Türk Kadın Devrimi ve Kadınların Siyasal Hakları

Türk Kadın Devrimi ve Kadınların Siyasal Hakları

06.12.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

5 Aralık 1934’te Türkiye’de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Böylece Türk kadını tüm siyasal haklarına sahip oldu. Bu sayede “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen Cumhuriyet, milletin yarıdan fazlasını oluşturan kadınların da egemenliğini tanımış oldu. Böylece Türkiye’de kadınlar da erkeklerle eşit yurttaş oldu. Kadınsız cumhuriyet, kadınsız demokrasi olmaz; kadınlara siyasal hakların tanınmasıyla Türkiye’de Cumhuriyet kendini tamamlarken demokrasiye de zemin hazırlandı. Sanayileşmemiş, aydınlanmamış, yüzyıllarca dinsel monarşiyle yönetilmiş, kadının dışlandığı erkek egemen bir din-tarım toplumunda, Cumhuriyetin ilanından 10 yıl kadar sonra, kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi büyük bir devrimdi.

Cumhuriyet öncesi kadın hakları

Osmanlı’da Tanzimat’tan beri kadın hakları konusunda bazı reformalar yapılmak istenmiş, bu kapsamda kız çocuklarının eğitim-öğrenimi zorunlu hale getirilmiş, kızlar için bazı okullar açılmış, II. Meşrutiyet’in özgürlük ortamında kadın hakları gündeme gelmiş, kadın dergileri çıkmaya, kadın cemiyetleri kurulmaya başlanmış, Nezihe Muhittin gibi öncü kadınların liderliğinde bir kadın hareketi ortaya çıkmıştı. I. Dünya Savaşı sırasında Türk kadınları çalışmaya başlamış, 1917’de kadınlara bazı haklar tanıyan bir “Aile Kanunnamesi” bile hazırlanmıştı.

Ancak birkaç büyük ilde karşılık bulan bu öncü çabalara rağmen, Atatürk, 1923’te Cumhuriyeti ilan ederken Türkiye’de kadın her bakımdan ikinci sınıftı. Kadın hâlâ kafes ardındaydı. Tramvaylarda, vapurlarda kadın erkek ayrı yerlerde oturmak zorundaydı. Evde, okulda, işte, mahkemede, sokakta kadın erkek eşit değildi. Çok eşlilik devam ediyordu. Kız çocukları hâlâ okula gönderilmiyordu. Cumhuriyet kurulurken tüm Türkiye’de ortaokullara sadece 543 kız öğrenci, liselere ise sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı. 1927 nüfus sayımına göre Türkiye’de erkek nüfus sayısı 6 milyon 563 bin 879, kadın nüfus sayısı 7 milyon 084 bin 391’di. Nüfusun yarıdan fazlasını oluşturan kadınların okuma yazma oranı birçok ilde yüzde 0 (sıfır) ile yüzde 3 arasındaydı. Kısacası Türkiye’de Cumhuriyet kurulurken Türk kadını en temel medeni haklara sahip olmadığı gibi hiçbir siyasi hakka da sahip değildi.

Ayrıca kadınlara yönelik “bağnaz baskı” da devam ediyordu. Örneğin 1921’de TBMM’de kadınlara peçe zorunluluğu tartışılmış ve süslü giyinme yasağı getirilmek istenmişti. Evlenecek çiftlerin doktor muayenesi söz konusu olduğunda da bazı milletvekilleri kadınların erkek doktora muayene edilmesinin doğru olmadığını savunmuştu. 1921 Maarif Kongresi’nde kadınların erkeklerle aynı salonda bulunmaları tartışma yaratmıştı. Nisan 1923’te kadınların nüfus sayımında sayılması önerisi bile Meclis’te tepkiyle karşılanmış, 1924 Anayasası hazırlanırken kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi önerisi Meclis’te reddedilmişti.

Gerçek şu ki Türk kadını, tüm medeni ve siyasal haklarını Atatürk sayesinde Cumhuriyetle elde etti. Atatürk, yıllarca sabır ve kararlılıkla yakın arkadaşları başta olmak üzere tüm Meclis’i, tüm ulusu buna hazırladı.

Atatürk’ün kadın devrimi

İsmet İnönü’nün deyişiyle Atatürk’ün “en ileri iki devriminden biri harf devrimi, diğeri kadın devrimi”dir. (Abdi İpekçi, İnönü Atatürk’ü Anlatıyor, s. 47)

Atatürk, her fırsatta kadınerkek eşitliğine, kadınların hak ve özgürlüklerine vurgu yapmış, erkek egemen toplumu kadın hakları konusunda bilinçlendirmeye çalışmıştı. Örneğin 31 Ocak 1923’te İzmir’de şöyle demişti:

“ ...Bir toplum, cinsinden yalnız birinin zamanın gereklerini kazanmasıyla yetinirse o toplum yarıdan fazla eksiklik içinde kalır. Bir millet gelişmek ve medenileşmek isterse özellikle bu noktayı temel olarak kabul etmek mecburiyetindedir. Bizim toplumumuzun başarısızlığının nedeni, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik ve kusurdan doğmaktadır... Milletimiz kuvvetli bir millet olmaya karar vermiştir. Bugünün gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız da ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğrenim derecelerinden geçeceklerdir. Sonra kadınlar sosyal hayatta erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.”

Atatürk, kadın devrimi konusunda da “aşama aşama” ilerledi.

1924 tarihli “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” ile kadın ve erkeğin eşit eğitim öğrenim imkânlarından yararlanması sağlandı. Kız çocuklarının okutulması için gerekli altyapı hazırlandı, aralarında kız enstitülerinin de olduğu yeni okullar açıldı.

1925 tarihli “Şapka Kanunu” ile gerçekleştirilen “Kılık Kıyafet Devrimi” kadınlara giyim koşum konusunda yasal bir zorunluluk getirmemekle birlikte belediyeler, çağdaş kılık kıyafet konusunda tavsiye kararları aldı. Türk kadını yüzyıllar sonra Cumhuriyet sayesinde özgür biçimde giyinebildi, çağdaş yaşama katılabildi.

1926 tarihli “Medeni Kanun” ile kadınlar evde, okulda, mahkemede, işte en temel medeni haklara kavuştu. Çok kadınla evlilik kaldırıldı, evlilik akdi için resmi nikâh şartı getirildi, evlenmede kadın ve erkek için yaş sınırı belirlendi ve çocuk yaşta evlenmeler yasaklandı. Ayrıca evlenmede ve boşanmada tek taraflılık ve keyfilik kaldırılarak kadının ve çocuğun hakları güvenceye alındı. Miras hukukunda kadın ve erkek eşitliği sağlandı.

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı

Türk Kadınlar Birliği”nin, 1927 seçimlerinin hemen öncesinde tüzüğüne kadınların siyasi haklar kazanmasını sağlamaya yönelik bir madde eklemesi kadınların seçme ve seçilme hakkı konusunun yeniden gündeme gelmesini sağladı. Birlik başkanı Nezihe Muhittin Hanım, kadınların siyasi haklarını kazanmaları için kampanya başlattı.

Atatürk, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verebilmek için toplumu buna hazırlamak gerektiğini biliyor ve bunun için çalışıyordu. 1930 yılında Afet İnan imzasıyla yayımlanan ve ortaokullarda okutulan “Vatandaş İçin Medeni Bilgiler” kitabında “kadının siyasi yetersizliğine mantıki bir sebep yoktur” diye yazdı. Ülkede demokrasinin kurulabilmesi için kadınların siyasal haklara sahip olması gerektiğini belirtti. Atatürk bu arada yakın çevresindeki bazı isimlerin, kadınların siyasal hakları için çalışmalarını istedi. 1930’da Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan “İntihap” (Seçim) ve Necip Ali Küçüka da “Kadın Hukuku” adlı kitaplar yazdılar. 1930 yılında Atatürk, manevi kızı Afet İnan’ın kadınların seçme ve seçilme hakkı konusunda konferanslar vermesini istedi. Afet İnan’ın Türk Ocağı’nda verdiği kadınların siyasal hakları konulu konferans, özellikle TBMM’de Belediye Kanunu’nun görüşüldüğü 3 Nisan 1930’a denk getirildi.

Cumhuriyet Meclisi;

3 Nisan 1930’da kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı tanıdı.

26 Ekim 1933’te kadınlara köy ihtiyar heyeti ve muhtar seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanıdı.

5 Aralık 1934’te de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıdı. Kadınlar bu haklarını ilk kez 8 Şubat 1935’teki milletvekili seçimlerinde kullandılar.

Başbakan İsmet İnönü, Meclis’te kadınlara seçme ve seçilme hakkının verildiği kanunun gerekçesini açıklarken “Türk Devrimi denilince bunun kadının kurtuluş devrimi olduğu beraber söylenecektir” dedi. (TBMM Zabıt Ceridesi, 5 Aralık 1934)

Atatürk de Türk kadınının milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde etmiş olmasından duyduğu memnuniyeti şöyle ifade edecekti:

“Belediye seçimlerine katılarak siyasi yaşamda kendini deneyen Türk kadını, şimdi genel seçimlere katılırken hakların en önemlisini kullanmaktadır. Pek çok uygar ülkede kadınlara tanınmayan bu hak, bugün Türk kadınının elinde bulunmaktadır. O, bu hakkı yetki ve ehliyetle kullanacaktır.”

(Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s. 118)

Türkiye’de 1935 seçimlerinde 17 kadın milletvekili seçildi. İlk ara seçimde bir kadın milletvekili daha seçilince 1935’te TBMM’ye 18 kadın milletvekili girmiş oldu.

Atatürk Türkiye’sinin kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verdiği 1934’te dünyada birçok ülkede kadınların siyasal hakları yoktu. Siyasal haklara sahip olan kadınlar da bu uğurda çok uzun ve yıpratıcı mücadeleler vermişti.

Türkiye’den önce kadınlarına milletvekili seçme ve seçilme hakkı veren bazı ülkeler: ABD (1868/1920), Yeni Zelanda (1893/1919), Avustralya (1902), Finlandiya (1906), Norveç (1907/1913), Danimarka ve İzlanda (1915), Kanada, (1917/1920), Almanya, Rusya Federasyonu (1918), İrlanda (1918/1928), İngiltere, (1918/1928), Lüksemburg, Hollanda (1919), Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, İsveç (1921), Güney Afrika -sadece beyazlar- (1930), Şili, İspanya, Portekiz (1932).

Türkiye’den sonra kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren bazı ülkeler: Bulgaristan, Fransa (1944), İtalya (1945), Japonya (1945/1947), Arjantin (1947), Belçika, İsrail (1948), Çin (1949), Yunanistan (1952), İran (1963), İsviçre (1971). (Sibel Duroğlu, Türkiye’de İlk Kadın Milletvekilleri, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı (Yayınlanmamış) Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2007 s. 49-50, 179-181)

1935’te TBMM’ye giren 18 kadın milletvekilinin tüm milletvekillerine oranı yüzde 4.5’ti. Bu oran yakın zamanlara kadar Türkiye tarihindeki en yüksek orandır. Fransa, Belçika, İtalya, İsviçre gibi bazı Batılı ülkelerin kadınları henüz seçme ve seçilme hakkına bile sahip değilken Türkiye, Meclis’te kadınların temsil oranı bakımından dünyada Finlandiya’dan sonra 2. ülkeydi. 1935’te yüzde 4.5 ile Meclis’te kadın temsil oranı bakımından dünyada 2. sırada olan Türkiye, 2008 yılı itibarıyla 127. sıraya gerileyecekti. (Duroğlu, s. 123, 125, 130)

Kadınların sevinci

Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi üzerine Kadın Birliği, 7 Aralık 1934’te İstanbul’da bir miting yaptı. Miting için gelen kadınlar arasında şehir meclisi üyelerinden Nakiye (Elgün), Vali Muhiddin Üstündağ’ın eşi, Kadınlar Birliği Reisi Latife Bekir ve umumi kâtibi Aliye Esat dikkat çekiyordu. Kadın Birliği’nin İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda yaptığı miting İstiklal Marşı’nın çalınmasıyla başladı.

Konuşmacılardan şehir meclisi üyesi Nakiye Hanım, “Bugün bütün dünyaya karşı Türk evladını tertemiz ortaya çıkaran, Türk kadınına bütün haklarını veren ulu önderimiz Atatürk’e şükranlarımızı bildirir telgraflar çekeceğim, müsaade verir misiniz?” demiş ve bu sırada büyük bir alkış sesiyle yankılanan meydanda bandonun da katılımıyla 10. Yıl Marşı okunmuştur.

Atatürk’ün Türk kadınına verdiği haklar dünya kadınlarının da dikkatini çekti. 12. Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi, 18-24 Nisan 1935’te İstanbul’da toplandı. O kongreye katılan Romanya temsilcisi A. Cantacuzene şöyle demişti: “Dünyada yeni bir dönem başlatan Atatürk, Türk kadınına verdiği haklarla anayı hak ettiği yüksekliğe eriştirdi. Batı’ya verdiği bu dersin unutulması mümkün değildir.

Not: Geçen hafta, Cumhuriyetimizin 100. yılı etkinlikleri kapsamında Kanada Toronto’daki Ankara Kitaplığı’nın davetlisi olarak Toronto’da Atatürk’ü ve Cumhuriyeti anlattım. Türkiye’den binlerce km uzakta Kanada’da Atatürk’ü ve Cumhuriyeti anlatmamı sağlayan Ankara Kitaplığı’na teşekkür ediyorum.

Yazarın Son Yazıları

Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025
Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyetçi direniş

ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE CUMHURİYETÇİ DİRENİŞ

Devamını Oku
26.03.2025
Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Devamını Oku
19.03.2025
Laiklik neden gereklidir?

Laiklik neden gereklidir?

Devamını Oku
12.03.2025