Tehdit, nefret, düşmanlık saça saça...

12 Haziran 2018 Salı

Çok doğru, dünya çapında, bilimsel teknolojik devrimlerin tersine, insanlık adına, tüm canlılar, çevrenin katledilmesi içinde, paylaşımda yaşanan akıl almaz kirlilik, kaçınılmaz sonuçlarıyla demokratik kazanımları aşındırıyor. Demokrasi, hak-hukuk düzenlerinde erozyon, otoriterleşme eğilimleri, sermayenin giderek daha acımasız az ellerde toplanması, insanlığın çoğunluğu için yoksullaşma, yoksunlaşmayı katlanılmaz kıldığı ölçeklerde, giderek kirlenen sermaye çıkarları adına siyasal yönetimlerde otoriterleşmeyi kaçınılmaz üretiyor.
Yine de evrensel haksızlık, hukuksuzluklar içinde en acımasız yöntemlerle işgal edilen topraklarda yaşayan halklara ödetilen bedeller ile, göreceli demokrasi, hak-hukukun işlerliğinin ayakta tutulabildiği ülkeler koşulları arasında uçurum, farklılıklar var. Irak-Suriye-Afganistan topraklarında yaşayan insanlara ödetilen, sonu gelmeyecekmiş gibi işgal sonrası yaşatılan insan hakları, can, mal kayıpları, her türden canlı varlık, doğa katliamları, iç savaş bataklığında.. nefes alınabilecek koşullar için ufukta ışık yok. Yetmiyor, çevre ülkeler aynı bataklığın içine, aynı acımasızlıkta çekiliyor...
Türkiye’yi Pakistanlaştırmak ya da örneğin Amerika’nın daha Osmanlı yıkılmadan önceki süreçlerde kopyaları çok yayımlanmış haritalarla, Anadolu topraklarını da parçalama, Ortadoğu üzerinden yetmez, Akdeniz kuşatmasında enerji kaynakları odaklı kuşatma, yok sayma düşleri, olmadı bir daha bir daha gündeme sokuluyor. Zaman zaman emperyal çıkarlar odaklı, Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik saldırı ataklarının, kurtuluş, kuruluş, Atatürk devrimleri, laik Cumhuriyet kazanımlarına, rejimi demokrasi olan ülkelerden gelmesi başka. Türkiye Cumuriyeti’nin terör üzerinden parçalanması oyunlarını bozma adına, Pakistanlaştırmadan beter dibe çekebilecek siyasal İslamcı, ırkçı tuzaklarda, kazanılmış uygarlaşma, demokratikleşme süreçlerinden, Cumhuriyet kazanımlarından çok gerilere çekebilecek, en kötüsünden ucube bir başkanlık, tek adam, en kirlisinden, güçler ayrılığı, bağımsız yargı, kamu yönetiminden koparacak otoriterleşme rejimine mahkûm etmek çok başka.

***

Çok şükür ki, Cumhuriyet kazanımları ile ülkemizde yürünmüş yollar, Anadolu uygarlığı, aydınlanması birikimleri sentezi ile, gerçek demokrasi bilincinde pek çok sorunumuz olsa da Türkiye’yi Pakistanlaştırma planları kolay kolay tutabilecek gibi değil. İktidarlarının Fetullah cemaati ile siyasal ortaklık hesaplarında, Irak işgaline onay verenler olarak, Saadet Partisi’nden kopmuş olarak kardeş kardeş yürüdükleri yıllarda, izlenen politikalara ilişkin kaygılar tartışmalarında, oturum aralarında kimi yandaş bilim insanlarının “Boşuna korkuyorsunuz, zaten geç kalmışız” sözleri ile kasıtlarının uyutma, toplumsal tepkileri önleme amaçlı tuzak olabileceğini düşünürdüm.
Terör üzerinden üretilmiş en kirlisinden emperyal çıkar savaşları tuzaklarında, “dindar-kindar nesiller” yetiştirme projeleri ile, çevremizi kuşatan en çağdışılığa, yüzyıllarca gerilere, iç savaş bataklıklarına çekilme oyunlarında işler sarpa sardığında.. Terörün örgütlenmelerinin kimlikleri, tarafları değiş tokuş edilerek yaşananlarda.. Kutsal ortaklıklar en kirlisinden yeni terör örgütleri, eylemleri üretilmesine geçişleri üretirken.. Roller, ittifaklar tepetaklak, eski ortakların en vahşisinden aynı eller tarafından kurdurulmuş terör örgütlerinin en kanlısı olabilmeleri işten bile değil...
İşin gerçeği, seçimin gerçek gündemini, tehdit, nefret, düşmanlık saça saça yürünmek istenen yolun görülmemesi adına oynanan oyunlar, tuzakları hafife alacak lüksümüz yok. En acısı henüz yürürlükte olan anayasal, demokratik düzen içinde, medyanın yüzde doksan beş üstü, bu en ucube diktatoryal gidişte kullanılmasının boyutlarında gelinen nokta. Evrensel, bilimsel ölçeklerle nefret ve düşmanlığı üreten bir medya güdüleme gerçeği, gücü ile yüz yüzeyiz...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Akıl ne söylüyor? 3 Ağustos 2021