Dünün Sorusu...

27 Eylül 2011 Salı
\n

Gazeteciler her şeyi bilir sanıyorlar ya.. Biliyor görünmek, bilmediğini bilememek gazeteciliğin şanından olsa da.. Dünün en çok sorulan sorusuna yanıt vermeye kalkışan gazeteciyi en azından ben duyamadım, ekranlarda göremedim.. Sakın akıllanmaya, sağduyuyu yakalamaya çalıştığımıza ilişkin bir umuda kapılmayın. İşin aslı, iktidara yalakalaşma yolunda görülmesi gereken haberler ile yok sayılması, en azından hafife alınması gereken haberlerde, otosansürde giderek ustalaşmamız...

\n

Aylar yıllardır beklediğimiz, hak ettiğimizi söylediğimiz, sevindirik olduğumuz, manşetlere çıkardığımız haberden, ünlü derecelendirme kuruluşunun en sonunda kredi notumuzu yükselttiği günden bugüne kaç gün geçti? Anamızın ak sütü gibi hak ettiğimiz iyi hal notumuzla, Türk parası üzerinden yatırım yapılabilir ülke olduğumuzun onaylanmasından düne kadar ancak bir hafta geçti. Güzel haberle piyasalarda dolar ancak bir günlüğüne değer kaybetti. İşin doğası gereği değerlendiği varsayılan Türk Lirasının dolar karşısındaki değer kaybedişi yine fren tutmadan sürdü. Dün Türk Lirası karşısında dolar rekor yükselişini yaşayınca, herkes birbirine dünün en anlamlı sorusunu sorar oldu.. Türk Lirası hak edilen, yılların ürünü ekonomik gelişmelerle, yatırım yapılabilir para olarak yüksek kredi değerlendirme notu alırken, nasıl oluyor da dolar karşısında bu kadar ağır, hızlı, değer kaybediyor? Yetmiyor, iflasta olduğu söyelenen ABnin parası ile bile değer kaybı yaşıyor?

\n

Rekor yükselişi haber yapmama şansı olmayan medyamız elden geldiğince dünya piyasa ekonomilerinin etkisini verip, olumsuz tablo çizmemeye özen gösterirken, hükümet sözcülerimiz kaygı duyulacak bir şey yaşanmadığını, suyun doğal yatağında akışının seyrettiğini söylemekle yetiniyorlar. Merkez Bankasının, hükümetin elindeki silahları henüz kullanmadığının, gereken önlemlerin alınacağının duyurusunu yapıyorlar..

\n

***

\n

Türkiyenin büyüme rekoru kırması haberleri üzerinden yapılan sansasyon, koparılan gürültü daha da büyük oldu. 2011 yılının ikinci yarısına ilişkin öngörüler olumsuz olsa da, ilk yarısında en hızlı büyüyen ülke rekoru öyle siyaseten atlanacak bir başarı değildi.. Başbakan, bakanlar, iç hatta dış kamuoyuna dönük bol bol kampanyasını yapma yarışında, övünme, pay çıkarmada geri durmadı. Ekonomistler yeri geldiğinde aslında hep itiraf ederler, rakamların kullanılmasındaki seçimlerle kara tabloların pembe, pembelerin kara yapılabileceğinin altını çizerler.. Türkiyenin 2011 yılının ilk yarısındaki yüksek büyümesi, aslında ondan önceki bir yarıyıl da değil, uzun yıllar küçülmesinin karşılığı bir sonuçtu.. Ne gam, AKP iktidar süreçlerinin olumsuz gelişmelerini küçük gösterir, olumlu gelişmelerini parlatırsanız, halk kendi yaşamında her şey kötüye gidiyor olsa bile, pembe tablo rüyası görür...

\n

Türkiyenin şu büyüme rekoru efsanesi üzerinden dün kamuoyuna ulaşan bir DİSK araştırmasındaki verilere bir göz atalım.. Yanılmayın sakın; DİSK, muhalif bir işçi konfederasyonu olarak işine gelen verilerle karşımıza çıkmamış. Hepsi de hükümetin ve dünyanın en geçerli, resmi istatistiklerini kaynak yaparak, sadece Erdoğan iktidarları sürecine daha genel bir bakışla yakaşmış. 2011’in \t\tilkyarısında en hızla büyüyen ülke görüntümüzü, ondan önceki 4 yıl boyunca en gerilerde kalan ülke olmaya borçlu olduğumuz gerçeği ortaya çıkmış.

\n

Türkiye 2007-2010 yılları arasında, yıllık ortalama 2.2 büyüme hızı ile, 184 ülke içinde en yavaş büyüyen ülkeler arasında sıralamada 122. olma noktasında. Aynı yıllar için dünya büyüme ortalaması, büyük krize karşın yüzde 3.3 düzeyinde olduğundan dünya ortalamasından da 1.1 puan geride. Kendisi gibi gelişmekte olan ülkeler grubunda büyüme yüzde 6.7 olarak gerçekleştiğinden aynı konumdaki ülkelerin çok gerisinde. Tabii gelişerek büyüyen Asya ülkelerinin yüzde 10.2 ortalamasının çok gerisinde. Krizden en çok etkilenen 31.ülke olmuşuz yani...

\n

Hani Erdoğan hükümetlerinin piyasalar düzeni üzerinden olsun parlak, büyüyen rol model ülke oluşu efsanesi.. Nerede? İnsana dönük gerçek ekonomik büyüme, yatırımlar, işsizlik, cari açık... Olumsuz gidişlere ilişkin tek söz söylemedik bile. Doların bir çırpıda rekor yükselişini piyasalar düzeni elbette, doların ülkesine çekilmesi, ABD borsalarına girme yarışı olarak açıklıyorlar. Ama Türk Lirası üzerinden yatırım yapılabilir ülke olma edinimimizin de değerinin kalmadığını da itiraf ediyorlar. Kredi derecelendirme notumuzun yeniden başka kriterlere göre yükseltilmesine gereksinimimiz olacakmış.. Dün dolar karşısında Türk Lirasının değeri rekor ölçekte düştü. Gidişi durduracak önlemler alınamazsa enflasyon canavarı başta pusuda bekleyen çok fazla sorunumuz var.

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları