Çöküş

13 Haziran 2021 Pazar

AKP, siyasete çöktü.

Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ne istediler de vermedik!” dediği Gülen cemaati, siyasete ve orduya çöktü. 

Kumpaslarla yargı ve ordu çöktü.

Cemaatin medya organı Taraf ile gazetecilik çöktü.

Hukuksuzluk, mahkeme salonlarına çöktü.

Holding medyası devlet ihalelerine çöktü.

Gazeteci görünümlü yandaşlar medyaya çöktü.

Liberaller, kültür dünyasına çöktü. 

AKP severlik liberallere çöktü.

Gezi ile birlikte AKP’nin demokrasicilik oyunu çöktü.

Magandalar sokaklara çöktü.

Vicdansızlık, ruhlara çöktü.

Lümpen sevicilik topluma çöktü.

Ilımlı İslam politikası çöktü.

Recep Tayyip Erdoğan’ın BOP eşbaşkanlığı çöktü.

Açılım politikası çökünce, AKP ile 2. Cumhuriyetçi liberallerin işbirliği de çöktü.

Dershane krizi ve yolsuzluk operasyonu ile AKP-cemaat ortaklığı çöktü.

15 Temmuz’da FETÖ, Türkiye’ye çökme girişiminde bulunup kendisi çöktü.

Öğrenilmiş çaresizlik, neye uğradığını şaşıran vatandaşa çöktü.

Beceriksizlik, muhalefete çöktü.

Şakşakçılık, çıkar peşindeki ünlülere çöktü.

Deprem vergileri ile yol ve köprü yapıldı denirken, depremle birlikte yollar ve köprüler çöktü.

Dolar, ekonomiye çöktü. 

Ekonomi çökünce borsa ve TL çöktü.

128 milyar dolara adı bilinmeyen zenginler çöktü.

Açlık, yoksul evlere çöktü.

İşsizlik, garibana çöktü.

Nepotizm, tüm özel ve kamusal alana çöktü.

Yalan, dolan, talan iş dünyasına çöktü.

İktidar kibri, ilçe teşkilatlarına kadar AKP’ye çöktü.

“Benim memurum işini bilircilik”, yönetim kademelerine çöktü.

Bilimdışı hurafeler akademiye çöktü.

Atanmış AKP’liler, üniversite yönetimlerine çöktü.

KHK’ler, üniversiteye çöktü.

İmam hatip okulları eğitime çöktü.

Halkbank skandalı dış politikaya çöktü.

Suriye politikası çöktü.

Tek amacı, iktidarın İhvancı politikalarını pazarlamak olan yeteneksizler, deneyimli diplomatların yerine çöktü. 

AKP trolleri sosyal medyaya çöktü.

Şahsım devleti, yasama, yürütme ve yargıya çöktü.

Cumhuriyet savcılarına korku çöktü.

Adam kayırma adalete çöktü.

Atatürk ve laik Cumhuriyet düşmanı imamlar Ayasofya’ya çöktü.

Cehalet topluma çöktü.

Yobazlık hayatımıza çöktü.

Yağma, vatanın her karışına çöktü.

Eski bakanlar marinalara, kamu arazilerine çöktü.

İktidar medyaya, medya sahipleri devlet bankalarının kredilerine çöktü.

Sermaye, doğaya çöktü.

Müsilaj, Marmara’ya çöktü.

Çifte maaş alan kamu görevlileri devlet kurumlarına çöktü.

Tarikat-siyaset-ticaret ağı ülkeye çöktü.

Tarikatlar, bakanlıklara çöktü.

Beşli çete, değerli arazilere çöktü.

Mafya, devlete çöktü.

Mafya liderleri ve siyasetçiler, birbirinin boğazına çöktü.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, sosyal medyaya çöktü.

Bütün bu yaşananların hepsinin temel nedeni ne? 

AKP, KARABASAN GİBİ TÜRKİYE’YE ÇÖKTÜ!

Laiklik karşıtı odak olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından oybirliği ile karara bağlanan bir parti, 19 yıldır Türkiye’ye siyasal İslamı dayatıp rejimi değiştirdi, “Şahsım Devleti”ni kurup ülkeyi baştan aşağı yozlaştırdı.

Enkaz altında kalmaya ramak kala...

Bu seri çöküşün sonunda Türkiye’nin bütünüyle çökmemesi için tek yol var: 

Savcıların görevini yaparak soruşturma başlatması ve halkın önüne seçim sandığının konulması!

Bütünüyle emir-komuta zincirine giren bir sistemde, bunca vahim iddia karşısında soruşturma açacak bir Cumhuriyet Savcısı henüz çıkmadı. Herkes biliyor ki “Şahsım Devleti”nde Erdoğan talimat vermeden kimse harekete geçemez...

Sedat Peker’in Türkiye’yi sarsan iddialarının araştırılması için CHP ve HDP’nin TBMM’de ayrı ayrı verdikleri önergeler de AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Yolsuzluğun, otoriterliğin had safhaya vardığı bir ülkede seçim yapılır mı, yapılırsa adil bir seçim olur mu? Bunlar da tartışma konusu.

İktidarın geçen belediye seçimlerinde yaptıklarına tanık olduk. Aynı hukuksuz müdahaleleri tekrar deneyeceğine hiç kuşkum yok ama yine de İstanbul, Ankara, Antalya gibi merkezler başta olmak üzere alınan sonuçlar da ortada. Pes etmeden mücadele etmek ve sonuna kadar sandığa sahip çıkmak zorunlu. 

Ancak iktidar sözcüleri, seçim 2023’te diyerek erken seçimden de kaçıyor. Bu çok ciddi bir devlet krizidir. Millet İttifakı’nın inisiyatif alarak toplumun her kesimiyle bir araya gelip erken seçim için baskıyı artırması ve Kanal İstanbul için kazma vurulduğu an iktidarı meşrulaştırmayı bırakıp sine-i millete dönmesi gerek.

Bu yapılmazsa Türkiye, çöküşün altında tümüyle enkaz haline gelecek!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Şiddet dolu bir distopya 18 Temmuz 2021