COVID-19 sonrası... 4 senaryo
Özlem Yüzak
Son Köşe Yazıları

COVID-19 sonrası... 4 senaryo

19.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünya, son 75 yılın en keskin dönemeçlerinden birini yaşıyor. Salgın daha yeni başladığında COVID-19 krizinin sosyal, ekonomik ve politik “dönüştürücü” sonuçlarının olacağı dillendiriliyordu. Şimdi bunlar etkilerini hızla göstermeye başladılar.

Yeni açıklanan araştırmaların sonuçlarına göre dünyada 1.5 milyardan fazla insan şiddetli COVID-19 riski ile karşı karşıya. Bu, dünya nüfusunun beşte 1’inden fazlası demek. Biraz daha açıklayıcı olacak ise: 1.5 milyar insan kendi sağlık problemleri, bağışıklık sistemlerinin yeterince olmaması ya da virüse açık olumsuz yaşam ve çalışma koşulları yüzünden ciddi risk altında.

Buna bir de çığ gibi artan işsizliği, kapanan işyerlerini, aldıkları kredi borçlarını ödeyemeyenleri ekleyin...

Prof. Dr. Daron Acemoğlu, geçen hafta Bilimler Akademisi’nin gerçekleştirdiği “Salgının İktisadi Analizi” konulu webinarın konuğu idi. Acemoğlu, “Pandemi ile yaşamaya başladığımız koşullar bizim ‘kritik kavşak’ diye tanımladığımız döneme denk geliyor” dedi: “Değişim kaçınılmaz olur ama bu değişimin hangi yöne doğru evrileceği, o toplumun kurumlarına, iktidar yapılarına, siyasi liderlerine ve diğer unsurlara bağlı olarak şekillenir” diye de ekledi. Acemoğlu’nun webinardaki konuşmasını ve Project Syndicate’de yer alan bir değerlendirmesini özetlemek istiyorum.

Tarihsel ve şimdiki koşullar, COVID-19 sonrasına ilişkin her biri son derece farklı ekonomik, politik ve sosyal çıkarımlara sahip 4 senaryoyu karşımıza koyuyor.

1- Her zamanki yola devam: Başarısız kurumlarımızda reform yapmak veya endemik hale gelen ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri ele almak için ciddi bir çaba sarf etmiyoruz. Karar vermede uzmanlık ve bilimin rolünü güçlendirmiyoruz. Ekonomik, politik ve sosyal sistemlerimizin esnekliğini artırmak için adımlar atmıyoruz. Bu senaryoda toplumlarda derinleşen kutuplaşmalara göz yumuyoruz. Liderlerimiz sorunun ciddiyetini anlamazlarsa ve biz halklar, onlardan gerekli reformları talep etmek için örgütlenemezsek bu senaryonun sonuçları trajik olacak. COVID-19, aslında insanlığın kendisi ile, kurduğu sistem ile yüzleşmesi için bir fırsat. Belki de son fırsat. Çünkü bu senaryonun en trajik kısmı artık yola “her zamanki”gibi devam edemeyeceğimiz gerçeği. Öyle ya da böyle, demokratik politik dikişler bir bir atmaya başlayacak, ortaya çıkacak boşluğu doldurmak için ise popülist milliyetçilikten çok daha kötü bir şey yaşama geçecek.

2- İkinci olası senaryo: “Çin örneği”. Yani “her şeye kadir bir devletin gerekliliği”.

COVID-19 krizinin en belirgin derslerinden biri, büyük ölçekli acil durumları yönetmek için güçlü bir hükümetin gerekli olmasının anlaşılması oldu. Tamam ama nasıl bir hükümet? Sıkı kontrol ve denetim için önceden var olan altyapısı, Çin’in virüs ile birçok ülkeden çok daha hızlı ve çok daha etkin şekilde mücadele etmesini sağladı. Bu diğer ülkelerin iç gözetim rejimleri, gizlilik yasaları ve sözleşmeleri ile ekonomi politikaları için örnek olabilir. Zaten başta ABD olmak üzere buna kayış son yıllarda zaten var. Ancak Acemoğlu’na göre bu da trajik bir sona dönüşür.

3- Teknoloji hâkimiyeti veya “dijital kölelik”: Pandemi döneminin en önde gelen dinamiklerinden biri teknolojinin en yoğun ve hemen her alanda kullanımı oldu. Bu teknolojilerin vazgeçilmez olduğu ortaya çıktıkça, arkasındaki özel şirketler daha fazla güç toplayacak. Uygulanabilir bir devlet temelli alternatifin yokluğunda, bu firmalar, kişisel verileri toplamaya ve kullanıcıların davranışlarını manipüle etmeye devam edecekler, ancak hükümetten endişelenecek daha az şeyleri olacak. Bu da hem hükümetleri hem de toplumları Silikon Vadisi’ne daha itaatkâr hale getirecek.

Artan eşitsizlik gibi var olan koşulları daha da kötüleştirecek. Silikon Vadisi daha sonra evrensel bir temel gelir ve daha fazla e-devlet için kendi çözümlerini önerecek. Bu önlemler altta yatan problemleri boyadığı sürece, zaman içinde daha geniş hoşnutsuzluğa ve hayal kırıklığına yol açması muhtemel. Uzun vadede, üçüncü yol, ilk ikisi ile aynı distopik hedefe ulaşacaktır.

4- “Refah devleti 3.0”: Refah devletinin ilk versiyonu Büyük Buhran ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıktı. Sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası gibi politikalar içeriyordu.

İkinci versiyon 1980’lerde ABD’de Ronald Reagan ve İngiltere’deki Margaret Thatcher’ın iktidara gelmesi ve daha sonra Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından geldi. Ancak olumlu anlamda olmadı. Sendikalar güçsüzleştirildi, haklar, güvenceler tırpanlandı.

Şimdi “Refah 3.0” için yeni bir fırsat. Ancak önce ihtiyaçlar tanımlanmalı: Daha güçlü bir sosyal güvenlik ağı, daha etkili hükümet, iyileştirilmiş bir halk sağlığı sistemi, daha iyi bir koordinasyon..

Hemen hemen herkes, hükümetlerin hem daha fazla sorumluluk üstlenmeleri hem de daha verimli olmaları gerektiğini kabul ediyor. Ancak devlet güçlendikçe, demokratik kurumlar ve siyasi katılım mekanizmaları da hükümetlerin icraatlarını denetlemek ve hesap sorabilir hale gelecek şekilde güçlendirilmeli.

Acemoğlu, “Dünyanın bir virüs tarafından kuşatıldığı bu dönemde, sistemlerimizin yirmi birinci yüzyılın zorluklarına karşı çok kırılgan ve savunmasız olduğu gerçeği de giderek su yüzüne çıkıyor” diyor. Anlayacağınız Refah Devleti 3.0 bir ütopya, bir fantezi değil. Ama şunu da ekliyor: “Ancak, kendi başına kolayca ortaya çıkacağını varsaymak naiflik olur. Demokrasiyi ve hesap verebilirliği güçlendirme çabaları, devletin sorumluluklarının genişlemesi ile el ele gitmelidir. Doğru dengeyi yakalamak en iyi zamanlarda bile zor.

Yazarın Son Yazıları

‘Yardımsever Trump’ ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden “yardım” vaat ediyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek?

“Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor”...

Devamını Oku
09.01.2026
Kama muta…

Yılın son günü.

Devamını Oku
02.01.2026
Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

Ve bu arayış yalnızca ABD’ye özgü değil... Küresel bir yön değişimi bugün aynı konular Avrupa Birliği’nden Hindistan’a, Japonya’dan IMF ve OECD gibi uluslararası kurumlara kadar geniş bir alanda tartışılıyor. Tam da bu noktada, BirGün gazetesinde Güldem Atabay’ın aralık ayı başından bu yana bir seri halinde ele aldığı ve benim de özellikle önemli bulduğum bir kavrama değinmek istiyorum: London Consensus.

Devamını Oku
26.12.2025
Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times’ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek “demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını” yayımladı.

Devamını Oku
12.12.2025
Bir bilim insanının uzun yolculuğu: Ufuk Akçiğit

Koç Üniversitesi’nin onuncu kez verdiği Rahmi M. Koç Bilim Madalyası bu yıl Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e verildi.

Devamını Oku
28.11.2025
COP30... 46 yıl sonra hâlâ bir arpa boyu yol

Brezilya’nın tropik sıcaklığı altında toplanan COP30, dünya siyasetinin iklim krizine nasıl baktığını -daha doğrusu bakmadığını- tek karede özetleyen bir zirve oldu.

Devamını Oku
21.11.2025
Distopik dönemler...

“Az sayıda insanın yaşadığı küçücük bir ada...

Devamını Oku
14.11.2025
Mamdani, İmamoğlu... Küresel solun yeni sınavı

New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani, yalnızca Amerika’daki Demokratlar için değil, tüm dünya için bir mesaj verdi: “Değişim hâlâ mümkün.”

Devamını Oku
07.11.2025
103. yıl...

Buruk, öfkeli ama öte yandan coşkulu..

Devamını Oku
31.10.2025
Savaş uçakları yetmez: Türkiye’nin teknoloji egemenliği sınavı

Türkiye ara çözümlere sıkışırken dünya “neoprime” savunma çağına giriyor.

Devamını Oku
24.10.2025
Dünyanın yeni satranç tahtası: Nadir elementler

Nadir elementler konusu Türkiye’de kamuoyunun gündemine CHP tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump görüşmesinden hemen önce “Pazarlık konusu yapılacak” diye getirildi.

Devamını Oku
17.10.2025
Gazze... Küresel vicdanların da savaş

“Eğer ateşkes kalıcı bir barışa evrilemezse, bu savaş yalnızca Gazze’yi değil, Batı ittifakının meşruiyetini ve küresel düzeni de sarsmaya devam edecek...”

Devamını Oku
10.10.2025
Çare: Alışmamayı öğrenmek…

Şu son bir yıl içinde yaşadıklarımızı diyelim beş yıl önce yaşasaydık herhalde “Olağanüstü günlerden geçiyoruz” derdik.

Devamını Oku
03.10.2025
Kullanışlı piyon mu olacağız? Stratejik ortak mı? Beylikova...

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta yaptığı görüşme, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, küresel dengeler açısından da kritik.

Devamını Oku
26.09.2025
Sıfır noktası...

Bir süredir gözüm Nepal’deki gelişmelerde...

Devamını Oku
19.09.2025
Kaç Türkiye? Kimin gündemi?

Moda Caddesi’nden Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyorum.

Devamını Oku
12.09.2025
Demokrasiler neden çöküyor (2)

Erdoğan AKP’si; karşısındaki tek önemli muhalefeti yani CHP’yi işlevsizleştirmek için elindeki tüm yetki ve yargı güçlerini kullanıyor.

Devamını Oku
05.09.2025
Demokrasiler nasıl çökertiliyor (1)

Önce şunu görmeliyiz...

Devamını Oku
29.08.2025
CHP’nin yükü, hepimizin yükü

"CHP’nin üzerindeki yük öyle ağır ki özgür; laik, demokratik bir ülke olma mücadelesini tek başına omuzladı."

Devamını Oku
22.08.2025
24 yıl...

Neredeyse çeyrek asır...

Devamını Oku
15.08.2025
Çürüme... Çözülme... Sahteliğin anatomisi

Sahte diplomalar, sahte ehliyetler, sahte sağlık raporları...

Devamını Oku
08.08.2025
Gazze... Açlık, sessizlik ve ahlaki felç

Seyrediyoruz. Kimi insanlığın geldiği noktadan utanarak, kimi umarsızca sanki bir film seyreder gibi...

Devamını Oku
01.08.2025
Yangın... Kuraklık... Rant: Türkiye’nin iklimle sınavı

Tam bitti derken yeniden başlıyor. Rüzgârın hızına göre şiddetleniyor; ortalığı yakıp kavuruyor.

Devamını Oku
25.07.2025
Şu zeytin ile derdiniz ne?

Şaşırdık mı? Hayır...

Devamını Oku
18.07.2025
TRT’den CHP duruşmaları mı?

CHP’li belediyelere yapılan operasyonların sonu gelmiyor. Belli ki yaz böyle geçecek.

Devamını Oku
11.07.2025
Toplumu germek, muhalefeti susturmak: AKP’nin elindeki yegâne kozu

Çünkü çözüm üretemiyor. Çünkü halkın sorunlarına yanıt veremiyor.

Devamını Oku
04.07.2025
Zeytin... Bir talanın jeopolitiği

“At izinin it izine karıştığı” günlerden geçiyoruz yine.

Devamını Oku
27.06.2025
İran’a saldırı hazırlığı mı? Neden?

Daha sular durulmadan Ortadoğu yeniden karıştırılmaya çalışılıyor...

Devamını Oku
13.06.2025
Bu bayram...

“Bizim bayram görecek halimiz yok arkadaşlar” dedi ve ekledi CHP lideri Özgür Özel...

Devamını Oku
06.06.2025
Nasıl bir eğitim?

Sadece anayasal hakkı olan barışçıl protesto hakkını kullandıkları için hapiste tutulan üniversite öğrencileri olan bir ülke...

Devamını Oku
30.05.2025
Sosyalist Enternasyonal İstanbul’da... Dünya solu ne yapmalı?

O kadar fazla sistematik saldırı altındayız ki... Kimi zaman büyük resmi görebilmek için yaşananları alt alta sıralamak önemli...

Devamını Oku
23.05.2025
‘Çözüm süreci’ ve sonrası

Barışı uzak bir hayal olmaktan çıkarmak hiç kolay değildir, en azından bizim coğrafyada.

Devamını Oku
16.05.2025
Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Karartma... Otokratik rejimde sıradan bir gün

Devamını Oku
09.05.2025
Siz gidene kadar...

Siz gidene kadar...

Devamını Oku
02.05.2025
Deprem ensemizde: 40 milyar dolarlık sessizlik

Deprem ensemizde: 40 milyar A dolarlık sessizlik

Devamını Oku
25.04.2025
Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Yüzde 3.5 kuralı: Değişim kaç kişiyle başlar?

Devamını Oku
18.04.2025
Tarife savaşının şifreleri

Tarife savaşının şifreleri

Devamını Oku
11.04.2025
Uyanış...

Uyanış...

Devamını Oku
04.04.2025
Yeni bir siyaset... Ama nasıl?

Yeni bir siyaset... Ama nasıl?

Devamını Oku
28.03.2025