Sosyal/kültürel değişim üzerine - Prof. Dr. Sabri ÇAKIR
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Sosyal/kültürel değişim üzerine - Prof. Dr. Sabri ÇAKIR

07.06.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Toplumbilimin temel sorunlarından ve en önemli kavramlarından biri “değişme/ değişim” kavramıdır. 14 Mayıs’ta birincisi, 28 Mayıs’ta ikincisi yapılmış olan cumhurbaşkanı ve milletvekilliği seçimleriyle ilgili olarak “Millet İttifakı” denilen siyasal örgütlenmenin kullandığı “Değişim/değişmeden yana mısınız” sorusu ile gündemde yerini almış ama “değişimden” ne amaçlandığı, neyin/nelerin değişeceği net olarak ortaya konulamamıştır! Genel anlamda zorunlu bir değişmeden, defalarca söz edilmiş ama halkın anlaması, inanması sağlanamamıştır!

Dinamik güç

Değişmenin olmadığı bir insan topluluğu, aile, birey ve grup düşünülemez. Öyle ise neler değişiyor? Bu soruya karşılık olarak, tarihçiler “uygarlığın”, sosyologlar “toplumların, kurumların, yapı ve işlevlerin”, kısaca “toplumsal sistemlerin”, biyologlar “insanın”, antropologlar ise yukarıdaki olgu ve kavramların tümünü içine alan “kültürün” değiştiği yanıtını vermişler fakat değişen bu şeylerin, “ne”liğini tanımlamakta yeterince başarılı olamamışlardır. O zaman, çok kısa olarak ve şimdilik değişme dediğimizde kişinin, topluluğun, toplumun maddi ve manevi (sosyal) yaşayışında; doğal ve sosyal düzeninde oluşan bir süreç anlaşılır.

Değişme, çevreye ve ortama uyma ya da çevre ile çatışma halinde bulunan dinamik bir güçtür.

Sosyal/toplumsal değişme ise var olan yapıdaki statülerin, rollerin, davranış kalıplarının, normların yapısı ve doğasındaki değişmeleri içerir. Kısaca sosyal yapıda, sosyal kuramlarda ve bu kuramlar arasındaki değişmeleri kapsar. Buna karşın “kültürel değişme” kültürün din, ahlak, adet, gelenek, dil ve ona bağlı sanatlar gibi maddi ve tinsel alanında meydana gelen değişmeleri içerir. Kültürel yapıda meydana gelen değişmeler, çoğu kez sosyal yapıyı da etkiler. Bu nedenle sosyal değişme, kültür değişmesi süreci içinde ele alınabilir.

Bir toplumun yaşam koşullarına etki eden herhangi bir neden, söz konusu toplumun yapısında kültürel değişmeyi gerektirir. Bunlar, toplumun nüfusunda meydana gelen azalma ya da çoğalma, coğrafi çevredeki değişiklikler, yeni bir çevreye göç, başka bir toplumla ilişki kurmak; sel, deprem, ürün kıtlığı, salgın hastalık, savaş; ekonomik depresyonlar, tesadüfi buluşlar olabilir.

Alınan tavır

Değişmede, bu nedenlerin yalnızca biri etkin olacağı gibi birkaçı da rol oynayabilir. Böylece meydana gelecek bir değişiklik toplumun bütün sistemlerini etkiler. Var olan değerlerle çatışır ya da uyum gösterir ve giderek toplumla bütünleşir. O halde, toplumun bir yapısında meydana gelen kültür değişmesi, onun siyasi örgütünde, idari kurumlarında, toprak-mülkiyet ilişkilerinde, yerleşme tarzında, inanç ve düşüncelerinde, bilgi sisteminde, etiksel davranışında, yasalarında, maddi alet ve teknolojisinde, ekonomisinde vb. kurum ve değerlerinde çeşitli sosyo-kültürel değişmelere neden olur.

“Millet İttifakı”nın vaatleri, söz vermeleri, maddi manevi değer yargıları halk katmanlarınca ya iyiden iyiye anlaşılamadı ya güven duyulmadı ya da değişimden korkularak otoriter yönetimden yana tavır alındı!

Prof. Dr. Sabri ÇAKIR - Sosyolog

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026