Bayram Şekerleri...

03 Eylül 2011 Cumartesi
\n

\n

AKP iktidarının bayram günlerinde gerçekleştirilen kimi icraatlarını eleştirirken bir vatandaşın kullandığı başlığı severek çaldım. Tabii gündemin akışı içinde eklemeler, yorumlar katma gereğini de duydum... İslam dünyasında kimselerin kanlı, sıcak savaşlara ara vermemesi gibi, bizim iktidar da Meclisi bir kenara atmış olarak, toplumun geleceğini de ipotek altına alan icraatlarına hiç ara vermemeyi, bayram günlerinde olsun soluklanmamayı seçti... Tek sesli medya çoğunluğu teğet geçse de, bayrama girerken AKPnin yaşamın her alanına yönelik gelecek kadrolaşması hız kesmemişti. Çıkan haberlerin eksiği çok, fazlası olmadığı için sayısal verilerin gerçeği yansıtmayacağı öngörüsü ile örneklemeyle yetinelim...

\n

Zafer Bayramı çakışması gerekçe Başkomutan kimliği öne çıkarılan, komutanlar yerine kutlamaları kabul eden Cumhurbaşkanı’mız uygulaması ile sivilleşme, ileri demokrasiye geçiş yaptık ya... Tarafsız kalması anayasal yükümlülük olan Sayın Cumhurbaşkanından, AKP kimliği önde yeni bir atama kararnamesi... Eskişehir Osmangazi Üniversitesine atamasını onayladığı Prof. Hasan Gönenin üniversite içi seçimde en çok oyu almış aday olmaması, yani bilim insanlarının oylarının kale alınmaması, atamalarda hep yapılan sıradan bir uygulama. Yeni rektör son yerel seçimlerde Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığına yeniden seçilen Prof. Büyükerşenin karşısına çıkarılmış AKP adayı. AKP adayı olarak seçim kaybetmiş kişinin, üniversitesinde almış olduğu oylara bakılmaksızın, Cumhurbaşkanının iradesi ile rektörlüğe seçilmesinin anlamı üzerine başka söze gerek kalıyor mu?..

\n

Bizler göre göre çok alıştık, belki de yadsımayı unuttuk... İktidar kadrolarının siyaset, toplumsal algılamada çok önemli yeri olan vitrin, şov gösterileri tablolarında verdikleri görüntülerde, ileri demokrasilerin lider davranışlarına özen değil, kabile devlet liderlerine özenme, taklit güç gösterisi görüntüleri giderek artıyor... Dahası, benzetmek gibi de olmasın, Sayın Başbakanın bayram günleri gelişmeleri, gündemi ile bağlantılı olarak da, sık sık Kaddafiyi, Esadı, kabile devletlerinin gaddar diktatörler örnekleri olarak ağır suçladığı, gitmelerinde hayırlar olduğundan söz ettiği açıklamalarındaki gerekçelendirmelerinde saydıkları, öznel koşullarında Türkiyeye, iktidar icraatlarına çok fazla ayna tutar gibiydi... İktidar dili, üslubu, demokrasi ilkelerinden öylesine büyük kopuşu yaşıyor ki... Meclisi yoka sayan KHKlerle, sınır tanımaz, keyfi, diktatoryal icraatları ile toplumun geleceğine ipotek koyan iktidar gerçeği...

\n

***

\n

Uygarlık çizgisiz, saldırgan, saygısız üsluplarına alıştık. Besbelli İslam dünyası kanlı iç savaşlar için itilmiş bataklıkta, kaosta boğuşurlarken, Türkiyeye biçilen rol bağlantılı ABD, AB cephelerinden, AKP liderlerinin, çizilmek istenen rolleriyle ilişkili bu çıkışlarına bir biçimde onay var. Somali dramı için, aslında çok doğru, haklı Batı dünyasının ağır suçlanmasına sessiz kalınıyor. Ancak Kaddafi, Esad suçlamalarında kullanılan demokratik kavramlar açısından AKP iktidar kadrolarının pek çok kendi uygulama, iktidar icraat çakışması sırıtıyor. En özel alan olması gereken ibadet, cami, bayram namazı görüntülerindeki gösteriş, padişahların güç ve görkem gösterilerinin günümüze uyarlaması gibi. Türkiyeyi zenginlikleri, güçleri ile katlayan hangi demokratik ülkede, başbakanların etrafında böylesine bir güç gösterisi, koruma kalkanı, araçlar konvoyu görülebiliyor?

\n

Yine de AKPnin dış politikada içine düştüğü büyük ikilemdeki zorluklarını örtbas edemiyor. Somalide dünyanın en yardımsever ülkesi, lideri, sadece Kaddafi, Esad değil, İsrail karşısında en güçlü çıkışları yapabilen ülke, lider çıkışları... Bir yandan da Türkiyeye, iktidarlarına biçilmiş rolleri aynen oynama pozisyonlarının sessizce gündeme giren uygulamalarının sonuçları... Libyada önce Kaddafi ile kuzu sarması ilişkiler, sonra NATOnun müdahalesine sert karşı çıkış, birkaç günün ardından da NATO komuta merkezi İncirlikte, Türkiye askeri müdahalenin doğrudan içinde konumu ile yaşanmış çelişkileri saklamak olası değil...

\n

Dün önce Dışişleri Bakanı Davutoğlunun çok sert çıkışı ile gündeme gelen İsrarile son ültimatomlar... Türk vatandaşlarının ölümlerine karşın özür dilemekte ayak sürten İsraile yönelik uyarıların sonuç vermemesi BM’nin Türkiye’yi zora sokan raporun şoku üzerine, dünyayı da uyarmaya yönelik. İlişkilerin kâtiplik düzeyine düşürülmesi ile başlayan, Gazze ablukasına karşı Uluslararası Adalet Divanına gidilmesine uzanan kararların ilk icraatları ile birlikte gündeme girmesi... Cumhurbaşkanı destekli,BMnin, İsrailin can alan İHH yardım gemisi operasyonu raporunun yok hükmündesayılması... Dış politika uzmanlarınca, Türkiyenin gecikmiş de olsa onurlu kendini savunması olarak değerlendirilse de.. İrana karşı füze kalkanlarının Türkiyeye yerleştirilmesinin kabulü ile birlikte tartışılması talihsizlik... Ortadoğuda emperyal planların adım adım yürütülmesi önceliğinde, kimi vitrin şovlar ötesinde değişiklik olmadığı gerçeği saklanamıyor...

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020