oldukları için bu göreve getirilmişlerdi. Güçleri olduğu halde liyakat sahibi Türk komutanlar karşısında ağır yenilgileri kaçırılmazdı. Balkan savaşındaki ağır yeniğimizin nedenlerinden birisi de komutanların “ittihatçı-itilafçı” olarak bölünmüş olmalarıdır. 

ULUSAL GÜVENLİK SORUNU

AKP iktidarında sadakate göre görevlendirme salt TSK’de değil, diğer kurumlarda da yaygın olarak yapılmaktadır. Diğer kurumlarda yapılan bu tür görevlendirmeler o kuruma ve o görev alanına zarar verir. TSK’de bu tür görevlendirmeler ise doğrudan ulusal güvenliğimize zarar verir.

Komutanların AKP’ye ve onun başkanına sadakate göre görevlendirilmiş olduklarını gösteren bir olay jandarma genel komutanının bir törende cumhurbaşkanına hitaben yaptığı ve ben dahil pek çok askeri üzen konuşma şeklidir. 

AKP, iktidarının ilk yıllarında “askeri vesayeti ortadan kaldırmak” sloganı ile TSK’ye önemli darbeler vurmuştur. 15 Temmuz hain darbe girişimi fırsata çevirilerek TSK’nin saygınlığı ve gücünün yanında ordu-millet bütünleşmesi büyük ölçüde örselenmiştir. Bunun en açık göstergesi TSK’deki yükselme sisteminin bozulmasıdır. 

AKP iktidarı tarafından TSK’de yapılan tüm düzenlemeler geri alınmalı, TSK yükselme, eğitim, disiplin gibi tüm sistemleri ile 2002 öncesi duruma getirilmelidir. Bu yaşamsal bir ulusal güvenlik sorunudur.

Yazarın Son Yazıları

‘Özgürlük tam olmalıdır, her alanda ve herkes için’ - Cevat Bayrak

Felsefeci, dilbilimci, eleştirmen, şair ve sanat tarihçisi Doç. Dr. Mustafa Bedrettin Cömert bundan 48 yıl önce, 11 Temmuz 1978’de Ankara’da sabah saatlerinde alçakça düzenlenen silahlı saldırı sonucu öldürülmüş; eşi Maria ise ağır yaralanmıştı.

Devamını Oku
11.07.2026
Kütahya- Eskişehir muharebeleri: 105. yıl - Hüner Tuncer

Yunanların büyük bir saldırıya hazırlandıkları tarihlerde Türk ordusu, İnönü-Kütahya-Döğer hattında dört grup halinde toplanmış bulunuyordu.

Devamını Oku
10.07.2026
Şeyh Sait isyanı ve Ümit Özdağ’a açılan dava - Hakkı Keskin

Geçen günlerde “Şeyh Sait’in hatırasına hakaret” iddiasıyla Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Zafer Partisi Genel Başkanı Dr. Ümit Özdağ’a, 87 gün hapis cezası karşılığı olarak 8 bin 700 TL para cezası verildi.

Devamını Oku
10.07.2026
Gülüşü kaybolmayan halk yenilmez - Cem Alptekin

Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinde geçen “600’lü yıllarda dördüncü kitaba son kitap demek iddialı bir çıkış” şakası, tam da felsefi ve sosyolojik anlamda dinsel bir dogmanın insan zihni ve zaman algısı üzerindeki etkisiyle oynayan bir kara mizah örneğidir.

Devamını Oku
09.07.2026
1961 Anayasası 65 yaşında - Kemal Anadol

Belleğim 65 yıl öncesine gidiyor!

Devamını Oku
09.07.2026
Mutlak butlan ve Yargıtay - Mustafa Kıcalıoğlu

Ana muhalefet partisi CHP’nin seçilmiş yönetimini görevden alan, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin “mutlak butlan” olarak açıklanan kararı, kamuoyunda çok büyük tartışmalara yol açtı.

Devamını Oku
08.07.2026