YSK ve ‘anayasaya karşı hile’ olgusu - Prof. Dr. Mesut GÜLMEZ
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

YSK ve ‘anayasaya karşı hile’ olgusu - Prof. Dr. Mesut GÜLMEZ

31.03.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

YSK, anayasa, seçim yasaları ve kararlarını anarak Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylık başvurularını oybirliğiyle kabul etti. Kararın gerekçesi, başvuru evrakında “eksiklik” olmamasıdır. İncelemenin başvuru evrakına dayanarak yapılması gereklidir ama 10 Mart itibarıyla ikinci dönemini doldurmasına 100 gün kalan cumhurbaşkanının durumu açısından yeterli değildir. Çünkü anayasa madde 116’da, YSK’nin andığı 101. maddedeki “Bir kimse, en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir” kuralıyla doğrudan ilgili bir kural daha vardır. Cumhurbaşkanı, seçimlerin yenilenmesi kararını, kendisinin “bir defa daha” adaylığına ilişkin kurala dayanarak almıştır!

AYKIRILIK

YSK öncelikle, “Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma” görevini yerine getirirken anayasaya uygun karar almak zorundadır (m.79). “Seçimin dürüstlüğü ilkesi”ne, tüm kararlarında uymakla, bu anayasal ilkeyi uygulamakla yükümlüdür. “Kararları aleyhine başka bir merciye başvurulamaz” denilmiş olması, anayasa kural ve ilkelerine aykırı karar alınması anlamına gelmez. Tersine, YSK’nin bu konuda çok daha titiz ve duyarlı olmasını, sorumlu davranmasını gerektirir. YSK incelemesi, 116. maddeyi kendiliğinden göz önüne almadığından  eksiktir, kararı anayasaya aykırıdır. Başvuru evraklarının “biçimsel olarak” eksik olmaması, kararın anayasaya uygunluğunu sağlayamaz.

Cumhurbaşkanının adaylık başvurusunun değerlendirilmesinde, bu sorunla doğrudan ilgili olan “en fazla iki defa” seçilebilme ile buna getirilen “istisna” kuralları göz ardı edilemez. Anayasa, cumhurbaşkanının “bir defa daha” aday olabilmesi için, seçimlerin yenilenmesi kararını TBMM’nin alması gerektiğini öngörmüştür. Cumhurbaşkanı ise bu kuralı bilmesine karşın, “kendisinin kendisi için aldığı” 10 Mart kararına dayanarak “üçüncü defa” aday olmuştur. Başvuru evrakı arasında buna ilişkin bir belgenin bulunmaması, evrak incelemesinde göz ardı edilmesinin gerekçesi olamaz. Anayasa kural ve ilkeleri, itirazları beklemeksizin, cumhurbaşkanının herkesçe bilinen durumunun kendiliğinden göz önüne alınmasını gerektirir.   

‘FAHİŞ HUKUKSUZLUK’

Cumhurbaşkanının adaylığı, “anayasaya karşı hile” oluşturmaktadır. Çünkü bu durum, anayasanın öngördüğü ama kendi durumundaki “iki defa cumhurbaşkanı seçilmiş” bir kimseyi kapsamayan, anayasanın yasakladığı bir sonuca, başka bir yoldan, kendisinin imzaladığı bir kararla ulaşmaya çalışmaktır. Oysa istisna nitelikli kurallar, özü gereği asla genişletilemez. Anayasanın, koşullarını açıkça belirlediği ve sınırlarını çizdiği çerçeve içinde uygulanır. 

YSK, anayasanın açık kurallarına ve özüne aykırı davranmıştır. “Anayasaya karşı hile”nin varlığını onaylamış, “seçimin dürüstlüğü” ilkesiyle ilgili anayasal yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu “fahiş hukuksuzluk”, başvurunun kabulüyle ortadan kalkmış olamaz, meşruluk kazanamaz. YSK’yi de tarihsel sorumluluktan kurtarmaz. 

PROF. DR. MESUT GÜLMEZ

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026