Köşe Yazısı

A+ A-
Aykut Küçükkaya

Sanatçı olabilmek...

19 Ağustos 2019 Pazartesi

Bayram günlerini bitirdik. Okurumuzun karşısına her gün özel haberlerle çıktık. “Medipol’e bir kıyak daha”, “Koza’dan AKP çıktı”, “Peninsula’nın özel konukları”, Kirazlı’dan da AKP çıktı”, “Canımız yandı uçaklar yattı”, “Yüzsüzlüğün bu kadarı: Rüşvet sözleşmede”, “Satmaya doymadılar” manşetleri Cumhuriyet’in habercilik, muhabirlik gücünü gösterdi...

Bir ağaç, bir piyano ve bir sanatçı...
Ülkenin kalbi bir süredir Kaz Dağları’nda atıyor. Yazı dizisiyle ve haberlerimizle çevrecilerin sesi olmaya, onların “Kaz Dağları sahipsiz değildir” çığlığını sayfalarımızda yansıtmaya çalışıyoruz. Dün binlerce insan bir kez daha Kaz Dağları’na sahip çıktı. Binler, dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say’ın Kaz Dağları için verdiği konserdeydi.
Bir ağacın gölgesi, bir piyano ve bir sanatçı!.. Ece Dağıstan Say’ın Nâzım Hikmet’ten esinlenerek “bir ağaç gibi tek ve hür” sözleri Kaz Dağları’ndaki konseri özetlerken Fazıl Say, bir pazar sabahı bir dağın yamacına akan binlere şöyle seslendi:
“Bugün doğayı korumak için bu kadar kalabalık olması, bu kadar aydının bir araya gelmesi beni çok heyecanlandırdı, mutlu etti. Onur duydum Türk halkıyla bugün. Aslında Kaz Dağları için başlatılan kampanyanın 24’üncü gününde, ilk gününden itibaren doğayı savunanlara da bir teşekkür etmek isterim. Onlar hepimizi yönlendirdiler ve konserin olmasına da ilham kaynağı oldular. Bu gezegende insanlar olarak bitkiler, hayvanlar, hep beraber gelecek için bir şey bırakmak istiyorsak, korumak zorundayız. Yaşatmaktan yana olmalıyız. Müzik de zaten bunu anlatıyor diye düşünüyorum...”

‘Bari oksijeni bize bırakın!..’
Geçen hafta siyasi haberlerle gündem yaratan arkadaşlarımız, sanatçılarımızla söyleşiler de gerçekleştirdi. Sahnede yarım asır deviren Edip Akbayram, aydın insanı” şöyle tanımlıyordu:
“Aydın insan, gördüklerini, yaşadıklarını dillendirmeli; haksızlığa karşı dik durmalı, konuşmalıdır hem de yüreklice. Ben şunu söylüyorum: Bedel ödenecekse yine bedel öderiz. Bu ülke benim ülkem. Bir başka Türkiye yok. Bu cennet vatan bizim vatanımız. Ona kötülük etmeye hiçbir kimsenin hakkı yok.”
Şevval Sam ise gazetemize verdiği röportajda, “Artık sadece kapitalizme karşı savaşılması gerekiyor. Neye karşı geleceğimizi şaşırdığımız bir dönem yaşıyoruz, bari oksijenimizi bize bırakın!” diyerek sanatçı duyarlılığıyla isyan ediyordu...

O büyük güç...
İktidarı, siyasi gücü elinde tutanların anlamak istemediği bir şey var: “Sanat ve sanatçının gücü...

Evet... Er ya da geç “ülkesinin talan edilmesine izin verenler ya da buna ses çıkarmayanlar” değil, inadına çevresine sahip çıkanlar ve hiçbir çıkar gütmeden halkının iyiliği için mücadele veren “o büyük güç” kazanacak.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Edip Akbayram, Şevval Sam